4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan ve tarihe “Tertêle” olarak geçen Dersim Katliamı’nın 89. yılında, Dersim halkı bir kez daha adalet ve yüzleşme talebiyle alanlardaydı.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kitle, ellerinde katliamda yitirilenlerin fotoğrafları ve dillerinde “Arşivler açılsın, hesap verilsin” sloganlarıyla Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü.
Resmi Tarihin Karanlığı ve Bitmeyen Sürgün
Yürüyüş boyunca yapılan konuşmalarda, Dersim’in sadece bir askeri operasyonun değil, aynı zamanda bir “modernleşme” ve “türdeşleştirme” projesinin kurbanı olduğu vurgulandı. Yapılan basın açıklamasında, 1937-38 sürecinin sınıfsal ve etnik bir tasfiye operasyonu olduğu, bölgedeki feodal yapıyı çözme iddiasıyla yola çıkan devlet aygıtının, savunmasız halkı çocuk, kadın ve yaşlı demeden hedef aldığı hatırlatıldı.
Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
“Dersim, egemenlerin ‘tek tip toplum’ yaratma hırsının en kanlı laboratuvarlarından biri haline getirilmiştir. Mağaralara sığınan köylülerin bombalanması, tren vagonlarına doldurulan binlerce insanın batı illerine sürgün edilmesi ve ‘Kayıp Kızlar’ olarak tarihe geçen çocukların akıbetinin hala gizlenmesi, bu yaranın neden hala kanadığının en somut kanıtıdır.”
Talepler Net: Hakikat, Yüzleşme, İade-i İtibar
Unutmuyoruz, Affetmiyoruz” pankartının açıldığı eylemde, katliamın sadece geçmişe ait bir olay değil, bugünün demokratikleşme sancılarıyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi. Kitlenin Seyit Rıza Meydanı’nda haykırdığı temel talepler ise şunlar oldu:
• Arşivlerin Tamamı Açılsın: Genelkurmay ve devlet arşivlerindeki tüm belgeler şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı.
• İsimler İade Edilsin: “Tunceli” ismi yerine kentin tarihsel adı olan “Dersim” resmi olarak kabul edilmeli.
• Mezar Yerleri Açıklansın: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanarak, halkın yas sürecini tamamlamasına izin verilmeli.
• Resmi Özür: Devlet, tarihsel sorumluluğunu kabul ederek Dersim halkından kurumsal düzeyde özür dilemeli.
“Hafıza, Direniştir”
Yürüyüşün sonunda, mumlar yakıldı, lokmalar pay edildi ve katliamda hayatını kaybedenler için dualar okundu. Yapılan son değerlendirmelerde, egemen sınıfların unutturma politikasına karşı toplumsal hafızanın korunmasının bir “sınıf ve demokrasi mücadelesi” olduğu vurgulandı. “Dersim’i unutmak, bugünkü baskılara boyun eğmektir” denilerek eylem sona erdirildi.
Anma etkinliği, sadece bir yas günü değil, aynı zamanda coğrafyanın kültürel ve inançsal kimliğine sahip çıkma iradesinin sergilendiği bir gövde gösterisine dönüştü.
