İzmir Aliağa Gemi Söküm Bölgesi’nde faaliyet gösteren bazı işletmeler hakkında, çevre ve deniz kirliliğine neden olduklarına dair ciddi iddialar ortaya atıldı. Bölgedeki çevre savunucuları, yaşanan kaza ve sızıntı iddialarının acilen soruşturulması çağrısında bulunuyor.
Türkiye’nin gemi geri dönüşüm merkezi Aliağa, son dönemde çevresel güvenlik tartışmalarıyla yeniden gündemde. AB listesinde yer alan Avşar Gemi Söküm tesisinde tanımlanmayan sıvı maddelerin denize deşarj edildiği; öte yandan Leyal Tersanesi’nde bulunan bir geminin, AB onaylı olmayan Metaş tesislerinde sökülmesi planlanan bir petrol platformuna çarpması sonucu denize petrol sızıntısı karıştığı iddia edildi.
İddiaların Odağındaki Tesisler
Bölgedeki kaynaklardan yansıyan bilgilere göre, söz konusu olaylar gemi söküm süreçlerindeki denetim mekanizmalarının etkinliğini yeniden tartışmaya açtı. İddialara göre:
• Avşar Gemi Söküm: Tesiste gerçekleştirilen işlemler sırasında kimyasal içeriği belirlenemeyen sıvıların arıtılmadan denize bırakıldığı öne sürülüyor. Bu durumun, deniz ekosistemi üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabileceği ifade ediliyor.
• Leyal ve Metaş Hattı: Leyal Tersanesi’ndeki bir geminin, AB standartlarına uygun olmayan Metaş tesisine taşınan bir petrol platformu ile çarpışması, bölgede “petrol sızıntısı” paniğine yol açtı. Petrol kalıntılarının denize sızdığına dair görgü tanıklarının ve yerel platformların beyanları, çevre örgütlerini harekete geçirdi.
“Denetimler Yetersiz mi?”
Avrupa Birliği’nin (AB) gemi geri dönüşüm tüzüğü kapsamında “onaylı tesisler” listesinde bulunan işletmelerin, bu tür çevresel kazalarla anılması, AB Komisyonu nezdindeki sertifikasyon süreçlerini de riske atıyor. 2026 yılı itibarıyla Ege Çelik gibi tesislerin benzer gerekçelerle AB listesinden çıkarılması, bölgedeki diğer tesisler üzerindeki baskıyı artırmış durumda.
Konuyla ilgili görüşüne başvurulan çevre uzmanları, “Aliağa, Avrupa’nın gemi söküm yükünü çekerken aynı zamanda uluslararası standartlara uyum sağlamak zorunda. Ancak sahadaki iddialar, kâğıt üzerindeki denetimlerin yeterince caydırıcı olmadığını gösteriyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Resmi Makamlar Sessizliğini Koruyor
Söz konusu olaylarla ilgili henüz ne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ne de Aliağa yerel yönetiminden resmi bir açıklama geldi. Bölgedeki sivil toplum örgütleri ise, yaşanan sızıntıların acilen numune alınarak raporlanmasını ve sorumlular hakkında 2872 Sayılı Çevre Kanunu kapsamında en ağır yaptırımların uygulanmasını talep ediyor.
