Sermayenin Namlusu Gölgesinde “İki Haftalık” İllüzyon

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD emperyalizminin Başkanı Donald Trump, dün Truth Social hesabından yaptığı açıklamada Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Mareşal Asim Munir ile yaptıkları görüşmelerin İran’a yönelik saldırıları iki haftalığına askıya almayı kabul ettiğini açıkladı. 

Bu gelişme, emperyalist hegemonya ile bölge işbirlikçileri arasındaki çıkar çatışmasının yeni bir evresini temsil ediyor. Donald Trump’ın (2026 itibarıyla yeniden ABD Başkanı sıfatıyla) Truth Social üzerinden yaptığı bu açıklama, sermayenin enerji rotalarını güvence altına alma çabasının bir sonucudur.

Emperyalist Washington ve Tahran bürokrasisi, Pakistan aracılığıyla “ateşkes” masasına oturdu. Ancak bu, barış değil; enerji koridorlarını açık tutma telaşıdır.

Emperyalizmin güncel temsilcisi Donald Trump, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve bölge gericiliğinin askeri kanadı Mareşal Asim Munir ile yürüttüğü pazarlıklar neticesinde İran’a yönelik saldırıları “iki haftalığına” askıya aldığını duyurdu. Ancak bu kararın ardındaki “Hürmüz Boğazı’nın açılması” şartı, meselenin insani bir ateşkes değil, küresel sermayenin petrol akışını (artı-değer transferini) koruma hamlesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Enerji Güzergahı mı, Halkların Kaderi mi?

Hürmüz Boğazı, dünya kapitalist sisteminin şah damarıdır. Trump’ın bu hamlesi, Amerikan tekellerinin ve küresel piyasaların boğazın kapanmasıyla yaşayacağı kâr kaybını önleme stratejisidir. Ateşkesin süresinin sadece “iki hafta” gibi kısa bir zaman dilimiyle sınırlanması, emperyalizmin bölge halklarını sürekli bir savaş tehdidi altında tutarak itaat ettirme politikasının (sopayı gösterme) bir parçasıdır.

Tahran’ın Yanıtı: Statüko ve Savunma Refleksi

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin “Ellerimiz tetikte” açıklaması, bölgedeki ulusal burjuvazinin ve teokratik yönetimin kendi varlığını koruma çabasıdır. “Bu durum savaşın bittiği anlamına gelmez” ifadesi doğru bir tespittir; zira emperyalist kuşatma altında olan bir coğrafyada, sermaye egemenliği sürdüğü müddetçe kalıcı barış mümkün değildir.

Sonuç olarak

Bu pazarlıklar; halkların egemenliği üzerinden değil, “Mareşallerin”, “Başkanların” ve “Başbakanların” gizli diplomasi odalarında, emekçilerin kanı ve canı üzerinden yürütülmektedir.

Pakistan’ın rolü; bölgesel bir işbirlikçi aktör ve arabulucu rolüne soyunarak, Washington’dan gelecek mali/askeri yardımların devamlılığını sağlama çabasıdır.

Trump‘ın tehdidi; “Destekleyici gücü durdurma” vaadi, aslında her an yeniden başlayabilecek bir yıkımın onaylanmasıdır.

İşçiler ve ezilen halklar için çözüm, iki hafta uzatılan “ölüm randevuları” değil; bölgedeki tüm yabancı askeri güçlerin çekilmesi ve enerji kaynaklarının küresel tekellerin değil, halkların ortak mülkiyeti haline getirilmesidir. Emperyalizmin iki haftalık ateşkesi, yalnızca kendi savaş makinesine yakıt ikmali yapması için verilen bir moladır.

2026 yılı gerçekliğinde, Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğunda oturması ve Pakistan ordusunun başındaki Asim Munir’in anayasal değişikliklerle “Mareşal” rütbesine yükseltilmiş olması, bölgedeki militarist ve faşist eğilimlerin nasıl tırmandığını da acı bir biçimde göstermektedir.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.