Suriye’de Cihatçı Grupların Alevilere Yönelik Katliamları Devam Ediyor: 24 Saatte 158 Can

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Suriye’de yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları, özellikle Alevi toplumu başta olmak üzere, birçok mazlum halkın yaşamını derinden etkilemeye devam ediyor. Son dönemde, cihatçı grupların Alevilere yönelik saldırıları, bölgedeki kırılgan demografik yapıyı daha da tehdit eder hale geldi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), HTŞ gibi cihatçı örgütlerin Alevi nüfusa yönelik katliamlarının devam ettiğini ve son 24 saat içinde Tartus, Lazkiye ve Hama gibi kıyı şehirlerinde gerçekleşen üç ayrı saldırıda 158 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bu saldırılar, sadece bireysel şiddet eylemleri değil, aynı zamanda bir halkın kimliğini ve varlığını hedef alan sistematik bir yok etme politikasının parçası olarak görülüyor.

Humus ve Dera’nın Hîrakê kentinde silahlı grupların dört kişiyi öldürmesi, Dêrazor’a bağlı Kebacib ve Beşri beldelerinde mayın patlamaları sonucu bir çocuk dahil dört kişinin hayatını kaybetmesi ve İdlib’in doğusundaki Şeyh İdris beldesinde bir kişinin katledilmesi, bu şiddetin ne kadar yaygın ve acımasız olduğunu gösteriyor. Humus’ta iki gün önce kaybolan bir kişinin cansız bedeninin Nesara vadisinde bulunması ve vücudunda kurşun izlerine rastlanması da, bu vahşetin boyutlarını bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu olaylar, Suriye’deki iç savaşın sadece siyasi veya askeri bir çatışma olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği bir ortamda, güç odaklarının halkları birbirine karşı kışkırtarak kendi iktidarlarını sürdürme çabası olduğunu gösteriyor. Cihatçı gruplar, mezhepsel gerilimleri körükleyerek bölgedeki istikrarsızlığı artırma ve kendi varlıklarını meşrulaştırma stratejisi izliyor. Ancak bu saldırılar, aslında daha geniş bir sistemin parçası olarak, halkların birliğini bozma ve ezilenlerin direnişini kırma amacı taşıyor.

Bu süreçte, halkların birliğini savunan ve eşitlikçi bir toplum mücadelesini öne çıkaran bir perspektif, Suriye’deki trajedinin çözümü için hayati öneme sahip. Ezilenlerin, kendi kaderlerini tayin etme hakkını savunmak ve şiddetin her türlüsüne karşı çıkmak, bu tür katliamların son bulması için atılması gereken adımların temelini oluşturuyor. Uluslararası toplumun bu tür insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalması, bu tür örgütlerin cesaretini artırıyor. Bu nedenle, halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesini destekleyen bir anlayış, Suriye’deki krizin çözümü için en insani ve adil yol olarak öne çıkıyor.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.