Tarihin Eskitemediği İnanç: 6 Mayıs ve Bitmeyen Tam Bağımsızlık Yürüyüşü

IMG_3737

Türkiye/Kuzey Kürdistan devrimci hareketinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sehpasındaki son nefeslerinden bu yana 54 yıl geçti. Her yıl Karşıyaka Mezarlığı’nda yükselen sloganlar, sadece üç ismi anmakla kalmıyor; onların toprağa ekilen bir fikrin, sosyalist perspektifin ve anti-emperyalist direncin güncelliğini de selamlıyor.

68’in Ruhu: Akademiden Sokağa, Fabrikadan Köye

“Deniz’lerin” mücadelesi, sadece birer öğrenci lideri olmalarından değil, 1960’lı yılların dünyayı sarsan devrimci dalgasını Türkiye’nin yerel dinamikleriyle, sınıfsal çelişkileriyle ve tarihsel şartlarıyla harmanlayabilmelerinden gelir. Onlar için sosyalizm, kütüphane raflarında tozlanan bir teori değil; Amerikan 6. Filosu’nu denize döken, toprak işgallerinde köylünün yanında duran ve fabrikalarda işçinin grev hakkını savunan yaşayan bir pratikti.

Sosyalist perspektiften bakıldığında, Deniz Gezmiş ve arkadaşları; Türkiye’nin içinde bulunduğu bağımlılık ilişkilerini (NATO, ikili anlaşmalar, ekonomik tahakküm) doğru analiz etmiş bir kuşağın öncüleridir. Onların “Tam Bağımsız Türkiye” şiarı, emperyalizme karşı ulusal bir refleks olduğu kadar, kapitalizmin sömürü düzenine karşı sınıfsal bir başkaldırıdır.

Tarihsel Süreç: Kırılmalar ve Direniş

1960’ların sonu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile başlayan parlamenter sosyalizm denemesinin ardından, gençliğin daha radikal ve doğrudan eylem odaklı bir sürece evrildiği dönemdir. THKO’nun (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) kuruluşu, bu ideolojik netleşmenin bir sonucudur. Kırlarda ve şehirlerde yürütülen bu mücadele, devletin bekasını sarsan bir “tehdit” olarak görüldü.

12 Mart Muhtırası’nın ardından kurulan sıkıyönetim mahkemeleri, sadece üç genci değil; yükselen halk hareketini ve sosyalist düşünceyi cezalandırmak istedi. İdamlar, “bir sağdan bir soldan” dengesinin kanlı bir parçası olarak kurgulansa da, toplumsal vicdanda hiçbir zaman karşılık bulmadı.

Bugünün Perspektifi: Mirasın Anlamı

Bugün Deniz’leri sadece “cesur yürekli gençler” olarak romantize etmek, onların siyasi kimliklerini ve sınıfsız-sömürüsüz dünya ideallerini gölgelemek demektir. Sosyalist bir okuma için Deniz Gezmiş;

  • Filistin halkının özgürlük mücadelesine katılmıştır; Enternasyonalisttir.
  • Eğitimi, sağlığı ve toprağı halkın ortak varlığı olarak görmüştür; Halkçıdır.
  • İdam sehpasında bile “Yaşasın Marksizm-Leninizm’in Yüce İdeolojisi” diyerek fikrinin ölümsüzlüğüne vurgu yapmıştır; Karamsar değildir.

54 yıl sonra, ekonomik krizlerin ve eşitsizliğin derinleştiği günümüz dünyasında, 68 kuşağının mirası sadece bir anıdan ibaret değil. Karşıyaka’da toplanan kalabalıklar bize şunu fısıldıyor: Tarih, sadece yaşanmış olanı değil, hâlâ mümkün olanı da yazar.

Üç Fidan, Türkiye:Kuzey Kürdistan sosyalist hareketinin köküdür; o kök, dallarını her baharda yeniden yeşertmeye devam ediyor.

DEVRİMCİ DEMOKRASİ KOLLEKTİFİ

Exit mobile version