2026 yılının bahar ayları, kadınlar için sadece mevsimsel bir değişim değil, hayatta kalma ve var olma mücadelesinin zirve yaptığı bir dönemi temsil ediyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) açıkladığı son veriler, şiddetin gölgesinde yaşayan binlerce kadının sesini bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı. Ancak bu kez rakamların ardında, sadece adliye koridorları değil, mutfaktaki yangın ve istihdamdaki engeller de var.
Şiddet Zincirinin İlk Halkası: Ekonomik Bağımlılık
Haber merkezimizin ulaştığı verilere göre, Türkiye/Kuzey Kürdistan’da şiddet gördüğü gerekçesiyle şikayette bulunan kadınların %70’i, gidecek bir yeri veya düzenli bir geliri olmadığı için şiddet failiyle aynı çatı altında yaşamaya devam etmek zorunda kalıyor. Bölgesel farklılıklar incelendiğinde, sosyo-ekonomik imkanların kısıtlı olduğu kentlerde “ekonomik şiddet”, fiziksel şiddeti gizleyen kalın bir perde işlevi görüyor.
Görünmeyen Emek, Yükselen Duvarlar
Kadınların işgücüne katılım oranı 2026 itibarıyla hala arzulanan seviyelerin altında seyrediyor. Özellikle bakım emeğinin (çocuk, yaşlı ve hasta bakımı) tamamen kadının omuzlarına yüklenmesi, kadınları kamusal alandan koparıp eve hapsediyor.
• Bir kadının günlük ortalama “ücretsiz” çalışma süresi, erkeklerin neredeyse 4 katı.
• Türkiye/Kuzey Kürdistan’da tarım işçisi kadınların %85’i sigortasız ve güvencesiz çalıştırılıyor.
“Sadece Rakam Değil, Hayat İstiyoruz”
Nisan ayında yitirdiğimiz 26 kadının ve 23 şüpheli ölümün her biri, sistemdeki bir çatlağı işaret ediyor. Kadın hakları savunucuları, devletin koruma mekanizmalarının sadece “olay anında” değil, şiddet vuku bulmadan önce kadını ekonomik ve sosyal olarak güçlendirerek devreye girmesi gerektiğini savunuyor.
Neden Durmuyor?
Uzmanlar, yasaların kağıt üzerinde var olmasının yetmediğine dikkat çekiyor. “Ceza indirimleri” ve “şüpheli ölüm” dosyalarının hızla kapatılması, failleri cesaretlendirirken; yerel yönetimlerin sığınma evi ve kreş gibi temel hizmetlerdeki yetersizliği kadını çaresizliğe mahkum ediyor.
Çözümün Adresi: Bütüncül Politika
Haberin ulaştığı sonuç net: Kadın cinayetlerini durdurmak; yalnızca mahkeme salonlarında değil, fabrikalarda kreşler açarak, tarlalarda sigorta haklarını savunarak ve her sokakta anadilinde, ulaşılabilir danışma merkezleri kurarak mümkün olacak.
Kadınlar sadece “yaşamak” değil, güvenle ve özgürce “var olmak” istiyor.
