Suriye’de Kanlı İktidar Değişimi: 6 Bin Can, 1805 Yargısız İnfaz!

287635

Suriye’de Esad rejiminin çöküşü ve cihatçı örgüt Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) iktidarı ele geçirmesiyle birlikte ülke, adeta bir kan gölüne dönmüştür. 8 Aralık 2024’ten bu yana geçen 100 gün içinde, en az 6 bin 316 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin 4 bin 711’i masum sivillerdir. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), bu korkunç tabloyu gözler önüne serdi. Esad’ın kaçışı ve güvenlik güçlerinin çöküşüyle birlikte ülke genelinde bir güvenlik boşluğu oluştu. Bu boşluk, silahlı saldırılar, suikastlar ve mezhepsel çatışmalarla dolduruldu. Sivil katliamları, infazlar ve toplu ölümler, Suriye’yi bir cehenneme çevirdi.

SOHR’un raporuna göre, 4 bin 711 sivilin katledilmesi, insanlık tarihinin kara lekesi olarak kayıtlara geçti. Bu sivillerin 345’i kadın, 194’ü ise çocuktu. Ölümlerin aylık dağılımı, vahşetin boyutlarını gözler önüne seriyor:

  • 8-31 Aralık 2024: 2 bin 354 ölüm (21’i kadın, 34’ü çocuk, 1894 sivil)
  • Ocak 2025: 1122 ölüm (146’sı kadın, 53’ü çocuk, 679 sivil)
  • Şubat 2025: 603 ölüm (46’sı kadın, 42’si çocuk, 435 sivil)
  • 1-18 Mart 2025: 2237 ölüm (132’si kadın, 65’i çocuk, 1703 sivil)

Bu rakamlar, Suriye’de yaşanan insanlık trajedisinin boyutlarını gösteriyor. Ancak daha da vahimi, 1805 sivilin yargısız infazlarla katledilmiş olmasıdır. Bu infazlar, özellikle eski rejim yanlısı oldukları gerekçesiyle ve mezhepsel aidiyetler nedeniyle gerçekleştirildi. 6 Mart’tan itibaren kıyı kentlerinde yaşanan Alevi katliamları, bu vahşetin en kanlı örneklerinden biri oldu. İnfazların aylara göre dağılımı ise şöyle:

  • 8-31 Aralık 2024: 141 sivil
  • Ocak 2025: 74 sivil
  • Şubat 2025: 60 sivil
  • 1-18 Mart 2025: 1530 sivil

SOHR, uluslararası topluma sert bir çağrıda bulunarak, “Suriye’de akan kanı durdurun!” dedi. Mezhepsel kimliklerin bir çatışma aracı haline getirilmesi, toplumsal barışı tamamen yok etti. Adalet ve eşit vatandaşlık temelinde sürdürülebilir bir barışın sağlanması artık neredeyse imkansız hale geldi. Uluslararası toplum, bu katliamlara sessiz kalmakla suç ortağı olmaya devam ediyor. Suriye’de yaşanan bu insanlık dramı, dünyanın gözü önünde devam ederken, uluslararası toplumun acizliği ve duyarsızlığı, bu trajediyi daha da derinleştiriyor.

Suriye’de yaşanan bu vahşet, insanlık adına utanç vericidir. Uluslararası toplum, bu katliamları durdurmak için somut adımlar atmak yerine, seyirci kalmayı tercih ediyor. Bu sessizlik, Suriye halkının kanı üzerine inşa edilmiş bir suç ortaklığıdır. Artık bu vahşete dur demenin zamanı geldi de geçiyor!

Exit mobile version