Onlarca kişi gözaltında
Türkiye’de 13 Eylül’de LGBTİ+ örgütleri ve destek gruplarına yönelik geniş kapsamlı operasyonlarda en az 47 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Operasyonların İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kentte gerçekleştirildiği aktarıldı.
Adalet Bakanlığı soruşturmanın 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletmeyi kapsadığını açıklarken, bazı LGBTİ+ kuruluşlarının ofislerine baskın düzenlendiği ve bazı internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına erişimin engellendiği bildirildi. Yetkililer operasyonları “aileyi koruma” politikası kapsamında savunurken, insan hakları kuruluşları ve Avrupa Birliği temsilcileri operasyonları ayrımcı ve baskıcı olarak nitelendirdi.
“Aileyi koruma” söylemi altında yürütülen bu operasyon, faşist devletin toplumsal yaşam üzerinde daha fazla denetim kurma yöneliminin bir parçasıdır. Burada hedef yalnızca LGBTİ+ bireyler değil; örgütlenme, ifade özgürlüğü ve farklı yaşam biçimlerinin meşruiyet alanıdır.
Faşist devlet politikalarının temel özelliklerinden biri, toplumun belirli kesimlerini “tehdit” olarak tanımlayarak baskı mekanizmalarını meşrulaştırmasıdır. Bugün LGBTİ+ bireyleri ve örgütlerini hedef alan mekanizma, yarın başka toplumsal kesimlere yöneltilebilir. Ki, yöneltiliyorda.
Devrimcilerin görevi, herhangi bir toplumsal kesimin politik görüşünü paylaşmak zorunda olmadan faşist cebarrut devlet baskısına karşı çıkmaktır. Sistem içi asgari düzeyde dahi olsa, tüm özgürlükler yalnızca “bizimle aynı düşünenler” için değil, herkes için savunulmalıdır.
Toplumu tek bir aile, tek bir yaşam biçimi ve tek bir kimlik kalıbına hapsetmek isteyen, faşist devlet politikasına karşı, halkların ve emekçilerin özgürlük alanını savunmak gerekir.
