Eğitim emekçisi Fatma Nur Çelik’in katledilmesi protesto edildi

IMG_3479

Eğitim-Sen İstanbul’da Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından katledilmesini İstanbul ve Antep’de düzenlediği açıklamalarla protesto etti.

Eğitim Sen İstanbul şubelerinin çağrısıyla gerçekleşen eylemde öğretmenler, Beyazıt Meydanı’nda “Okulda Şiddete Dur De” şiarıyla bir araya geldi.

Eylemde açılan “Okullarda Şiddete Dur De, Yusuf Tekin İstifa” pankartı eşliğinde binlerce öğretmen sık sık “Susma Haykır, Şiddete Hayır” ve “Öğretmen Düşmanı Bakan İstifa” sloganları atıldı. Öğretmenler, Sultanahmet’te bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüyüş başlattı. Yakalarına “Yasımız Var Fatma Nur Çelik” yazılı kokart takan öğretmenler, yürüyüş sonunda İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapmak istedi ancak öğretmenlerin önüne polis barikat kurdu. Öğretmenler polis barikatının açılması talebiyle Mehmet Akif Ersoy Parkı’nda oturma eylemi yaptı ve barikatlara “Öğretmenlere Değil, Katillere Barikat” sloganıyla tepki gösterdi.

YUSUF TEKİN’E İSTİFA ÇAĞRISI

Eğitim emekçileri sık sık “Öğretmenler Öfkeli, Yusuf Tekin Gitmeli”, “İstanbul’da Bir Öğretmen Öldürüldü”, “Şiddete Teslim Olmayacağız” ve “Yusuf Tekin İstifa” sloganı attı. Fatma Nur Çelik için görev yaptığı okulda da anma töreni düzenlendi. Törene katılan Milli Eğitim Bakanı Yardımcısı Nazif Yılmaz’ın konuşması alkışlarla protesto edildi.

Diğer illerde de anmalar ve basın açıklamaları gerçekleştirildi. Eğitim emekçileri meydanlarda bir araya gelerek Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

“YAPTIĞIMIZ UYARILAR DİKKATE ALINMADI”

Eğitim Sen İstanbul şubeleri adına açıklamayı okuyan Eğitim Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, “Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarılar dikkate alınmayarak kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmeyen Millî Eğitim Bakanlığı, bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi bir biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir; medyada, siyasette ve bürokraside meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil, eğitim emekçilerini hedef gösteren ve itibarsızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir.” dedi.

Öğretmenlik mesleğinin sistematik bir şekilde değersizleştirildiğini ifade edem Özev, “Pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaştırılması; okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar; ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir.” ifadelerini kullandı.

Özev son olarak şunları aktardı: “Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır! Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz! Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenliğini; huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.”

ANTEP

Antep’te Balıklı Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Artık Yeter! Öğretmenlere Yönelik Şiddete Öğretmenlerin Katledilmesine ve İtibarsızlaştırılmasına Hayır” pankartı açıldı. Basın açıklamasını Eğitim-Sen Antep Şubesi adına Ömer Parlakçı okudu 

Parlakçı, okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Parlakçı, “Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir” dedi.

Şiddetin zemininin yalnızca bireysel bir öfke olmadığını vurgulayan Parlakçı, medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dilin eğitim emekçilerini hedef gösterdiğini belirtti. Parlakçı, “Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir” diye konuştu.

Derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörler olduğunun altını çizen Parlakçı, “Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır” diye konuştu.

Parlakçı, okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Parlakçı, “Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”

OKULLARDA ŞİDDETİN ÖNLENMESİ İÇİN TALEPLER İSE ŞU ŞEKİLDE SIRALANDI

*Okul güvenliği konusunda bütünlüklü ve bilimsel politikalar uygulanmalı,

*Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli,

*Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmeli,

*Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale programları hayata geçirilmeli,

*Okullarda şiddeti önlemeye yönelik bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalı,

*Eğitim emekçilerinin hedef gösterilmesine son verilmeli,

*Saldırının tüm yönleriyle araştırılarak sorumlular hesap vermeli.

Exit mobile version