Tozun ve rantın karşısında yaşamın sesi: Karakaya direniyor!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü, devasa bir taş ocağı ve kırma-eleme tesisi projesiyle ekolojik bir kuşatma altında. Köylüler, “kamu yararı” maskesiyle sunulan projenin aslında bir “çevre sürgünü” olduğunu haykırarak doğayı savunmaya devam ediyor.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın bir çok kentinde olduğu gibi, Çorum/Sungurlu Karakaya köyünün bereketi toprakları, bir kez daha iş makinelerinin ve dinamit seslerinin tehdidiyle karşı karşıya. Karakaya Köyü’nde yapılması planlanan ve yaklaşık 35 hektarlık orman arazisini kapsayan diyorit ocağı projesine karşı yükselen itirazlar, Nisan ayının ilk haftasında düzenlenen kitlesel eylemle yeni bir boyuta taşındı.

Ekosistem İdam Sehpasına Çıkarılıyor

Köylülerin ve ekoloji aktivistlerinin vurguladığı en büyük tehlike, projenin yaratacağı “ekolojik domino etkisi”. Bilirkişi raporlarındaki eksikliklere dikkat çeken Karakaya Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Servet Demirkaya, projenin doğaya vereceği zararları şöyle özetliyor:

Su Kaynaklarının Tasfiyesi: Bölgedeki kısıtlı yer altı su kaynakları, patlatmalı kazılar nedeniyle geri dönülemez şekilde kirlenme ve kuruma riskiyle karşı karşıya.

Tarım ve Organik Yaşam: Proje dosyalarında “yok” sayılan meyve bahçeleri ve organik tarım alanları, tesisin yaratacağı yoğun toz emisyonu altında nefessiz kalacak.

Yaban Hayatı ve Orman: 350 dönümlük ruhsat sahasının büyük bir kısmı orman parseli içerisinde kalıyor. Bu, binlerce ağacın kesilmesi ve bölgedeki yaban hayatının evsiz kalması demek.

Hukuk ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum

Çorum İdare Mahkemesi’nin, projenin çevresel etkilerinin “kabul edilebilir seviyeye” indirilebileceği yönündeki kararı köylülerde büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak köylüler kararlı: Proje alanının yerleşim yerine olan mesafesinin dosyalarda çarpıtıldığını, gerçek mesafenin bazı evlere sadece 180 metre olduğunu belirterek hukuki mücadeleyi bir üst mercie taşımaya hazırlanıyorlar.

“Hafızamızı ve Toprağımızı Terk Etmeyeceğiz”

Eyleme destek veren çevreciler, meselenin sadece birkaç ağaç olmadığını; bölgedeki “Yorgun Baba” gibi inanç merkezlerinin ve kültürel hafızanın da bu maden projesiyle silinmek istendiğini vurguluyor. Karakaya halkı, “Bu proje yaşamın tam kalbine hançer saplamaktır,” diyerek köylerinde nöbet tutmaya ve topraklarını terk etmemeye kararlı olduklarını bir kez daha tüm kamuoyuna ilan etti.

Karakaya’da yükselen bu ses, sadece bir köyün değil; Akbelen’den Zara’ya, Varto’dan Cerattepe’ye uzanan, doğayı sermayeye kurban etmek istemeyen tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın ortak çığlığıdır.

Bununla birlikte; Boğazkale ve Alacahöyük Milli Parkı, mega maden sahaları tarafından kuşatıldı; tarih ve doğa tehlikede. ÇED süreçlerinin büyük kısmına “Gerekli Değil” kararı verildi; Kızılırmak havzası ve tarım alanları madencilik tehdidi altında.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.