Taksim İradesi: Reformizmin Tasfiyesine Devrimci Müdahale

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu yılın 1 Mayıs’ı, yalnızca bir eylem günü değil; sınıf mücadelesinde politik çizgilerin berraklaştığı tarihsel bir yarılma anıdır. Sendikal bürokrasinin ve reformizmin icazetçi sınırlarını parçalayan bu çıkış, sadece fiziki barikatları değil, zihinlerde kurulan teslimiyet duvarlarını da yıkmıştır.

Yıllardır Taksim’i bir “sembol” olarak tüketip, en kritik eşikte düzenin çizdiği sınırlara geri çekilen DİSK ve benzeri yapılar, artık açık biçimde burjuva düzenin işçi sınıfı içindeki uzantısı haline gelmiştir. Bu çizgi, 2023 seçimlerinde kurtuluşu sandığa bağlayarak, 2024 Saraçhane sürecinde ise kitleleri CHP kuyruğuna takarak tarihsel iflasını ilan etmiştir.
Bu bizler açısından bir su damlası kadar berraktır.

Artık ortada işçi sınıfını mücadeleye hazırlayan bir irade değil; sınıf işbirliğini “kitlesellik” diye pazarlayan çürümüş bir reformizm ve burjuva parlamentarizmine yedeklenmiş bir sendikal aristokrasi vardır. MML bilincimiz açıdan bu tablo nettir: reformizm, devrimin dışındaki bir “hata” değil; devrimin içindeki ideolojik “düşman”ımızdır.

2026 1 Mayıs’ı Kadıköy Hattında, Reformizmin Coğrafyası, Oportünizmin Sığınağı Olmuştur

2026 1 Mayıs’ında ilan edilen Kadıköy kararı, basit bir “alan tercihi” değil; siyasal bir saflaşmanın ilanıdır. Kadıköy, bu anlamda yalnızca bir mekân değil, bir çizgidir. Devletle açık çatışmadan kaçınan, mücadeleyi kontrollü ve zararsız sınırlar içine hapseden, kitleleri düzen içi beklentilere bağlayan bir reformist-politik hattın somut ifadesidir.

Bu hattın etrafında kümelenenler ikiye ayrılır: açık reformistler ve oportünistler. Açık reformistler düzenle uzlaşmayı strateji haline getirirken, oportünistler Taksim’in devrimci çekimine lafzen yakın durup pratikte Kadıköy’e hizalanır.Onlar kendilerini biliyor, bura da tek tek kimler olduğunu belirtmeye gerek duymuyorum. Oportünizm burada özel bir rol oynar. Ne açıkça düzen tarafında görünmek ister ne de devrimci kopuşun bedelini ödemeye cesaret eder. Bu yüzden sürekli salınır, bulanıklaştırır ve geciktirir.

Maoist perspektifle ifade edecek olursak oportünizm, küçük-burjuvazinin kararsızlığının örgütlü biçimidir ve her kritik momentte devrimci kopuşu frenleyen başlıca iç engeldir.

Taksim Hattı Fiili-Meşru Mücadele ve Devrimci Zor’un Görkemli Pırlantası Olmuştur

Kadıköy’ün karşısında yükselen Taksim iradesi ise kendiliğinden bir yönelim değil; sınıf mücadelesinin devrimci mantığının zorunlu sonucudur. Taksim Meydanı, tarihsel olarak devletle doğrudan karşı karşıya gelişin, yasallık sınırlarının fiilen aşılmasının ve kitle inisiyatifinin açığa çıkmasının mekânıdır. Bu bağlamda salt, 77 katliamında düşenlere tarihsel bir bağlılığın, devrimci anılarını güne taşımanın ağır bir sorumluluğunun yerine getirilmesi değil, bunun da ötesinde gelinen yerde, bu politik netliğin tereddütsüz sahiplenilmesidir.

Dolayısıyla, 2026’da ortaya çıkan yönelim, bu nedenle kritik bir öneme sahiptir. Gençliğin enerjisiyle birleşen bu irade, Kadıköy’ün steril ve ruhsuz atmosferini parçalayarak devrimci yönelimin icazetle değil, fiili-meşru mücadeleyle ilerlediğini göstermiştir.

Bu, devrimci politik çizginin temel ilkesidir. Hak verilmez, alınır. Meşruiyet devletin yasalarından değil, kitlelerin eyleminden doğar. Devrimci siyaset çatışmadan kaçınmaz, onu örgütler. Taksim bu anlamda sadece bir hedef değil, devrimci zorun kitle inisiyatifiyle birleştiği bir politik hattın adıdır.

’71 Kopuşu ve Güncel Devrimci Hat: Yarım Değil, Tam Kopuş

Bugün yaşanan kriz yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik ve politik bir çözülme krizidir. Bu durum, 1971 kopuşuna benzer biçimde radikal bir hattı dayatmaktadır.

’71 çıkışı, düzen içi solculuğun reddi, parlamentarizmin tasfiyesi ve devrimci mücadelenin meşrulaştırılması anlamına geliyordu. Bugün de ihtiyaç duyulan budur, ancak daha ileri bir düzeyde ve radikal bir perspektifle ele alınmalıdır.

Bu, kapitalist/faşist yapının teşhiri, somut, güncel koşullara uyumlu halk savaşı stratejisinin kavranması ve şehirlerdeki her çıkışın bu stratejiye bağlanması anlamına gelir. Taksim iradesi bu açıdan bir başlangıçtır, ancak kendi başına yeterli değildir. Gidilecek yolu, örülecek süreci, geçilecek engelleri göstermesi açısından güncel, gelecek açısından tarihsel bir çağrıdır.
Oportünizmle sulanmadan, reforizmle hem hal olmadan, düzenin yasal konfor alanlarına yaslanmadan, devrimci sürecin örgütleneceği politik hat burdan geçmek zorundadır.
Tarih, devrim ile reformizm ayrımını yeniden belirleyeceği imtihana bir kez daha davet etmiştir, devrimci parti ve örgütleri. Yeni elenme, yeni saflaşma kaçınılmazdır. Söylemde Taksim, eylemde Kadıköy’de halay tutanların aymaz oportunizminide buradan so-be lemek gerekmektedir.

Buradan haraketle şu gerçeğin altını kalınca çizmek gerekmektedir.
Eğer bu irade örgütlü bir politik hatta bağlanmazsa, sınıf içinde kökleşmezse ve reformizmle açık bir ideolojik hesaplaşmaya girmezse, kısa sürede sönümlenir ya da yeniden düzen tarafından soğurulur.

Dolayısıyla saflaşma kaçınılmazdır.
Bugün tablo nettir. Taksim, devrimci kopuşun, fiili-meşru mücadelenin ve sınıf çizgisinin ifadesidir. Kadıköy, reformizmin, icazetçiliğin ve düzen içi siyasetin alanıdır. Ara hat ise oportünizmin, kararsızlığın ve tasfiyeciliğin taşıyıcısıdır.

Bu üç hat arasında uzlaşma yoktur ve olamaz.
Devrim, net saflaşmalar üzerinden ilerler. Belirsizlik devrimin değil, tasfiyeciliğin zeminidir. Kaypakkayacı hattan giderek kopan, çiçeği burnundaki yeni oportünist politik öznelerinde gece gündüz kabul olup devamına “dua” ettikleri bu belirsizliğin kendisidir. Taksim, Kadıköy Hattında yaşanan oportünist sıvışma bu belirsizliği netleşmeye, saflaşmaya zorlayan devrimci konjonktürün ağır baskısının bir sonucudur.

Bugün görev yalnızca Taksim’e çıkmak değil; Taksim çizgisini örgütlemek, derinleştirmek ve iktidar perspektifiyle birleştirmektir. Çünkü Taksim artık bir meydan değil, bir mücadele hattıdır.

DEVRİMCİ DEMOKRASİ KOLEKTİFİ

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.