”Halkın Sanatçısı, Halkın Savaşçısı” Yılmaz Güney Anılıyor

IMG_3594

Yılmaz Güney için kullanılan bu sıfatlar, klasik bir “ünlü” tanımının çok ötesindedir. Devrimci mücadelede sanat, fildişi kulelerde üretilen bir estetik nesne değil; sınıf mücadelesinin bir parçası, kitleleri bilinçlendiren bir silahtır.

Halkın Sanatçısı: Sanatını egemen sınıfların (burjuvazinin) zevkine göre değil, ezilenlerin (proletaryanın ve köylülüğün) gerçekliğine göre şekillendirmektir.

Halkın Savaşçısı: Sanatçının sadece anlatmakla yetinmeyip, anlattığı davanın bizzat neferi olmasıdır. Güney, bu yönüyle “eylem ve söylem” birliğinin simgesidir.

“Sürü” Filmi: Feodalizmin Çözülüşü ve Sınıf Gerçeği

Gösterilecek olan Sürü filmi, rastgele seçilmiş bir yapım değildir. Film, sosyalist analiz yöntemi olan tarihsel materyalizmin beyaz perdedeki izdüşümüdür:

• Film, aşiret yapısının (feodalizm) kapitalist düzene eklemlenirken nasıl parçalandığını, sürünün Ankara’da (merkezi kapitalist bürokrasi) yok oluşu üzerinden anlatır.

• Filmdeki tren, hastane ve rüşvetçi memurlar; devletin halka hizmet eden bir aygıt değil, egemenlerin baskı ve bürokrasi aracı olduğunun altını çizer.

Fatoş Güney’in Katılımı ve Mirasın Korunması

Fatoş Güney’in bu etkinlikte yapacağı konuşma, Yılmaz Güney mirasının sadece nostaljik bir anı olarak kalmasına karşı bir duruştur. Sosyalist gelenekte hafıza, geleceği inşa etmek için kullanılır. Fatoş Güney, Yılmaz Güney’in siyasi yasaklarla, sansürle ve hapisle boğulmak istenen sesini günümüze taşıyarak, sanatçının “toplumsal kurtuluş” idealinin hala bitmediğini hatırlatacaktır.

Sonuç Olarak

Bu anma etkinliği, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın içinden geçtiği ekonomik ve siyasi dar boğazda, “sanat kimin içindir?” sorusuna verilmiş net bir cevaptır. Atlas Sineması’nın koltuklarında oturanlar sadece bir film izlemeyecek; aynı zamanda sömürüye, feodal düzene ve sermayenin tahakkümüne karşı yükseltilen devrimci bir çığlığın yankısını dinleyeceklerdir.

“Halkın Sanatçısı, Halkın Savaşçısıdır.” — Bu slogan, 2026 yılında da emeğin ve özgürlüğün mücadelesinde bir pusula olmaya devam ediyor.

Biletler Atlas Sineması gişesi, biletinial.com sitesinden temin edilebilir.

GÜNEY KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT DERGİSİ tarafından anmaya dair yapılan açıklama şu şekilde:

“Halkın sanatçısı, halkın savaşçısı Yılmaz Güney, doğum günü olan 1 Nisan Çarşamba günü Beyoğlu Atlas Sinemasında Sürü filminin gösterimi ile anılacak.

Gösterime Fatoş Güney’de katılarak, gösterim öncesi bir konuşma yapacak.

Ömrünü “halkın savaşçısı” olmaya adayan Yılmaz Güney’in ölümünün üzerinden 42, doğumunun üzerinden 89 yıl geçti.

Ne halklarımız açısından eza dolu geçen 42 uzun yıl, ne de egemenlerin onu yok etme ve unutturma çabaları işe yaramadı. Onu hapishanelere ve sürgünlere göndererek ömründen çaldılar şüphesiz! Yılmaz Güney 47 yıllık görece kısa bir ömrün 12 yılını hapishanelerde ve son üç yılını yurtdışında sürgünde geçirdi. Sonunda hastalandı ve dokuz Eylül 1984’te Paris’te, sürgünde hayata gözlerini kapadı.

Egemenler onu birbirinden ayrılamaz  sanatı ve devrimci fikirleri nedeniyle hapsettiler. Ama ne onun verimli çalışmasını durdurabildiler, ne de emekçi kitlelerde her geçen gün büyüyen sevgisini yok edebildiler. Yılmaz Güney, en yetkin filmlerini içeride yazdı, hatta yönetmenliğine katıldı. Romanlar ve hikayeler yazdı. Siyasi yazılarıyla günün can alıcı sorunlarına yanıt vermeye çalıştı. O kendisini her zaman bir “sıra neferi“ olarak gördü ve o alçakgönüllülüğüyle mücadeleye elinden gelen en büyük katkıyı yapmaya çalıştı. 

“Halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır” şiarı temelinde yaptığı devrimci sanatla Türkiye halklarının gönlünde taht kuran Yılmaz Güney 42 yıldır bedenen aramızda değil. 

Ama O’nun bedenen aramızda olmaması bizimle olmadığı anlamına gelmiyor. Hayır, bir devrimci sanatçı olarak Yılmaz Güney geride bıraktığı eserleriyle… eserlerine temel olan devrimci görüşleriyle… aramızda, bizimle!

Yılmaz Güney dostlarını, sevenlerini, emekçileri 1 Nisan’da gerçekleştirilecek Sürü filminin gösterimine katılmaya çağırıyoruz.”

Exit mobile version