TÜİK’in son açıkladığı ilk çeyrek verileri kağıt üzerinde işsizliğin düştüğünü söylese de, madalyonun arkasındaki gerçek çok daha karanlık. Halk gençliği, geçim kıskacı ve “geleceksizlik” sendromu arasında sıkışmış durumda. Geniş tanımlı genç işsizliği alarm verirken, yüz binlerce genç artık iş aramaktan bile umudunu kesmiş durumda.
Ekonomik krizin faturasını en ağır ödeyen kesimlerin başında gelen halk gençliği, 2026 yılına da derinleşen bir güvencesizlik ve geleceksizlik hissiyle girdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son açıkladığı verilerde manşet işsizlik oranı %8,2’ye gerilemiş gibi görünse de, bu düşüşün arkasında istihdamın artması değil, gençlerin işgücü piyasasından tamamen çekilmesi yatıyor. Geniş tanımlı atıl işgücü oranının %30,4’e fırlaması, memleketteki her 3 gençten birinin aslında atıl durumda olduğunu gözler önüne seriyor.
Halkın içinden gelen, asgari ücretle ev geçindirmeye çalışan ailelerin çocukları için durum artık bir “hayatta kalma” mücadelesine dönüşmüş durumda. Sokakta, kampüste, atölyede ve kahvehanelerde gençlerin ortak feryadı aynı: “Ne okuyabiliyoruz ne de geleceğe dair bir plan yapabiliyoruz.”
Okul Masrafı Ağır, Diplomanın Karşılığı Yok
Üniversite mezunu olmak artık iş bulmanın değil, “eğitimli işsiz” olmanın ilk adımı haline geldi. Halk çocukları için üniversite okumak, aile bütçesinde devasa bir delik açmak anlamına geliyor. Kira fiyatları, yurt yetersizlikleri ve tırmanan enflasyon nedeniyle birçok genç eğitimini yarıda bırakıp güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Mezun olanlar ise kendi alanlarında iş bulamadığı için kuryelik, tezgahtarlık ya da çağrı merkezi işçiliğine mahkum ediliyor.
TÜİK verilerinde genç nüfustaki işsizlik oranının %15,2’de çakılı kalması ve kadın gençlerde bu oranın %20,4’e fırlaması, gençliğin potansiyelinin nasıl heba edildiğini gösteriyor.
“İş Arıyorum Ama Umudum Yok”
Gazetemize konuşan 23 yaşındaki üniversite mezunu Ahmet K., aylardır iş aradığını ama artık ilanlara bakacak enerjisinin kalmadığını söylüyor:
“TÜİK’e göre ben artık işsiz sayılmıyorum galiba, çünkü son bir aydır başvuru yapmayı bıraktım. Yol parası, mülakat kıyafeti bile maliyet oldu. Babam emekli ama yetmiyor, o da çalışıyor. Ben evde otururken babamın işe gitmesi ağrıma gidiyor. Biz sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz, yaşamak bu değil.”
Genç Kadınlar Ev Gencine Dönüşüyor
Kriz dönemlerinde işgücü piyasasından ilk elenenler her zaman olduğu gibi yine genç kadınlar oluyor. İstihdam alanlarının daralması ve sosyal güvencesizlik yüzünden yüz binlerce genç kadın “ev genci” (ne eğitimde ne istihdamda olan) kategorisine itiliyor. Genç kadınlar arasındaki işsizliğin %20’yi aşması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kriz anlarında nasıl derinleştiğinin en somut kanıtı.
Gençlik Ne İstiyor?
Halk gençliğinin talepleri aslında lüks değil, insani temel haklardan ibaret:
Güvenceli ve İnsani İstihdam: Karın tokluğuna, sendikasız ve güvencesiz çalıştırılmaya son verilmesi.
Eğitimde Fırsat Eşitliği: Barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların devlet tarafından ücretsiz karşılanması.
Liyakat: İşe alımlarda mülakat torpillerinin kaldırılması, geleceğe dair umutların yeşertilmesi.
TÜİK’in rakam oyunları sokaktaki gerçeği gizlemeye yetmiyor. Atıl işgücü oranının %30,4’e ulaştığı bir ülkede gençliği üretimin, bilimin ve geleceğin dışına itmek, ülkenin yarınını ipotek altına almaktır. Halk gençliği sadaka ya da geçici çözümler değil; güvenceli bir gelecek, adil bir gelir dağılımı ve insanca yaşayabileceği bir memleketi hakkı olarak talep ediyor.
