Kızıldere: Bir Direniş Epope’si ve Siper Yoldaşlığının Sosyalist Diyalektiği

IMG_3590

Kızıldere, Türkiye ve Kuzey Kürdistan devrimci hareketinin tarihindeki en keskin dönemeçlerden biridir. Sosyalist düşünce açısından bu olay, sadece bir askeri kuşatma veya bir “yenilgi” değil; aynı zamanda feda kültürü, ideolojik kararlılık ve siper yoldaşlığı kavramlarının teorik düzlemden pratik düzleme geçtiği bir kırılma noktasıdır.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan sosyalist mücadelesinde 1971 kopuşu, statükonun ve parlamenter hayallerin reddedildiği, “Kurtuluşa Kadar Savaş” şiarının hayat bulduğu bir evredir. Mahir Çayan ve yoldaşlarının 30 Mart 1972’de Kızıldere’de sergilediği tutum, Marksist-Leninist literatürdeki “devrimci irade” kavramının en somut örneğidir.

Fraksiyonizmin Aşılması: Siper Yoldaşlığı

Sosyalist düşüncede genellikle teorik ayrılıklar üzerinden yükselen bölünmeler, Kızıldere’de yerini sarsılmaz bir birliğe bırakmıştır. THKP-C ve THKO militanlarının, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını durdurmak için omuz omuza vermesi, dar grup çıkarlarının halkın kurtuluşu ve devrimci dayanışma adına feda edilmesidir. Bu, sosyalizmin özünde yatan enternasyonalist dayanışma ruhunun yerel ölçekteki en yüksek tezahürüdür.

“Teslimiyet” Kavramına İdeolojik Reddiye

Kızıldere, bir askeri başarısızlık olarak değil, bir politik zafer olarak okunmalıdır. Sosyalist bir perspektiften bakıldığında; egemen güce boyun eğmemek, “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” diyerek uzlaşmayı reddetmek, düzenin meşruiyetine vurulmuş ağır bir darbedir. Marksist diyalektikte niceliksel üstünlük (askeri güç) her zaman niteliksel dönüşüme (tarihsel miras ve bilinç) yenilir. Kızıldere, bu niteliksel sıçramanın adıdır.

Öncü Savaşı ve Halkın Kurtuluşu

Mahir Çayan’ın teorize ettiği “Kesintisiz Devrim” stratejisi, oligarşinin “suni dengesini” bozmayı amaçlıyordu. Kızıldere’de dökülen kan, bu dengenin teşhir edilmesini sağlamış; geniş halk kitlelerinde devrimci bilincin tohumlarını ekmiştir. Sosyalizm için mücadele edenler için Kızıldere, bir son değil, bir kuşaktan diğerine devredilen bir mücadele meşalesi haline gelmiştir.

Tarihsel Mirasın Bugüne Mesajı

Bugün sosyalist düşünce içerisinde Kızıldere’yi anmak; sadece geçmişe duyulan bir nostalji değil, aynı zamanda aşağıdaki ilkelerin yeniden hatırlanmasıdır:

  • Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya idealinden vazgeçmemek.
  • Ortak düşmana (kapitalizm ve emperyalizm) karşı, ikincil farklılıkları bir kenara bırakarak saf tutmak.
  • Bireysel kurtuluşun ancak toplumsal kurtuluşla mümkün olabileceği bilinciyle, kolektif çıkarları en öne koymak.

“On’lar, halkın kalbinde sönmeyecek birer ateş, yolumuzu aydınlatan birer pusuladır.”

Kızıldere’de ölümsüzleşen “On’lar”, Türkiye ve Kuzey Kürdistan işçi sınıfının ve ezilen halklarının özgürlük yürüyüşünde sadece birer isim değil; birer direniş manifestosu olarak yaşamaya devam etmektedir.

Demokratik Haklar Platformu 

Exit mobile version