Suriye’nin kıyı illeri Lazkiye, Tartus ve Banyas, HTŞ çetelerinin aralık ayından bu yana ülkenin gördüğü en ağır çatışma dalgasıyla sarsılmaya devam ediyor. Saldırıların en yoğun yaşandığı yerlerden biri olan Lazkiye’de yaşayan Arap Alevileri, devam eden saldırıları, yaşadıklarını ve yeni rejimin hayatlarını nasıl değiştirdiğini Aposto’ya anlattı.
Suriye’nin kıyı illeri Lazkiye, Tartus ve Banyas, TC destekli HTŞ çetelerinin aralık ayında Şam’ı ele geçirmesinden bu yana ülkenin gördüğü en ağır çatışma dalgasıyla sarsılıyor. Bir zamanlar Beşar Esad’ın en güçlü kaleleri olarak görülen bu vilayetlerde Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgeler, 6 Mart’tan beri şiddet ve saldırıların hedefi hâline geldi.
- Sahadaki yerel kaynaklardan aldığı bilgileri aktaran İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR); Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus vilayetlerinde 1.540’ün üzerinde can kaybı kaydedildiğini duyurdu. SOHR’un bağımsız kaynaklarca doğrulanmamış raporuna göre, ölenlerin 1.068’i sivil. Ayrıca 230 yeni yönetim askerinin ve 250 savaşçının öldüğü bildiriliyor.
- Çatışmalardan kaçan yüzlerce kişi, Lazkiye, Banyas ve Tartus’taki evlerini terk etti. Bölgede yaşayanlar, yağmaların yanı sıra çocukları da kapsayan toplu katliamların yaşandığını anlatıyor.
9 Mart’ta Suriye Geçiş Hükümeti Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, “Şu anda Suriye’de olanlar, beklenen zorluklar kapsamında değerlendirilmeli” diyerek bölgede “birçok ihlal” yaşandığını kabul etti. Ancak bu ihlalleri soruşturmak için bağımsız bir komite kurulacağını duyurması, Alevi nüfusun endişelerini gidermeye yetmedi.
10 Mart’ta ise geçici yönetim, bölgedeki güvenliğin yeniden tesis edildiğini açıkladı. Ancak Lazkiye sokaklarında hâkim olan korku ve endişe, bu açıklamanın halk nezdinde karşılığı olup olmadığını sorgulatıyor. Aposto’ya konuşan Lazkiyeli Aleviler, eli kanlı cihatçı çetelere ve liderine güven duymadıklarını belirtiyorlar:
“Ahmed eş-Şara’nın kanlı bir terör geçmişi var. Alevilere duyduğu nefreti açıkça ifade ettiği videoları ve röportajları ortada. Bu hükümete güvenmiyoruz. Emniyet ve güvenlik tam anlamıyla sağlanana kadar da güvenmeyeceğiz. Yönetimi devraldığından beri sürekli korku ve endişe içinde yaşıyoruz.”
‘Cesetleri mahalle meydanına attılar’
Aposto’ya konuşan 57 yaşındaki Lazkiyeli bir devlet memuru, röportajımız esnasında evinin önünden geçen askerî konvoydan gelen tekbir seslerini duyduğunu anlatıyor. Güvenlik endişesi nedeniyle ismini vermek istemeyen memur, artık Sünni mahallelerine gitmekten bile çekindiklerini söylüyor. Tanık olduğu olayları ise şöyle aktarıyor:
“El-Da’tur mahallesinde 10 kişiyi öldürdüler. Yeni rejimin askerleri cesetleri yanlarında götürdü. Ertesi gün cesetleri mahalle meydanına getirip attılar. İnsanlara ‘Onları gömün’ dediler. Her cenazeye en fazla yedi kişinin katılmasına izin verdiler. Fotoğraf çekmek ve taziye düzenlemek yasaktı. İnsanlar buna karşı çıktığında ordu üzerlerine ateş açtı.”
Saldırılarda çok sayıda kadın ve çocuğun da hayatını kaybettiğini belirten devlet memuru, mahallelerin hedef alınmasını şöyle anlatıyor:
“Gidebilirsem el-Da’tur mahallesine bir daha gideceğim. Orası çok yoksul bir mahalle ve tamamen Alevilerden oluşuyor. Yüzlerce insanı öldürdükleri yetmiyormuş gibi, evlerimizi de yağmalıyorlar.”
“İlaçlar pahalı ve benim maaşım yok”
Suriye’de rejimin değişmesinden bu yana maaşlarını alamayan devlet çalışanları, geçimlerini nasıl sürdüreceklerini bilmiyor. Açık kalp ameliyatı geçiren devlet memuru, sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle tedaviye ulaşamadığını anlatıyor:
“İlaçlar çok pahalı ve benim maaşım yok. Öğretmenler Sendikası’ndan uygun fiyatla aldığımız ilaçları bile iptal ettiler. Doktora ya da hastaneye gitmek mümkün değil çünkü ekipmanlar çalındı, doktorlar ve hemşireler kovuldu.”
Eğitim de durmuş durumda. Lazkiye’de yaşayan öğretmen, şehrin neredeyse tamamında okulların boş olduğunu söylüyor:
“Artık kimse okula gitmiyor. Geçen hafta birkaç öğrenci geldi ama aileleri korkudan okulun önünde bekledi. Yeğenim üniversitede son yılında, mezun olacak ama annesi onu okula göndermeye cesaret edemiyor.”
Elektriksiz ve susuz 5. gün
Lazkiye’de yaşayan devlet memuru, günlerdir yalnızca güvenlik kaygısıyla değil, temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan büyük zorluklarla da mücadele ettiklerini anlatıyor:
“Elektrik ve su beş gündür yok. Gıdaya ulaşmak neredeyse imkansız. Şehirde ulaşım tamamen durdu, sadece astronomik fiyatlara çalışan birkaç taksi var. Artık ekmek bile bulamıyoruz. Cep telefonlarımızı şarj etmek için evlerine güneş paneli kuran komşularımıza gidiyoruz. Çocuklarımızın bizi yılgın görmemesi için sabırla ayakta kalmaya çalışıyoruz.”
Suriye’deki HTŞ adlı çeteler, 6 Mart’tan bu yana devam eden çatışmaların sona erdiğini duyurdu. Ancak Ahmed eş-Şara yönetimine güvenmediğini söyleyen devlet memuru, bu açıklamaları “yalandan ibaret” olarak nitelendiriyor:
“Rejim değiştiğinden beri sokaklarda maskeli ordu mensupları, plakasız araçlar ve silahlı gruplar dolaşıyor. Maaşların kesilmesiyle zaten düşük olan gelirimiz tamamen sıfırlandı. Bu durumun kısa sürede değişmeyeceğini biliyoruz çünkü tüm devlet kurumları ve altyapı yok edildi. Ailemin güvenliği için çok endişeliyim. Burada güvende değiliz çünkü bizi aşırılık yanlılarından koruyacak hiçbir şey kalmadı.”
Devlet memuru, ailesiyle birlikte ülkeden ayrılmayı düşündüğünü de ekliyor:
“Burada kalmak istemiyorum. Gideceğim çünkü benim Türk vatandaşlığım var; eşimin ve çocuklarımın da Brezilya vatandaşlığı var. 2011’den beri Suriye’den ayrılmayı düşünmüyorduk ama bu katliamlardan sonra yolculuk güvenli hâle gelir gelmez gideceğiz. Umarım Türk hükümeti sınırı açar.”
“Evleri basıp Alevi olup olmadığımızı soruyorlar“
Aposto’ya konuşan 26 yaşındaki Lazkiyeli bir yüksek lisans öğrencisi, saldırıların en yoğun yaşandığı yerlerden biri olan Al-Shir köyünde yaşıyor. Güvenliğinden endişe duyduğu için isminin açıklanmasını istemeyen öğrenci, katliamların ve akrabalarının ölümünü videolarla belgelediğini aktarıyor:
“Evleri basıp mezhebimizin Alevi olup olmadığını soruyorlar. Hakaret ediyorlar, kadınları dövüyorlar ve erkekleri vuruyorlar. Günlerdir dehşet verici katliamlara, yakma-yıkma ve hırsızlık olaylarına tanık oluyoruz. Ahmed eş-Şara’nın güçleri köyümüze girerek katliam yaptı ve aralarında çocukların da bulunduğu 65’ten fazla kişiyi öldürdüler. Çok fazla yakınımı, akrabamı kaybettim.”
Telefon görüşmemiz sırasında sık sık kesintiler yaşanıyor. Öğrenci, bunun 7 Mart’tan beri devam ettiğini belirtiyor:
“Günlerdir elektrikler kesik. Su ve yiyecek bulamıyoruz. Hırsızlıklar devam ediyor. Evler hâlâ yakılıyor ve yağma devam ediyor. Artık can güvenliğimiz kalmadı.”
Suriye’de Alevilere yönelik ayrımcılığın ilerleyen günlerde daha da artmasını beklediğini söyleyen öğrenci, eğer durum değişmezse Suriye’den ayrılmak zorunda kalacağını dile getiriyor.
“Bütün gece ölümümüzü bekledik“
Lazkiye’nin Bisnadad Mahallesi’nde ikamet eden 27 yaşındaki bir eczacı da benzer bir korkuyla yaşıyor. Elektrik ve suyun tamamen kesildiğini anlatan eczacı, saldırıların ilk gecesinde yaşadığı çaresizliği şu sözlerle anlatıyor:
“Perşembe akşamı silah sesleri yükseldi. Bunların tank mı, doçka mı, yoksa başka bir şey mi olduğunu bilmiyordum. Bütün gece evde, koridorda, pencerelerden uzakta, her an üzerimize düşebilecek bir mermiyle ölümü bekledik. Dışarıda neler olduğunu bilmiyorduk, bütün gece uyuyamadık.”
Eczacı, cuma günü mahallesine tankların nasıl girdiğini ise şu sözlerle aktarıyor:
“Çeteler bizi, yani Alevileri dağıtacaklarını söylediler. Sadece benim yakın mesafemde 14 genç öldürüldü. Sakallı ve uzun saçlı silahlı gruplar üç eve saldırdı, içeridekileri öldürdü, evleri soydu. Bölgemdeki birçok eve girdiler, insanlara Alevi olup olmadıklarını sordular, sonra da öldürdüler. En iyi ihtimalle evlerini yağmaladılar.”
Cuma akşamından beri Banyas, Cebele, Kardaha ve diğer Alevi köylerinden de katliam haberleri aldıklarını söylüyor. Yaşadığı travmayı ise şu sözlerle anlatıyor:
“Uyuduğumda kabuslar görüyorum ve dehşet içinde uyanıyorum. Artık geceleri uyuyamıyorum. Bizi sırf Alevi olduğumuz için öldürüyorlar.”
Lazkiye’de yollar barikatlarla kapatılmış durumda. Kimlik kontrollerinin nasıl yapıldığını ve bunun nasıl bir ayrımcılığa dönüştüğünü anlatıyor eczacı:
“Yollarda barikatlar var. Geçenlerden kimlik soruyorlar. Sünniler rahatça geçerken, Aleviler sorgulanıyor, üzerleri aranıyor, bazen de saldırıya uğruyorlar.”
Suriye’de kalmanın artık mümkün olmadığını söyleyen genç eczacı, şu sözlerle son noktayı koyuyor:
“Hükümete güvenmiyorum. ‘Cihat’ ve genel seferberlik çağrıları doğrudan yönetimden ve camilerden geldi. Artık bu ülkede kalamam. Suriye tarih boyunca bu tür mezhep çatışmalarından ve krizlerden muzdarip oldu ve bunun değişeceğini sanmıyorum.
Melisa Gülbaş / Aposto
