Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, Çankaya ilçesine bağlı Esat semtindeki esnafa gönderilen tebligatlar büyük bir öfke ve tepki dalgasına yol açtı. Zirve hazırlıkları kapsamında, sokaklardaki masa ve sandalyelerin “görsel kirlilik” yarattığı gerekçesiyle kaldırılması talimatı verildi. Derinleşen ekonomik kriz, fahiş kiralar ve yüksek enflasyon sarmalında zaten ayakta kalma mücadelesi veren bölge esnafı ve emekçiler, emperyalizmin vitrin hesabı uğruna ekmeklerinden edilmek istenmelerine isyan etti.
“Bu Koşullarda Dükkanı Açık Tutmanın Anlamı Kalmıyor”
Masa ve sandalyelerinin kaldırılmasının işlerini tamamen durma noktasına getireceğini belirten esnaf, karara sert tepki gösterdi. Bir esnaf yaşadıkları mağduriyeti, “Ekonomik krizin ortasında ayakta kalmaya çalışırken, bir de üstüne bu tarz kararlarla önümüz kesiliyor. Görsel kirlilik dedikleri şey bizim ekmek teknemiz. Bu koşullarda dükkanı açık tutmanın bir anlamı kalmıyor” sözleriyle özetledi. Esnaf ve işletme çalışanları, geçim kaynaklarının ellerinden alınmasına karşı sokağı ve haklarını savunmakta kararlı olduklarını vurguladı.
Emperyalist Zirve İçin Kent Kamusallığı Gasp Ediliyor
Uluslararası sermayenin ve savaş örgütlerinin zirveleri öncesinde sıklıkla uygulanan bu “sterilizasyon” politikası, kent merkezindeki küçük işletmeleri ve emekçileri doğrudan hedef alıyor. Ankara sokaklarının halktan koparılarak küresel elitlerin “güvenlikli bölgesi” haline getirilmesi ve kent hakkının gasp edilmesidir. Sokağı halkın bir araya geldiği, sosyalleştiği ve nefes aldığı bir kamusal alan olarak değil; yalnızca egemenlerin göz zevkine hitap etmesi gereken, insansızlaştırılmış bir koridor olarak gören zihniyet bir kez daha sınıfsal tercihini yapmıştır.
Gerçek Kirlilik Ekmek Kavgası Değil, Savaş Örgütleridir!
Sermaye düzeninin “estetik” anlayışı, her zaman yoksulluğun, emeğin ve kentin gerçek yüzünün gizlenmesi üzerine kurulmuştur. NATO yöneticileri rahatsız olmasın diye sokağın neşesini, esnafın emeğini ve halkın yaşam ritmini “kirlilik” saymak, halka yabancılaşmış bürokratik ve sınıfsal bir kibirdir.
Gerçek kirlilik; sokaktaki masa, sandalye veya ekmek kavgasındaki esnaf değil; kentleri insansızlaştıran, savaştan beslenen küresel örgütlerin halk düşmanı dayatmalarıdır. Krizin faturasını her zaman en alttakilere kesen bu düzene karşı, Esat esnafının yükselttiği ses yalnızca ekonomik bir hak arayışı değil, aynı zamanda kentine ve sokağına sahip çıkma iradesidir. Bölge halkı ve esnafı, bu akıl dışı ve halk düşmanı kararın derhal geri çekilmesini talep ediyor.
