Divriği’nin nabzı Ankara’da atıyor: 120 günlük sabır sokaklara taştı!

IMG_3570

Sivas’ın demir madenleri yatağı olan ilçesi Divriği’de, OYAK Ermaden tarafından işten çıkarılan 270 maden işçisi, direnişlerinin 4. ayında seslerini Ankara’nın gri sokaklarında yükseltiyor. “Maden bizim, memleket bizim” diyen işçiler, haksız fesihlere karşı adalet arıyor.

Sivas’ın dondurucu soğuğunda başlayan, tozlu maden yollarında filizlenen ve tam 120 gündür bir an olsun dinmeyen “Ermaden Direnişi”, bugün itibarıyla Ankara’ya ulaştı. Şirketin “maden kapatma” gerekçesiyle tek kalemde işsiz bıraktığı 270 madenci, ellerinde baretleri ve alınlarında kömür karasıyla değil, hakkını aramanın verdiği haklı gururla Ankara caddelerinde yürüdü.

“Kapatma Değil, Tasfiye ve Güvencesizlik”

İşçilerin ve sendika temsilcilerinin ortak görüşü, bu kararın sadece ekonomik bir “kapatma” olmadığı yönünde. Ankara’da yapılan basın açıklamasında konuşan işçi temsilcileri, sürecin hukuksuz bir şekilde yürütüldüğünü ve Divriği halkının ekmeğiyle oynandığını vurguladı.

Direnişin kilometre taşları ise şöyle şekilleniyor:

İşçiler, maden sahasının durumu hakkında kendilerine tatmin edici bir açıklama yapılmadığını belirtiyor.

Yerelde seslerini duyuramayan madenciler, OYAK Genel Müdürlüğü önünde toplanarak muhatap bulma arayışına girdi.

Ankara’daki sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, Divriği’den gelen bu haklı çığlığa destek vererek eylemi kitleselleştirdi.

Divriği Ekonomisi Can Çekişiyor

Sadece 270 kişi değil; aileleri ve esnafıyla birlikte binlerce kişiyi etkileyen bu karar, Divriği’nin ekonomik damarlarından birini kesmiş durumda. Madenciler, “Biz sadece maaşımızı değil, ilçemizin geleceğini de geri istiyoruz,” diyerek mücadelenin toplumsal boyutuna dikkat çekiyor.

“Baretimizi Yere Atmadık, Hakkımızı Yerde Bırakmayacağız!”

Eylem sırasında konuşan bir maden işçisi: “120 gündür evimize ekmek götüremiyoruz ama başımız dik. Divriği’nin yer altı zenginliğini çıkaran biziz, bizi bir çırpıda kapı dışarı edenlere cevabımız Ankara’nın meydanlarındadır.”

Bu direniş, özellikle büyük sermaye gruplarının maden işletmeciliğindeki “istihdam politikasını” yeniden tartışmaya açıyor. İşçilerin Ankara’da kurduğu bu köprü, sadece bir hak arayışı değil, aynı zamanda yerel bir krizin ulusal bir işçi meselesine dönüşüm hikayesidir.

Exit mobile version