ESP, SKM ve SGDF üyelerinin cezaevlerinde yaşadıkları sürgün, sevk ve diğer saldırılara karşı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması düzenlendi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 24 Ocak’tan bu yana tutsak bulunan ESP ve SGDF üyelerinin istemleri dışında sevk edilmesi nedeniyle İHD İstanbul Şubesi binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamaya aralarında Yeni Demokrasi Aileleri Derneği üyesi Hıdır Sabur’un da olduğu çok sayıda kurum temsilcisiyle beraber Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eş Başkanı Çınar Altan, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) üyeleri katıldı. Açıklamada “Sürgün Sevke Karşı Dayanışmayı Büyütüyoruz” pankartı asıldı.
Açıklamada konuşan Ezgi Gürbüz’ün annesi Nadiye Gürbüz, kızının da içinde bulunduğu diğer tutsakların götürüldüğü Marmara Kapalı Hapishanesinde çok sayıda hak ihlali ile karşı karşıya kaldığını belirtti. Nadiye Gürbüz, “40 günlük tutukluluklarının ardından sürgün sevk saldırısıyla karşı karşıya kaldılar. Sevk edildikleri hapishanelerin hepsi şehir dışında sürgün sevk sırasında Çorlu’ya götürülenlere çıplak arama işkencesi yapıldı ve diğer hapishanelerde de girişimler olmuş, ama reddettikleri için yapılmamış. Hala daha eşyaları verilmedi, eşyalarına el konulmuş durumda, paraları çok uzun süre hesaplarına yatırılmadığı için kantin alışverişi dahi yapamadılar. Hapishanelerin sistemi tek kişilik hücreler biçiminde güneş olmayan havalandırması olmayan havalandırmaya sadece günde 1-2 saat çıkarıldıkları bir tecrit sistemi altında tutuluyor. Özellikle Sincan ve Çorlu’da böyle bir uygulama söz konusu. Tutuklulara yönelik hem bu haksız tutuklamalar hem de bu sürgün sevklerin bir an önce durdurulmasını ve hızla tahliye edilmesini bekliyoruz” diyerek işkenceci devlet pratiğine tepki gösterdi.
TECRİT POLİTİKASI
Gürbüz’ün ardından söz alan ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Sezin Uçar, ocak ayında yapılan operasyonda ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ve SKM Sözcüsü Tanya Kara’nın da aralarında olduğu çok sayıda arkadaşlarının tutuklandığını hatırlattı. Tüm politik tutsaklar için dayanışmayı büyütme çağrısında bulunduklarını vurgulayan Sezin Uçar, “Bu devletin hapishane ve tecrit politikasının bir parçası dün görüşçülere dönük bir baskı ve saldırı söz konusuydu bugün de sürgün sevkle karşı karşıya kaldılar. Aynı zamanda bugün buraya gelirken İstanbul Valiliği’nin OHAL uygulamasıyla karşılaştık. Sabah Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çeşitli belediyelerde çalışanlara dönük gözaltı saldırısı oldu. Ve İstanbul’da OHAL havası başlatıldı. Bir yandan Kürt sorununun çözümü için adım attığını iddia eden rejim, diğer yandan ezilenleri, sosyalistleri, devrimcileri, muhalifleri tasfiye etmeye çalışıyor başta ESP’li yoldaşlarımız olmak üzere tüm politik tutsaklarla dayanışmayı büyütme çağrısı yapıyoruz” diye belirtti.
POLİTİK TUTSAKLAR KANUNDAN MUAF
Yeni Demokrasi Aileleri Derneği ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi üyesi Hıdır Sabur da pandemi döneminde çıkartılan 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında faaliyete geçirilen cezaevlerinin boşaltılması politikasının politik tutsaklara uygulanmadığının altını çizerek son süreçte cezaevlerinde yaşanan sürgün, sevk, havalandırma yasağı gibi işkence yöntemlerine tepki gösterdi.
MÜCADELE ÇAĞRISI
DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Çınar Altan ise “Bu tutuklamalarla birlikte sürgün sevk saldırısının hukuku da ikame eden fiili uygulamalardır. Sürgün sevkler sadece bir yer değişikliği değildir, hapishaneler irademiz dışında tutulduğumuz alanlar olsa da orası sizin yaşam alanınızdır ve mücadeleye orada başka bir cephede devam edersiniz. Sürgün ve sevkler sizin oradaki düzeninizi bozmaya yöneliktir, bir anda kapınız açılır ve kendi yaşam alanınızdan koparılarak başka bir yere götürülürsünüz. Bu saldırının esası bir tutsağın içeride mücadele etmeye yönelik dönük bir saldırıdır. Elbette bu saldırılar yüksek güvenlikli hapishanelerin, kuyu tipi hapishanelerin yayılmasıyla artmaktadır. Küçük bir aralıktan başka bir havalandırma imkanının olmadığı bir yerde kalmak çok temel ihtiyaçların bile karşılanmaması demektir. Bu saldırılar hepimize. Mücadelemiz içeride sürgün sevklerle ve tecrit uygulamalarıyla devam eden ve derinleşen uygulamalar için de geçerli. Tüm demokratik muhalefeti bu saldırılara karşı birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum” şeklinde konuştu.
