Yerel Demokrasiye Müdahale: Kayyım Atamaları 12 Belediyeye Ulaştı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İçişleri Bakanlığı, son dönemde yerel yönetimlere yönelik kayyım atamalarını hızlandırarak, özellikle DEM Parti ve CHP yönetimindeki belediyelere müdahalelerde bulunmaya devam ediyor. Bu süreçte, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyımlar atanıyor. Bugün itibarıyla Kars’ın Kağızman Belediyesi’ne de kayyım atanmasıyla, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana kayyım atanan belediye sayısı 12’ye ulaştı.

Bu atamalar, yerel demokrasi ve seçilmiş temsilcilerin yetkileri üzerinde tartışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle DEM Parti yönetimindeki belediyelere yönelik müdahaleler, siyasi dengeler ve hukuki süreçler arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor. Örneğin, Hakkari Belediye Eş Başkanı Sıddık Akış’ın tutuklanması ve ardından 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılması, kayyım atamalarının gerekçelerinden biri olarak gösterildi. Benzer şekilde, CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanması ve yerine kayyım atanması, bu sürecin farklı partilere de yansıdığını gösteriyor.

Mardin, Batman, Urfa, Dersim, Ovacık ve Van gibi çeşitli illerdeki belediyelere yapılan kayyım atamaları, yerel yönetimlerin merkezi otorite tarafından denetlenmesi ve kontrol altına alınması olarak yorumlanıyor. Ancak bu uygulamalar, seçilmiş yerel yöneticilerin halkın iradesiyle göreve geldiği gerçeğini göz ardı ederek, demokratik süreçlerin işleyişine gölge düşürüyor.

Özellikle Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın “örgüte yardım etmek” iddiasıyla hapis cezası alması ve ardından belediyeye kayyım atanması, bu tür müdahalelerin siyasi ve hukuki boyutunu bir kez daha gündeme getirdi. Aynı şekilde, Mersin Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız’ın tutuklanması ve belediyeye kayyım atanması, bu sürecin ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor.

Son olarak, Kars’ın Kağızman ilçesine kayyım atanması ve Belediye Eş Başkanı Mehmet Alkan’ın “örgüt üyeliği” iddiasıyla hapis cezası alarak görevden alınması, bu uygulamaların devam edeceğine işaret ediyor. Bu durum, yerel yönetimlerin özerkliği ve demokratik işleyişi üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, hukuki süreçlerin siyasi sonuçlarla iç içe geçtiği bir tablo ortaya koyuyor.

Kayyım atamaları, bir yandan hukuki gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılırken, diğer yandan siyasi muhalefetin yerel düzeydeki temsil gücünü zayıflatma amacı taşıdığı iddialarını da beraberinde getiriyor. Bu süreç, Türkiye’nin yerel yönetimler ve demokrasi anlayışı üzerinde derin izler bırakacak gibi görünüyor.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.