Emekçi Kadınların (EKA) çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kadın, Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) öğrencisi Mehmet İlyas Demir’in bir kadına yönelik cinsel saldırı iddialarını protesto etmek için kampüste güçlü bir eylem gerçekleştirdi. “Tacize, tecavüze, şiddete başkaldırıyoruz” yazılı pankartın öncülüğünde üniversitenin ana girişinden Eğitim Fakültesi’ne kadar yürüyen kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” (Kadın, yaşam, özgürlük) ve “Kadın devrim özgürlük” sloganlarıyla kampüsü inletti. Eylem, kadınların cinsel şiddete karşı öfkesinin ve mücadele kararlılığının bir kez daha görünür olmasını sağladı.
“Üniversiteler Artık Tacizcilere Dokunulmazlık Sağlayan Kurumlar Haline Geldi”
Eylem sırasında bir basın açıklaması yapan Gizem Köksal, kadınların günlük hayatın her alanında şiddet tehdidi altında olduğunu vurgulayarak sözlerine başladı: “Sokakta, yurtlarda, evlerimizde ve hatta eğitim aldığımız kampüslerde bile güvende değiliz. Her gün yeni bir taciz, tecavüz veya kadın cinayeti haberiyle sarsılıyoruz. Ataerkil sistem, erkeklere dokunulmazlık zırhı giydirirken, biz kadınları korku içinde yaşamaya mahkûm ediyor. Bugün burada, Mehmet İlyas Demir gibi bir saldırganın aramızda serbestçe dolaşmasını kabul etmeyeceğimizi haykırıyoruz!”
Köksal, üniversitelerin kadınlar için güvenli alan olmaktan çıktığını belirterek, “Bugün bu kampüste bir tecavüzcü öğrenciyle aynı sıraları paylaşmak zorunda bırakılıyoruz. Üniversite yönetimleri, taciz ve tecavüz faillerini koruyan politikalarına son vermeli! Disiplin soruşturmaları hızla yürütülmeli, failler cezasız kalmamalıdır. Bizler, sessiz kalmaya ve korkmaya devam edersek, bu şiddet sarmalı asla son bulmayacak. Bu yüzden isyanımızı büyütüyor, yaşamlarımız için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kadınlar Olarak Birlikte Güçlüyüz!”
Eylemde konuşan bir diğer aktivist, Ayşe Tekin, kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti: “Bugün burada bir kez daha gördük ki, yalnız değiliz. Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış sayılır. Bu yüzden her taciz, tecavüz ve şiddet olayında sokağa çıkacak, hesap soracağız. Üniversiteler, bilimin ve aydınlanmanın merkezleri olmalıyken, ne yazık ki kadın düşmanlığının yuvalandığı kurumlara dönüştü. Bizler, bu karanlığa karşı ışık olmaya devam edeceğiz.”
Eylem, kadınların fakültenin girişindeki turnikelere kadar yürümesi ve basın açıklamasının okunmasının ardından son buldu. Ancak katılımcılar, mücadelelerinin süreceğini ve benzer olaylara karşı örgütlü tepkinin büyüyeceğini vurguladı.
Kadın Hareketinden Net Mesaj: “Şiddete Karşı Topyekûn Mücadele!”
Bu eylem, yalnızca Eskişehir’deki bir üniversiteyle sınırlı bir protesto değil, aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanında artan kadın cinayetleri ve cinsel şiddet vakalarına karşı bir isyanın parçası oldu. Kadınlar, üniversitelerden iş yerlerine, sokaklardan evlere kadar her alanda şiddetin son bulması için mücadele çağrısı yapıyor: “Biz sustukça çoğalan bu zulme artık son vereceğiz. Yaşamlarımızı savunmak için örgütlenmeye, dayanışmaya ve sokaklarda olmaya devam edeceğiz!”
