Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nde yaşanan son gelişmeler, Türkiye’deki sanayi havzalarında sıkça görülen “insan ve doğa sömürüsü” denkleminin en güncel ve ağır örneklerinden birini oluşturuyor. Hem emek cephesinden yükselen feryat hem de doğanın sessiz yıkımı, bölgeyi yaşanması zor bir yer haline getirmiş durumda.
Maraş Afşin-Elbistan A Termik Santrali, son günlerde ne bacasından çıkan dumanla ne de ürettiği enerjiyle; kapı önüne konulan işçilerle gündemde. Ancak bu buzdağının sadece görünen kısmı. Perde arkasında, emekçinin alın terinin değersizleşmesi ile bölge ekolojisinin geri dönülemez yıkımı iç içe geçmiş durumda.
“İşten Atılmak Ölüm Fermanı Gibi”
Haberde belirttiğiniz gibi, en az 40 işçinin daha işten çıkarılması, bölgedeki sosyal krizi derinleştiriyor.
• İşçiler, sıranın kendilerine gelmesini bekledikleri bir “mobbing” ortamında çalıştıklarını ifade ediyor. Özelleştirme sonrası kâr hırsının, işçi maliyetlerini düşürme çabasına dönüştüğü görülüyor.
• Daha önce yaşanan kazalar, santralin sadece ekonomik değil fiziksel bir risk alanı olduğunu tescillemişti. İşçi sayısı azaldıkça, geride kalanların omuzundaki yük artıyor; bu da yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor.
Filtresiz Bir Gelecek
Emek sömürüsü devam ederken, santralin çevresel etkileri bölgeyi bir “kanser havzasına” dönüştürmüş durumda.
• Santralin eski teknolojisi ve filtre sistemlerindeki aksaklıklar, Afşin ve Elbistan ovalarını gri bir tabaka ile örtüyor. Tarım arazileri verimsizleşirken, bölge halkı solunum yolu hastalıklarıyla mücadele ediyor.
• Santralin soğutma sistemleri ve atıkları, bölgenin yer altı su kaynaklarını tüketip kirletiyor. Bu da yerel tarımı ve hayvancılığı bitme noktasına getiriyor.
Sosyal-Ekolojik Yıkım
Afşin-Elbistan örneğinde görüyoruz ki; işçinin hakkını vermeyen zihniyet, doğanın hakkını da korumuyor. |
Bu sadece bir “işten çıkarma” haberi değildir. Bu, bir bölgenin hem biyolojik hem de sosyal varlığına yönelik topyekûn bir saldırının haberidir. İşçiler “işten çıkarılacağız” korkusuyla yaşam mücadelesi verirken, bölge halkı her nefeste zehir soluyor.
Ekoloji ve emek mücadelesinin burada birleşmesi kaçınılmazdır: “Filtresiz bacalar kapansın, işçilere güvenceli ve temiz enerji alanlarında yeni iş imkanları sağlansın” talebi, bölgenin tek kurtuluş reçetesi gibi görünüyor.
