1996 ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİ: BEDENİNİ SİPER EDENLERİN ONURLU MİRASI

96 olum orucu

Mayıs 1996’da Türkiye hapishanelerinde, zindanlarda tecrit ve hak gasplarına karşı başlatılan ve binlerce tutsakla büyüyen açlık grevleri, tarihe devrimci direnişin en büyük sayfalarından biri olarak kazındı. Eskişehir F Tipi cezaevlerinin tecrit politikasını boşa çıkarmak, insanlık dışı nakillere ve hak gasplarına son vermek amacıyla binlerce tutsak bedenlerini açlığa yatırdı. Günlerce süren kararlı irade karşısında devletin uzlaşmaz ve saldırgan tutumu nedeniyle eylem ölüm orucuna dönüştü; 12 devrimci tutsak, haklı ve meşru taleplerinden vazgeçmeyerek ölümsüzleşti.

Bu direniş, yalnızca hapishanelerin dört duvarı arasında kalan bir hak arayışı değil, tüm topluma karşı örülmek istenen faşist kuşatmaya ve tecrit politikalanna karşı devrimci bir başkaldırıydı. Aygün Uğur’dan Altan Berdan Kerimgiller’e, İlginç Özkeskin’den Yemliha Kaya’ya kadar bu uğurda yaşamını yitirenler, hücre zifirisinde insan onurunun ve inancın ne kadar büyük bir güç olduğunu gösterdiler. Devletin inkâr, tecrit ve teslim alma politikaları, tutsakların çelikten iradesi karşısında duvara çarptı.

Bugün, 1996 ölüm orucu direnişinin yarattığı miras, sömürüye ve zulme karşı boyun eğmeyenlerin yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Zindanları teslim alabileceklerini sanan faşist zihniyet, devrimci iradenin ve yoldaşlık bağlarının gücünü hesaba katamamıştır. O gün bedenlerini açlığa yatıran ve aramızdan ölümsüzlüğe uğurlanan 12’leri ve tüm direnişçileri saygıyla anıyor; onların sömürü düzenine karşı ördüğü onur barikatını bugün her alanda büyütme kararlılığımızı yineliyoruz!

Exit mobile version