Varto ve Karlıova’da JES Kuşatması – Enerji mi, Halk Sağlığı mı?

IMG_3732

Muş-Varto ve Bingöl-Karlıova hattında IGNIS H2 Enerji tarafından planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan çadır nöbeti, konuyu sadece bir yerel direniş olmaktan çıkarıp bölgedeki halk sağlığı ve ekolojik yıkım tartışmalarının merkezine taşıdı.

Muş ve Bingöl sınırındaki meralar, ABD merkezli bir şirketin sondaj kuleleri ile halkın yaşam hakkı arasında bir mücadele alanına dönüştü. Bilim insanları ve bölge halkı uyarıyor: “Yenilenebilir” maskesi altındaki bu projeler, bölgede geri dönüşü olmayan bir sağlık krizine yol açabilir.

Varto’nun Çallıdere (Xwarik) köyü merkezli başlayan ve 22 köyü doğrudan etkileyen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi, ikinci gününe giren çadır nöbetiyle protesto ediliyor. Ancak mesele sadece meraların kaybı değil; projenin hayata geçmesi durumunda bölge halkını bekleyen sinsi tehlike: Hidrojen Sülfür (H_2S) gazı ve ağır metal kirliliği.

“Sessiz Katil” Kapıda: Hidrojen Sülfür (H_2S) Tehlikesi

Jeotermal kaynaklar yer altından çıkarılırken havaya yüksek miktarda hidrojen sülfür gazı salar. Uzmanlara göre bu gaz, düşük dozlarda bile “çürük yumurta” kokusuyla kendini belli ederken, uzun süreli maruziyette ciddi halk sağlığı sorunlarına neden oluyor:

• Astım hastaları, yaşlılar ve çocuklar için ölümcül risk taşıyan bu gaz, akciğer fonksiyonlarını kalıcı olarak bozabiliyor.

• Kronik maruziyet; baş ağrısı, halsizlik ve nörolojik bozuklukları tetikliyor.

Su ve Toprakta Ağır Metal Birikimi

Bölge halkı geçimini hayvancılıkla sağlıyor. JES işletmelerinde yeraltından çekilen akışkanın içinde arsenik, bor ve lityum gibi ağır metaller bulunur.

• Eğer bu sıvılar usulüne uygun şekilde yeraltına geri basılmazsa (reenjeksiyon), yerüstü su kaynaklarına ve meralara karışıyor.

• Otlayan hayvanların vücudunda biriken bu metaller, süt ve et yoluyla doğrudan insan vücuduna girerek uzun vadede kanser riskini artırıyor.

Birinci Derece Deprem Bölgesi ve JES

Varto ve Karlıova, Türkiye’nin en aktif fay hatlarının kesişim noktasında yer alıyor. Bölge sakinleri, sondaj çalışmalarının ve yeraltındaki basınç değişimlerinin sismik hareketliliği tetiklemesinden endişe ediyor. 1966 Varto depreminin acı hatıraları tazeyken, fay hattı üzerinde yapılacak bu tür müdahaleler “felakete davetiye” olarak nitelendiriliyor.

Bölge Halkı Ne Diyor?

Çadır nöbetindeki vatandaşlar, projenin kendilerine sorulmadan hayata geçirilmesine tepkili:

“Biz burada sadece hayvanlarımızı otlatmıyoruz, biz burada nefes alıyoruz. Bu santraller Aydın’da inciri bitirdi, burada da bizi bitirecek. Toprağımız zehirlenirse gidecek yerimiz yok.”

Ekolojik Kırım mı, Kalkınma mı?

JES projeleri, “temiz enerji” etiketiyle sunulsa da, Varto ve Karlıova gibi ekolojik açıdan hassas ve hayvancılıkla geçinen bölgelerde “ekolojik kırım” (ecocide) riski taşıyor. Bölgedeki 22 köyün insansızlaşması ve geçim kaynaklarının yok olması, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda bir halk sağlığı felaketidir.

Enerji politikaları, o toprağın üstünde yaşayan insanların sağlığından ve güvenliğinden bağımsız planlanamaz. Varto ve Karlıova’daki direniş, sadece toprağı değil, bir halkın gelecekteki sağlık raporunu da koruma mücadelesidir.

Exit mobile version