ABD-İsrail’in İran saldırısı İstanbul’da protesto edildi

IMG_3494

ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırıları 8. gününde devam ederken, İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri (İEBDG) saldırıların 7. gününde Levent Metro İstasyonu’ndan İsrail Konsolosluğu’na yürüyüş düzenlendi. Saldırılar protesto edildi.

İEBDG tarafından yapılan “Emperyalist-Siyonist saldırganlığa derhal son verilsin! İran ve Lübnan halklarının yanındayız!” başlıklı açıklamada, “ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılar günlerdir devam ediyor. ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek için halklara ölüm ve yıkım dayatıyor. Bu saldırganlık şimdi Lübnan’a da yönelerek bölgesel bir savaşın kapısını aralıyor.” ifadelerine yer verildi.

İran’a yönelik saldırılarda pek çok okul, hastane ve yerleşim alanının bombalandığı belirtilen açıklamada; “İran’ın Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda yüzlerce öğrenci kız çocuğu ve öğretmen hayatını kaybetti. Başkent Tahran’da ise Gandhi Hastanesi vuruldu. Saldırı sonucunda çok sayıda sağlık çalışanı yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı ve hastane kullanılamaz hale geldi. Bu saldırılar sivillerin doğrudan hedef alındığını göstermektedir. ABD savaş bakanının yaptığı açıklamalar yürütülen saldırının niteliğini açık biçimde ortaya koymaktadır. ABD savaş bakanı açıkça ‘İran paket oldu’, ‘Başkentlerinin üzerinde uçuyoruz, gökyüzünden ölüm ve yıkım yağdırıyoruz’ diyerek yürütülen saldırının nasıl bir barbarlık olduğunu ilk ağızdan ilan etti. ABD emperyalizmi on yıllardır Ortadoğu’yu savaş alanına çevirmiştir. Gazze’de uygulanan soykırım, Lübnan’a yönelik saldırılar ve bugün İran’a yönelen bombardıman aynı emperyalist savaş politikasının parçalarıdır” denildi.

Siyonist İsrail devletinin, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu ve tetikçisi olduğuna işaret edilen açıklamada; “Nükleer silaha sahip olan Siyonist İsrail’in, ‘İran nükleer silah geliştiriyor’ bahanesiyle üstelik müzakereler sürüyorken saldırı düzenlemesi tam anlamıyla sahtekârlıktır, alçaklıktır. Dünyayı nükleer silahlarla dolduranlar, önce kendi cephaneliklerini ortadan kaldırsınlar! Bugün yaşanan saldırganlık yalnızca İran’ı ya da Lübnan’ı hedef almıyor. Bu savaş politikaları bir NATO ülkesi olan ve NATO’nun en büyük askeri güçlerinden birine sahip Türkiye olmak üzere tüm bölge halklarını ateşin içine çekme tehdidi taşıyor. ABD’nin ve NATO’nun Ortadoğu’daki üsleri bu savaşta aktif olarak kullanılıyor. Türkiye’de bulunan İncirlik ve Kürecik üsleri bu saldırganlık zincirinin bir halkası olma potansiyeli taşıyor. ABD’nin ve NATO’nun bölgedeki gözü kulağı olan İncirlik ve Kürecik üsleri derhal kapatılsın” ifadelerine yer verildi.

“İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bizler, bu toprakların emperyalist saldırılar için kullanılmasına karşıyız! Türkiye halklarının bu kirli savaşın bir parçası haline getirilmesine izin vermeyeceğiz! Emperyalistler her zaman olduğu gibi ‘özgürlük’, ‘demokrasi’ ve ‘güvenlik’ söylemleriyle saldırılarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa yakın geçmişte Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de ve Filistin’de gördük: Emperyalizm halklara özgürlük değil yıkım getirir; Emperyalizm demokrasi değil işgal getirir; Emperyalizm barış değil savaş getirir. Ortadoğu halklarının kaderini belirleme hakkı ne ABD’nin ne de İsrail’in haddinedir. Her ülkenin halklarının, işçilerinin, emekçilerinin, ezilenlerinin kendi kaderlerini belirleme hakkı kendilerine aittir. Bu hak emperyalist bombalar altında belirlenemez” denilen açıklamada İran ve Lübnan halklarının emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı direnişinin meşru olduğu vurgulandı

Bugün emperyalist saldırganlığa karşı ses çıkarmanın; işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve tüm ezilen halkların ortak çıkarına olduğu belirtilen açıklamada şunlar söylendi; “Emperyalizme karşı mücadele büyütülmeden emperyalist savaş politikaları durdurulamaz. Biliyoruz ki Ortadoğu’nun kaderi savaş uçaklarıyla değil, halkların ortak mücadelesiyle belirlenmiştir, bugün de böyle belirlenecektir. Gazze’de, Lübnan’da, İran’da ve dünyanın dört bir yanında emperyalist saldırganlığa karşı yükselen sesler bize gösteriyor ki halkların dayanışması bu karanlığı yenecek güçtedir.”

Exit mobile version