Hapishanelerde Ölüm Raporu: 2 Yılda 1.026 Can Kaybı!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hapishanelerde hasta olan ve çeşitli gerekçelerle tahliyeleri ertelenen tutukluların durumu, kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Newroz Uysal Aslan’ın hapishanelerdeki ölümlere dair verdiği soru önergesine yanıt veren Adalet Bakanlığı, Temmuz 2023 ile Aralık 2024 arasında 1.026 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Bakanlık, hapishanelerde kaç hasta tutuklu bulunduğuna dair bilgi vermekten kaçınırken, İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre 1.412 hasta tutukludan 335’i ağır hasta. Hasta tutukluların infazlarının ertelenmesi bir yana, cezalarını tamamlayanların tahliyeleri bile İdare ve Gözlem Kurulları tarafından engelleniyor.

67 Yaşındaki İbrahim Tekin’in Çilesi: “İyi Halli Değil” Denilerek 11 Ay Daha Hapsedildi

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, tahliyesi engellenen hasta tutuklulardan biri de 67 yaşındaki İbrahim Tekin. 30 yıllık cezasını 11 Mayıs’ta tamamlayan Tekin, İzmir Aliağa Şakran T Tipi Hapishanesi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle tahliyesi 11 ay ertelendi.

Tekin, 1995’te Antalya’da gözaltına alındığında dişleri penseyle sökülmüş, testisleri patlatılmış, kaburgaları kırılmıştı. İşkenceler ve hapishane koşulları nedeniyle astım, uyku apnesi ve guatr gibi hastalıkları ilerleyen Tekin, şimdi oksijen tüpüyle yaşam mücadelesi veriyor.

“Hayatından Endişe Ediyoruz”

Tekin’in avukatı Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Özcan Sarıoğlu, müvekkilinin “yeniden cezalandırıldığını” söyledi. Sarıoğlu, “Hayatından endişeliyiz” diyerek şu eleştirilerde bulundu:

“Gözlem Kurulları, koşullu salıverme yetkisini bir yargı organı gibi kullanıyor. Müvekkilimiz hakkında ‘örgüte sempati duyuyor’ gibi siyasi gerekçelerle tahliye engelleniyor. 67 yaşında, ağır hasta bir insanın ‘toplumla bütünleşemeyeceği’ iddiası tamamen varsayımdan ibaret. Üstelik bu kararlar avukatsız, kayıt dışı alınıyor. Tutuklunun imzasının bile olmadığı bir belgeyle özgürlüğü gasp ediliyor.”

“Adalet Bakanlığı Veri Paylaşmakla Yetinmemeli, Hesap Vermeli”

Sarıoğlu, Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı ölüm verilerinin “korkunç bir itiraf” olduğunu vurgulayarak şunları ekledi:

“515 günde 1.026 kişi hapishanelerde öldü. Bu, devletin en ‘güvenli’ denilen yerlerinde yaşam hakkının nasıl ihlal edildiğini gösteriyor. Bakanlık, sadece veri paylaşmakla yetinmemeli, bu ölümlerin sorumluları hesap vermeli. Hapishanelerde tedavi engelleniyor, insanlar ölüme terk ediliyor.”

Adli Tıp’ın ‘Hapisanede Kalabilir’ Raporları: Siyasi Baskı mı Etkili?

Hasta tutukluların tahliyelerinin önündeki en büyük engellerden biri de Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) tutumu. Sarıoğlu, “Ölüm döşeğindeki hastalara bile ‘hapishanede kalabilir’ raporu veriliyor” diyerek ATK’nin tarafsızlığını kaybettiğini savundu:

“ATK’nin kararları siyasi atmosferden etkileniyor. Oysa hasta tutukluların durumu siyasi pazarlık konusu yapılmamalı. Mevcut yasalar bile tahliyelerini gerektiriyor, ancak uygulanmıyor. Bu insanlar, serbest kaldıktan kısa süre sonra ölüyor. Bu da eleştirilerimizin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.”

Sonuç: İnsanlık Dışı Uygulamalara Son Verilmeli

Hapishanelerdeki hasta tutukluların dramı, hukukun değil, keyfi uygulamaların kurbanı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İbrahim Tekin gibi onlarca mahkûm, siyasi gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bırakılırken, Adalet Bakanlığı’nın ve ATK’nin tutumu vicdanları yaralıyor.

Bu tablonun değişmesi için acilen:

  • Hasta tutukluların tahliye süreçleri şeffaflaştırılmalı,
  • İdare ve Gözlem Kurullarının yetkileri denetlenmeli,
  • ATK’nin tarafsızlığı sağlanmalı,
  • Hapishanelerdeki sağlık koşulları uluslararası standartlara çekilmeli.
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.