Diyarbakır’da Halkbank Önünde “Sistem” İzdihamı: Yoksulluk Değil, Düzenin Çaresizliği!

IMG_3637

Diyarbakır’da sosyal yardım fonlarının Halkbank’a devredilmesi ve mevcut kartların iptal edileceğine dair söylentiler, kenti adeta bir kaos alanına çevirdi.

Günlerdir süregelen belirsizlik, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte binlerce emekçi kadını ve yoksul vatandaşı banka kapılarına yığdı. Çıkan arbede ve izdiham nedeniyle banka kepenk kapatırken, halkın payına yine saatlerce süren bekleyiş, polis barikatı ve belirsizlik düştü.

Yardıma Değil, Hakka Engel

Halkın çıkarı bakış açısıyla bakıldığında, Diyarbakır sokaklarında yaşananlar basit bir “sistem değişikliği” ya da “iletişim kazası” değildir. Bu, sermayenin ve devlet bürokrasisinin, halkın en temel yaşam ihtiyaçlarını birer “dosya” veya “banka işlemi” olarak görmesinin yarattığı yapısal bir şiddettir.

Piyasanın İnsafına Terkedilen Hayatlar:

Kamu bankaları üzerinden yürütülen bu operasyon, yoksulluğu yönetilebilir bir “müşteri trafiği” olarak kodluyor. Binlerce kadının sabahın soğuğunda banka kapısına dayanması, bu insanların yaşamının pamuk ipliğine bağlı olduğunun; üç kuruşluk yardımın kesilmesinin açlık demek olduğunun en somut kanıtıdır.

Kadınların İsyanı: En Alttakilerin Sesi:

İzdihamda en ön safta yer alan kadınlar, sadece kendi haklarını değil, hanenin tenceresini savunuyorlar. Sistemin karmaşası, en çok ev içi emeği ve yoksulluğu omuzlayan kadınları vuruyor. Tepkiler, sadece iptal edilen bir karta değil, insan onurunu hiçe sayan bu “sıra bekleme” kültürüne ve belirsizliğe yöneliktir.

Kepenkler Halka Değil, Sorumsuzluğa Kapanmalıydı

Banka şubelerinin “güvenlik” gerekçesiyle kepenk indirmesi, sistemin kriz anında halkı nasıl dışarıda bıraktığının sembolik bir göstergesidir. Sermaye kurumu olan banka, kriz anında çözüm üretmek yerine kapılarını kilitlemeyi tercih etmiştir. Oysa ki asıl kilitlenmesi gereken, halkı bir kart kuyruğuna mahkum eden bu sömürü düzenidir.

Sosyal yardımların bir lütuf gibi sunulduğu, halkın ise bu yardımları alabilmek için izdihamlarda ezildiği bir düzen, sürdürülebilir değildir. Diyarbakır’da yükselen çığlık, sadece teknik bir düzenleme talebi değil; insanca yaşam, iş ve güvence talebinin bir yansımasıdır. Halkın sırtından geçinen bankalar kepenk kapatırken, halkın birleşik mücadelesi bu sistemin tüm kapılarını zorlamaya devam edecektir.

Exit mobile version