Yerin yüzlerce metre altından çıkıp, çocuklarının geleceği için Eskişehir’den Ankara’ya adım adım yürüyen Doruk Madencilik işçileri, direnişin 13’üncü gününde Başkent’in kalbinde tarih yazıyor. Haklarını gasbedenlere karşı 5 gündür açlık greviyle bedenlerini ölüme yatıran madenciler, bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis barikatı ve biber gazıyla karşılandı.
“Açız” Yazılı Gömleklerle Barikatın Önünde
Sabah saatlerinde Kurtuluş Parkı’ndaki nöbet alanından, Bağımsız Maden-İş öncülüğünde Bakanlığa yürümek isteyen işçilerin önü polis tarafından kesildi. “Hakkımızı almadan dönmeyiz” diyen madenciler barikatı zorlayınca, emniyet güçleri biber gazıyla sert müdahalede bulundu. Açlık grevinin etkisiyle bağışıklığı zayıflayan 6 madenci fenalaşırken, 3 işçi hastaneye kaldırıldı.
Gözaltı, Abluka ve “Ölüm Alanı”
Müdahale sırasında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. İşçilerin aktardığına göre, gözaltı süresince dondurucu soğukta, etrafı araçlarla çevrilmiş dar bir alanda battaniyesiz ve kartonsuz bekletilen madenciler, bu muameleyi “Burası bizim için yaşam alanı değil, ölüm alanı oldu” sözleriyle özetledi.
Neden Yürüyorlar?
Madencilerin talepleri net, ancak kulaklar sağır:
• 2016 yılından (TMSF döneminden) bu yana biriken kıdem tazminatlarının ödenmesi.
• Yıldızlar Holding bünyesinde ödenmeyen maaşlar ve eksik yatırılan sigorta primlerinin düzeltilmesi.
• Yer altı maden işçisi olmalarına rağmen, düşük ücret için “yer üstü işçisi” gösterilmelerine son verilmesi.
“Çocuğum Oyuncağını Satmak İstiyor!”
Yürüyüş boyunca yaşanan dramlar ise yürekleri dağlıyor. Epilepsi hastası çocuğunun masraflarını karşılayamayan bir maden işçisi, oğlunun kendisine “Baba, ilacını alman için oyuncağımı satayım mı?” dediğini anlatırken, Ankara sokakları bu çığlıkla yankılandı.
“Madenci feneri sönmeyecek!”, “Direne direne kazanacağız!”, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız!”
Bıçak kemiğe dayanmadı, kemiği kesti geçti! Doruk Madencilik işçisi, sadece parasını değil, çalınan haysiyetini ve çocuklarının geleceğini istiyor. Bu mücadele, sadece 300 madencinin değil, tüm işçi sınıfının mücadelesidir.
