Akdeniz’de yaşanan bu trajedi, kapitalist sistemin yarattığı eşitsizliklerin ve emperyalist politikaların sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Mülteciler, yaşadıkları coğrafyalarda sömürülen, savaşa ve yoksulluğa mahkum edilen insanlar olarak, umutlarını batıya bağlamış durumda. Ancak bu umut, çoğu zaman ölümle sonuçlanan tehlikeli bir yolculuğa dönüşüyor.
İtalyan güvenlik güçlerinin kurtardığı 10 kişi ve cansız bedenlerine ulaşılan 6 kişi, bu sistemin acımasız sonuçlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kaybolan 40 kişinin akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Bu insanlar, emperyalist güçlerin Ortadoğu ve Afrika’daki müdahaleleri sonucu yerlerinden edilmiş, yaşam mücadelesi veren insanlar.
Tunus’un Sfaks kentinden yola çıkan 56 kişi, aslında dünya genelinde milyonlarca insanın yaşadığı trajedinin küçük bir örneği. İtalya İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, bu yılın ilk üç ayında 8 bin 743 mültecinin İtalya’ya ulaşması, sorunun boyutunu gösteriyor. Ancak bu sayılar, buzdağının sadece görünen kısmı. Uluslararası Göç Örgütü’nün verileri, yalnızca bu yılın ilk üç ayında 140 mültecinin Orta Akdeniz’de kaybolduğunu ortaya koyuyor.
Bu trajediler, kapitalist sistemin adaletsizliğini ve emperyalist politikaların yıkıcı etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Mültecilerin yaşadığı bu acılar, ancak sömürüye ve eşitsizliğe dayalı sistemler ortadan kalktığında son bulacaktır. İnsanlık, ancak bu tür sistemlerin yerine adil ve eşitlikçi bir düzen kurulduğunda gerçek anlamda özgürleşebilir.
