KIZILDERE SON DEĞİL, SAVAŞ SÜRÜYOR!

IMG_2054

30 Mart 1972… Kızıldere, faşizmin “Teslim olun!” çağrısına karşı yalnızca bir direniş manifestosu değil; dayatılan düzen içi reformist teslimiyete karşı devrimci kopuşun, bu temelde tasfiyeciliğe karşı radikal devrimci ideolojik netliğin ve zafere inanan eylemli devrimciliğin sarsılmaz iradesinin kanıtıdır!

Mahir Çayan ve yoldaşları; düzen içi çözümlere, parlamenter hayallere ve her türden pasifist çizgiye karşı Kızıldere’de açtıkları direniş siperiyle pratik bir yanıt oldular! Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını durdurmak için örgütlenen bu eylem; hem siper yoldaşlığının hem de bununla beslenecek devrimin masa başında değil, bedel ödenerek, savaşarak kazanılacağını ilan etti!

Kızıldere, bugün biz Maoistler açısından dünden daha çok tasfiyeciliğe, sağ oportünizme ve reformizme karşı radikal, kesin ve keskin bir kopuş çizgisidir! O kerpiç ev; yalnızca bir savunma mevzisi değil, aynı zamanda parlamenterizme, uzlaşmacılığa ve düzenle bütünleşmeye karşı açılmış radikal bir cephedir! Kızıldere’yi yeni bir yıl dönümünde böyle görüyor, böyle anlıyor, böyle sahipleniyoruz.

“Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!” diyen cesur irade; pasifizmin, legalizmin ve düzen içi çözüm arayışlarının iflasının en açık ifadesidir! Bu söz; halk savaşını reddedenlere, geçmişini düzenin açtığı konfor alanlarında kusanlara, devrimci zorun yerine uzlaşmayı koyanlara, mücadeleyi seçim sandıklarına hapsedenlere karşı tarihsel bir mahkûmiyettir!

Halk kurtuluş savaşına kilitlenmiş her samimi devrimci ve parti, Kızıldere’yi bu nedenle sahiplenir! Çünkü Kızıldere; teslim olmayan feda kuşağının, devrim için ölümü göze alanların, Mahirlerce, Denizlerce, Kaypakkayalarca ’71 Silahlı Devrim Cephesi ile açılan görkemli devrimci yolun adıdır. Kızıldere’de düşenler yenilmedi! Onlar; tasfiyeciliğe karşı direnenlerin, reformizme karşı savaşanların, halk savaşını büyütenlerin safında yaşamaya devam ediyor!

Bugün görev açıktır: Tasfiyeciliğe karşı ideolojik mücadeleyi derinleştirmek! Parlamenter hayalleri ve düzen içi çözüm arayışlarını teşhir etmek! Pasifizme ve reformizme karşı devrimci zor çizgisini savunmak! Kitlelerle bağ kurarak halk savaşının yolunu örmek!

Çünkü tarih göstermiştir: Devrim, uzlaşmayla değil; mücadeleyle kazanılır! Devrim, sandıkta değil; savaşta kazanılır!

Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Saffet Alp ve Ömer Ayna…

Onlar; teslim olmayanların, diz çökmeyenlerin, devrim için feda olmayı göze alanların şanlı adıdır!

Onların bayrağı, bugün sınıf mücadelesinin birçok cephesinde devrim için kahramanca direnenlerin ellerindedir! Onların iradesi, bugün halk savaşını savunanların yolunu aydınlatmaktadır, aydınlatmaya da devam edecektir.

KIZILDERE SON DEĞİL, SAVAŞ SÜRÜYOR!

İKTİDAR NAMLUNUN UCUNDADIR!

DEVRİMCİ DEMOKRASİ KOLEKTİFİ

Exit mobile version