Hindistan’da Yol Ayrımı: HKP (Maoist) İçinde Tasfiyecilik ve Devrimci Hat

IMG_3478


Ekim 2025’te Mallojula Venugopal Rao’nun (Sanu) beraberindeki 60 gerilla ile teslim olmasıyla sembolleşen kırılma, 2026 başı itibarıyla derin bir ideolojik tartışmaya evrilmiştir (The Hindu, 15 Ekim 2025). Maharashtra Eyalet Başbakanı önünde silah bırakan Sanu, yayımladığı 22 sayfalık mektupta “silahlı mücadelenin artık mümkün olmadığını” iddia ederek partiyi anayasal zemine çağırmıştır (Indian Express, 20 Ekim 2025). Hindistan devleti, teslim olan bu kadroları yalnızca askerî bir zafer propagandası olarak değil, “Maoizmin anayasal sisteme entegrasyonu” söyleminin vitrin figürleri olarak kullanmaktadır. Ancak tarihsel deneyim bunun aksini kanıtlamıştır. Charu Mazumdar’ın 1972’deki ölümünün ardından “Naksalizm bitti” diyenler nasıl yanıldıysa, bugün de birkaç üst düzey kadronun çözülmesini stratejik bir yenilgi olarak okumak aynı indirgemeci hatayı taşımaktadır. 2004’teki birleşme süreci, dağınık yapıların yeniden merkezileşebileceğini göstermiştir. Dolayısıyla asıl mesele bireyler değil, siyasi çizgidir.

2026 Şubat ayı itibarıyla parti içindeki tartışma netleşmiştir. Bir yanda “Halk Savaşı’nın tarihsel rolünü tamamladığını” savunanlar, diğer yanda “Uzun Süreli Halk Savaşı stratejisinin hâlâ geçerli olduğunu” vurgulayanlar bulunmaktadır. Bu ayrım artık örtük bir görüş ayrılığı değil, açık bir ideolojik saflaşmadır. Sanu’nun teslimiyetinin ardından parti Merkez Komitesi yayımladığı açıklamada onu “hain” ilan etmiş; “bireycilik, kibir ve aşırı bürokratik tutum” nedeniyle 2011 yılında zaten eleştirildiğini hatırlatarak devrimci halkı bu tutumu cezalandırmaya çağırmıştır (Parti Merkez Komitesi Açıklaması, 25 Ekim 2025). Açıklamada Sanu’nun tezlerine yanıt verilmiş; ülkede toprak mülkiyeti kalıntıları devam ettiği sürece, komprador tekelci burjuvazi ile halk kitleleri arasındaki çelişkinin temel karakterini koruyacağı vurgulanmıştır.

Devlet ise askerî kuşatmayı teknik olarak daha sofistike bir aşamaya taşımıştır. İçişleri Bakanı Amit Shah’ın Mart 2026’ya kadar ülkeyi “Maoistlerden arındırma” hedefiyle başlattığı “Kagar Operasyonu” kapsamında, Merkezi Rezerv Polis Gücü’ne 10.000 ek personel görevlendirilmiştir. Bu süreçte ağır kayıplar da yaşanmıştır: 18 Kasım 2025’te askerî komisyon komutanı Madvi Hidma, 25 Aralık 2025’te Odisha’da eyalet sorumlusu Ganesh Uike ve 22 Ocak 2026’da Jharkhand’da özel alan komitesi sekreteri Patiram Manjhi’nin de aralarında bulunduğu 15 Maoist yaşamını yitirmiştir. Şubat 2026’da ise politbüro üyeliğine aday gösterilen stratejist Thippiri Tirupathi (Devji) ve beraberindeki 40 kadro teslim olmuştur.

Askerî baskının artması, paradoksal bir biçimde tabanda daha keskin bir saflaşmayı beraberinde getirmiştir. Teslimiyet propagandasının en zayıf noktası, somut sınıf gerçekliğidir. Bunun en çarpıcı örneği Odisha’nın Kandhamal ormanlarında yaşanmıştır. Gerilla tümen komutan yardımcısı Anwesh (Renu) ve 12 kişilik ekibinin teslim olma planı, eyalet komitesi üyesi Sukru ile girilen ideolojik hesaplaşma neticesinde engellenmiş; Anwesh parti tarafından 29 Ocak’ta cezalandırılmıştır. Bu infaz, parti içindeki çizgi mücadelesinin soyut bir tartışma olmaktan çıkıp örgütsel bir hesaplaşmaya dönüştüğünü göstermektedir.

Silahlı mücadelenin bittiğini öne süren tasfiyeci yaklaşımlar, sahadaki gerçeklikle çelişmektedir. 22 Şubat 2026’da Jharkhand’ın Saranda ormanlarında, bir düşman taburuna yönelik el yapımı patlayıcı (EYP) saldırısında iki asker ağır yaralanmıştır. Bu durum, Halk Kurtuluş Gerilla Ordusu’nun (PLGA) çözülmekten ziyade, daha küçük, hareketli ve yerelleşmiş bir yapılanmaya; mikro-bölgesel direniş odaklarına geçiş yaptığına işaret etmektedir.

2026 başı itibarıyla tartışma artık taktiksel değil, stratejiktir. Bir kesim “geçici ateşkes ve siyasal alanı genişletme” tezini savunurken, diğer kesim bunun devrimi tasfiye edeceğini ileri sürmektedir. Charu Mazumdar’ın parlamenter süreci “devrimci enerjiyi emen bir bataklık” olarak nitelediği “Sekiz Belge”si, partinin sol kanadı tarafından yeniden referans alınmaktadır.

Hindistan’daki bu süreç, yalnızca ulusal değil, küresel Maoist hareket açısından da belirleyicidir. HKP (Maoist) nezdinde açığa çıkan bu gelişmelerden, tüm Maoist öznelerin dersler çıkarması gerekmektedir. Özellikle Devrimci Enternasyonalist Hareket’in (DEH) dağılması sonrası ortaya çıkan boşluğun aşılması ve yeni bir enternasyonal odağın inşası için somut adımlar atılmalıdır. Hindistan’daki Halk Savaşı ile dayanışma, sadece görsel veya yazılı platformlarda bir “sıkışmışlık” üzerinden değil, enternasyonalist bir yoldaşlık sorumluluğuyla ele alınmalıdır.

Günümüz emperyalizm koşullarında Maoistler; değişen somut şartları yaratıcı bir temelde analiz etmeli, stratejik Halk Savaşı örgütlenmesini taktik esneklik ve şehirleri de kapsayan güçlü bir MLM (Marksizm-Leninizm-Maoizm) bakış açısıyla tahkim etmelidir. HKP (Maoist) kadrolarının bu tarihsel eşiği aşarak, tasfiyeci eğilimleri mahkûm edip devrimci stratejiyi yeniden kuracaklarına dair inancımız tamdır. 2026, devrimin ertelenip ertelenemeyeceği sorusunun pratikte cevaplandığı bir yıl olacaktır.

Başaracaklar… Başaracağız… Zira elimizde yenilmez MLM silahımız var.

Sercan Aydın

Exit mobile version