Kadıköy Belediyesi’nin depolarını boşaltma kararını direnişle erteletseler de zabıta tarafından el konulan çekçeklerini alamadıklarını belirten geri dönüşüm işçisi Veysel Aytar, “İşe gidemediğim her gün epilepsi hastası kızımın tedavisinden gidiyor” dedi.
Geri dönüşüm işçilerinin, Kadıköy Belediyesi tarafından “kentsel dönüşüm” adı altında Fikirtepe’de bulunan depolarını zorla tahliye etme kararına karşı direnişi şimdilik sonuç verdi.
Belediyenin 21 Aralık’ta yaptığı tebligatta, işçilerin depoyu boşaltmaları için 25 Aralık gününe kadar süre verilmişti. Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendilioğlu’nun işçiler adına yaptığı görüşmelerde, Kadıköy Belediyesi’nin boşaltma talebinin adresi olarak gösterdiği Kadıköy Emniyet Müdürlüğü böyle bir tasarrufları olmadığını belirterek bu hususu yalanlamıştı. Belediyenin emniyete, emniyetin ise belediyeye topu attığı bir atmosferde basın açıklaması yapan işçiler, ekmek teknelerinden vazgeçmeyeceklerini kamuoyuna duyurmuştu.
5 gün süren görüşme trafiğinin sonucunda belediye boşaltma kararını şimdilik durdurdu. Bu durdurma kararıyla rahat bir nefes alan geri dönüşüm işçileri, ANF’ye konuştu.
İşçiler, 21 Aralık günü polis eşliğinde depoya gelen zabıta ekiplerinin çekçeklerine el koymasıyla günlerdir işe çıkamadıklarını vurgulayarak, “Sadece bizi değil, ailelerimizi de mağdur ettiler” dedi.
‘ZABITALAR ARKADAŞLARIMIZIN BİR AYLIK MALINA EL KOYDULAR’
Geri dönüşüm işçilerinden Mahmut Ay, yıllardır hurdacılık yaparak ve çekçek çekerek hayatını kazandığını anlattı. Fikirtepe’de bunca bina varken, Kadıköy Belediyesi’nin kentsel dönüşüm adı altında depolarını hedef aldığını hatırlatan Ay, “21 Aralık günü polis ve zabıta ekipleri gelip depoyu boşaltmamızı istediler. Bize mühlet tanımalarını istedik ancak zabıtalar dinlemedi ve depo içindeki mallarımıza el koydular. Arkadaşların bir aylık malını aldılar. Boş torbalarımız dahil her şeyimizi zorla alıp gittiler ve depoyu tümüyle tahliye etmemiz için 25 Aralık gününe kadar süre verdiler” dedi.
‘DEPREM DENİLEREK BOŞALTILMAK İSTENEN DEPONUN ÇATISI YOK Kİ BAŞIMIZA DÜŞSÜN!’
Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nin yaptığı görüşmeler sonucunda belediyenin şimdilik boşaltma kararını ertelediğini dile getiren Ay, ancak bunun yeterli olmadığını, kararın tamamen durdurulmasını talep ettiklerini vurguladı.
Çoğu kişinin ailelerini geçindirmek için Riha’dan İstanbul’a gurbete geldiğini anlatan Ay, “İşçilerin çoğu Urfa Siverek’ten geliyor. Bingöl’den ve Nevşehir’den de çalışmak için gelen arkadaşlar var. Hepimiz Fikirtepe’de kalıyoruz. Ama burayı da kentsel dönüşüm kapsamına almışlar ve nedense ilk bizim depomuza yöneldiler. Oysa depo, gördüğünüz gibi toplanma alanından farksız. Herhangi bir depremde üstümüze düşme tehlikesi olan bir çatısı bile yok. Biz bu haksız ve hukuksuz kararı kabul etmiyoruz. Sonuçta bizim yaptığımız işin hem doğaya hem de ekonomiye katkısı var. Hiç kimseden de bir şey istemiyoruz, sadece bizi rahat bıraksınlar o kadar. Belediye sorumluluğu emniyete, emniyet belediyeye atıyor. Bu arada bizi oyalıyorlar ve mallarımıza el koyuyorlar. Fikirtepe’de 20 depo var ve her depoda 10 işçi yatıp kalkıyor. Buradaki depoyu yıkmak istediler, biz de direndik. Bize 3 gün müddet vererek geri çekildiler ama 3 depodaki malları aldılar. Şimdi de boşaltma işlemini durdurdular ama 4 Ocak 2026 tarihinde tekrar geleceklerini belirttiler. Tekrar gelirlerse yine direneceğiz” vurgusunda bulundu.
‘ÇEKÇEKİME EL KOYARAK EPİLEPSİ HASTASI OLAN 1 YAŞINDAKİ KIZIMI DA MAĞDUR ETTİLER!’
Mallarına el konulan geri dönüşüm işçilerinden Veysel Aytar, epilepsi hastası bir kız çocuğu olduğunu ve çok mağdur edildiğini kaydetti.
Günde 12 saatten fazla çalıştıklarına dikkat çeken Aytar, “Ben sabah 06.00’da işe başlıyorum, akşam 24.00- 01.00’a kadar çekçek ile dolaşıyorum. Ama zabıtaların depolardan çekçeklerimizi almasıyla 5 gündür çalışamıyoruz. Sadece ben değil epilepsi hastası olan 1 yaşındaki kızım da mağdur oldu. İşe gidemediğim her gün onun tedavisinden gidiyor” dedi.
‘BELEDİYE İŞİMİZİ YASAL STATÜYE KAVUŞTURMAK YERİNE DEPOLARIMIZA BASKIN DÜZENLEDİ’
Geri dönüşüm işinin belediyeye bağlı bir şekilde yapılması gerektiğini belirten Aytar, yasal statüde çalışmak için belediye ile defalarca görüşüldüğüne ama henüz bir anlaşmaya varılamadığına işaret etti. “Belediye ile çalışmak için çok uğraştık” diyen Aytar, “Ancak belediye bize depo gösterip işimizi yasal statüye kavuşturmak yerine, depolarımıza baskın düzenledi. Çalışmasam çocuğumu nasıl tedavi ettireyim, nasıl kiramı ödeyim? Şu anda benim gibi aile bakan pek çok işçi mağdur oldu. Sadece işçiler değil, depo sahipleri de mağdur oldu. Onların da 100 bin TL’lik malı gitmiş. Şimdi kentsel dönüşüm diyorlar ama riskli binalardan değil bizim ekmek parası kazandığımız depolardan başlıyorlar. Ben her ay 10 kişiye bakıyorum. Eşim ve çocuğumun dışında Siverek’teki aileme de bakıyorum. Zaten ailede bir ben, bir de kardeşim çalışıyoruz. Resmen ekmeğimizle oynuyorlar. Bundan 3 yıl önce Ümraniye’deki depomuzu bastılar. Olaylar oldu. Ümraniye Belediyesi o zaman bize yasal statü için söz verdi. Ama sonra geçiştirdiler. Şimdi de Fikirtepe’deki depolara geldi sıra. 21 Aralık’ta zabıtalar polis eşliğinde buraya geldi ve tüm mallarımıza el koydu. Bu suç. Belediye ya bize yer gösterip kendi bünyesinde çalışmamızı sağlasın ya da bizi rahat bıraksın çalışalım. Bir de bizim yaptığımız işi kimileri haksız kazanç diye lanse ediyor. Bu işin nesi haksız kazanç? Sonuçta çalmıyoruz, çırpmıyoruz” diye tepki gösterdi.
‘BELEDİYE BOŞALTMA İŞLEMİNİ 4 OCAK’A ERTELEDİ AMA BUNU KABUL ETMEDİK!’
Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendilioğlu ise, Kadıköy Belediyesi’yle yaptıkları görüşmelerde kağıt depolarını boşaltma işlemini 4 Ocak’a ertelediklerini söylediklerini belirterek, tabii ki kendilerinin bunu kabul etmediklerini vurguladı.
Mendilioğlu, geri dönüşüm işçiliğinin Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır yüz binlerce, İstanbul’da ise on binlerce insanın çalıştığı bir iş kolu olduğunu hatırlattı. Türkiye’deki geri dönüşüm sektörünün büyük bir kısmının toplayıcılar tarafından sağlanan atıklar sayesinde ayakta durduğunu kaydeden Mendilioğlu, “Belediye hâlâ bu işi başaramıyor. Bizim işimizi durdurmak demek, büyük bir sektörün yıkımı demek. Bu alanın kapatılması sadece toplayıcıları etkilemeyecek, aynı zamanda ham madde aşamasına kadar beyaz eşya, otomotiv, tekstil sektörlerini de vuracak” diye dikkat çekti.
‘HELAL PARADAN BAHSEDİYORSAK EN ÖNEMLİSİ BU İŞTİR!’
Geri dönüşüm işçiliğini haksız kazanç olarak göstermeye çalışanlara tepki gösteren Mendilioğlu, “40 yıldır sonuçta biz ‘yasa dışı’ çalışmıyoruz. Burada bir haksız kazanç yok. Tam tersine eğer alın teriyle kazanılan helal bir paradan bahsediyorsak, en önemlisi bu iştir. Buradaki arkadaşlarımız günde 13-14 saat çalışıyorlar ve 13-14 saat çalışmanın karşılığında kazandıkları maksimum 1.500 lira para. 3 yıl önceki fiyatlarla bugünkü fiyatlar sabit. Türkiye’de enflasyon 3 yılda korkunç boyutlarda artarken biz 3 yıl önce kazandığımız paraları kazanıyoruz bu sektörün krizinden dolayı” diye konuştu.
‘KAĞIT DEPOLARI BIRAKIN YIKMAYI, TOPLANMA ALANI OLARAK KULLANILABİLİR’
Kağıt geri dönüşüm depolarının boşaltılmasına gerekçe olarak depremin gösterildiğini ancak bu depoların aynı zamanda toplanma alanı işlevi de görebileceğini vurgulayan Mendilioğlu, şunları kaydetti: “Olası bir depremde zaten bütün İstanbul tehdit altında ama bu depolar geniş alanlar olduğu için aynı zamanda toplanma alanı işlevi de görebilir. Biliyorsunuz, İstanbul’daki büyük problemlerden birisi doğru düzgün toplanma alanı olmaması. Ama bu depoları toplanma alanı olarak kabul etmek yerine yıkmak istiyorlar. Halbuki bu depolar toplanma alanı olarak tanınabilir. Hatta bütün semtleri, sokakları bilen ve ağır iş deneyimi olan geri dönüşüm işçileri de gerekirse arama kurtarma ekibi içinde yer alabilir. Ama maalesef kentsel dönüşüm alanındaki birçok yerde aynı şey yaşanıyor. Ekonomik krizden dolayı inşaat sektörü büyük bir durgunluk yaşıyor. Kentsel dönüşüm alanlarının planları çıkmış vaziyette birçok ilçede ama hiçbir yüklenici firma artık bu işe girmiyor. Dolayısıyla belediyeler yüklenici firmalar için bu tür alanları daha cazip hale getirmek istiyor ve önce boşaltıp dikensiz gül bahçesi olarak onlara sunmak istiyorlar. En kolay çıkartılabilecek olan da kağıtçılar olduğu için işe oradan başlamak istiyorlar. Binlerce konutun meskenin içerisinde 30-40 depoyu boşaltırız, diğerleri daha zor olacaktır diye düşünüyorlar. Ama diğer taraftan da hep şunu vurguluyoruz: Sarı Öküz’ü kaptırmamak gerek. Çünkü birinden başlarlarsa hiçbirinin kalma şansı yok. Bu yüzden de hepimiz birlikte hareket ediyoruz.”
