Devrimci Demokrasi – Haber Yorum
Sermaye düzeninin ve iktidar odaklarının “mukaddes” değerleri, yalnızca kitleleri hizaya çekmek ve siyasi rant devşirmek için kullandıkları birer demagoji aracıdır. Kapitalizmin gerçek dini milliyetçilik; İslam’ı kendi politik iktidar yürüyüşünde bir kaldıraç olarak kullananların gerçek tanrısı ve kabesi ise paradır. Bugün Furkan Vakfı’na yönelik gerçekleştirilen operasyonlar ve ardından gelen tutuklamalar, bu düzenin kendi yarattığı “dinci” unsurları dahi sistem dışına itmekten çekinmediğinin, iktidar paylaşımı çatışmasında herkesi “terbiye etmeye” çalıştığının en somut kanıtıdır.
Furkan Vakfı çevresinin bugün sokaklara çıkarak gerçekleştirdiği protestolar, maruz kaldıkları baskı ve tutuklamalar üzerinden yürümektedir. Ancak bu noktada, sokağa dökülen kitlelerin durup sorması gereken temel bir soru vardır: Yıllardır bu iktidarın palazlandırdığı, toplumsal yaşamı karanlığa boğan “İslamcı faşizm” pratiklerini sorgulamadan, bu baskıların sadece bir “haksızlık” olduğunu söylemek yeterli midir?
İktidarın kendi bekası için dün ortak olduğu, bugün ise “güvenlik” gerekçeleriyle susturduğu bu yapıların temsilcileri, şunu çok iyi anlamalıdır: İnanç özgürlüğü, iktidar odaklarının iki dudağı arasında değil; ancak sermaye düzenini yıkan ve dinin, devletin ve sermayenin elinde bir tahakküm aracı olmaktan çıkarıldığı, sosyalist-laik bir halk devrimiyle güvence altına alınabilir.
Sokağa dökülen bu kitle, “hak arama” mücadelesinin, ancak özgürlüklerin gerçek savunucusu olan ezilenlerin sınıfsal mücadelesiyle birleştiğinde bir anlam ifade edeceğini kavramalıdır. Dinin siyasete alet edilmediği, emekçilerin kendi kaderlerini tayin ettiği bir düzende; ne operasyonlar, ne gözaltılar ne de faşist baskılar kalacaktır. Gerçek kurtuluş, iktidarın “dindar-kindar” nesil yetiştirme hayallerine karşı, özgür ve eşit bir gelecek için yürütülecek örgütlü mücadelededir!
