“İŞLER YOLUNDA GİTMİYOR”MUŞ!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ROJAVA’NIN ORDUSUNU ŞAM’A TESLİM EDİP SONUCA ŞAŞIRMAK: BU MANŞET KİME, NE İÇİN?

Devrimci Demokrasi – Haber/Yorum

Yeni Özgür Politika’nın manşeti çarpıcı bir itirafta bulunuyor: “Rojava’da işler yolunda gitmiyor.” Gazetenin haber ve yorumlarında; Şam yönetiminin Rojava üzerindeki baskısı, kazanımların budanması, hukuki güvencelerin bulunmaması ve olası çatışma riskleri sıralanıyor.

Peki sormak gerekiyor: Bütün bunlar yeni mi? Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil miydi?

Bugünkü tablo gökten düşmedi. Bu sonuç, aylardır adım adım örülen “entegrasyon” politikasının doğrudan ürünüdür. Ortaya çıkan manzarayı yalnızca Şam’ın hamlelerine bağlamak, sürecin siyasi sorumluluğunu pertelemektir.

ORDUYU ERİT, SONRA “İŞLER YOLUNDA GİTMİYOR” DE!

25 Ağustos’ta Mazlum Abdi, SDG’nin bağımsız askeri güç olarak görevini tamamladığını ve Suriye ordusuna entegrasyonun bittiğini duyurdu. Bundan sadece birkaç gün sonra ise Abdi, eski HTŞ/El Nusra lideri ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından cumhurbaşkanlığı danışmanlığına atandı.

Yıllarca IŞİD’e karşı ağır bedeller ödeyerek savaşmış bağımsız bir askeri güç tasfiye edildi ve komutanı Şam rejiminin mekanizmasına bağlandı.

Burada sorulacak soru basittir: SDG’nin öz güçleri ortadan kaldırılırken, Rojava’nın elinde hangi koz kalacaktı? Bir halkın kazanımları kâğıt üstündeki vaatlerle değil, o kazanımları koruyacak örgütlü ve bağımsız güçle ayakta kalır. O güç merkezi devlete devredildiğinde, geriye yalnızca Şam’ın lütfuna bırakılmış bir tasfiye süreci kalır.

“KAZANIMLARIN GASPINA” ŞİMDİ Mİ UYANDINIZ?

Entegrasyon süreci sadece askerlerin üniforma değiştirmesi değildi; askeri, güvenlik ve idari yapıların merkezi devlete bağlanmasıydı. 21 Ağustos’ta bu kurumların devredildiği bizzat açıklandı.

Dolayısıyla bugün “Şam Rojava’yı bütünüyle denetlemek istiyor” diye yakınmak, tercihin mantıksal sonucunu görmezden gelmektir. Kendi ellerinizle yarattığınız teslimiyetin faturasını şimdi “Şam’ın iştahı” ile açıklayamazsınız.

YPJ’NİN DURUMU: “KADIN DEVRİMİ” SÖYLEMİNİN SINAVI

Meselenin en acı tablosu YPJ cephesinde yaşanıyor. Yıllarca Rojava devriminin sembolü olarak anılan YPJ’nin bağımsız yapısı bugün Şam’daki pazarlık masalarına kurban ediliyor.

Newroz Ahmed’in aktardığına göre, YPJ’nin bağımsız bir birlik olarak orduya katılımı reddedildi; İçişleri Bakanlığına bağlı özel statü gibi dar alternatifler tartışılıyor. Daha da ötesi, Şam’daki görüşmelerde “orduda kadınlara yer olmadığı” yüzlerine söylendi.

Yıllarca “kadın devrimi”nin zirvesi olarak pazarlanan YPJ’nin geleceğini Şam’ın icazetine terk etmek, devrimci iddiayla taban tabana zıt bir çelişkidir. Kendi örgütlü gücünü tasfiye edip sonra o gücün korunması için Şam’dan güvence beklemek bir yanılgıdır.

MAZLUM ABDİ’NİN “GENERAL”DEN DANIŞMANA DÖNÜŞÜMÜ

Bu tablonun sembolü Mazlum Abdi’nin dönüşümüdür. “General Mazlum” olarak bilinen komutan, SDG’nin feshinin ardından Şara’nın danışmanına dönüşmüştür. Askeri komutanlıktan devlet bürokrasisine geçiş, güç dengelerinin kimin lehine değiştiğini açıkça göstermektedir.

Ankara yıllardır YPG/SDG’nin ayrı bir askeri-siyasi varlık olarak tasfiye edilmesini istiyordu. Şam ise merkezi otoriteyi kurmayı hedefliyordu. Bugün gelinen noktada SDG feshedilmiş, idari yapılar bağlanmış, Abdi danışman olmuş ve Rojava’nın geleceği Şam’ın iki dudağı arasına bırakılmıştır.

BU MANŞET KİME VE NE İÇİN?

Şimdi soruyoruz: Bu manşet kime uyarıdır? Geçmişte alkışlanan entegrasyon çizgisinin duvara çarpmasıyla yaşanan hayal kırıklığının bir dışavurumu mu?

“İşler yolunda gitmiyor” demek yetmez. Neden gitmiyor?

Çünkü yolun kendisi baştan yanlıştı. Rojava’nın devrimci birikimini merkezi bir gerici devlet mekanizmasına devrederseniz, o devletin kendi çıkarları doğrultusunda sizi yutmasını engelliyecek hiçbir güvenceniz kalmaz. Başında eski bir El Nusra/HTŞ liderinin bulunduğu bir rejimden “demokratik anlayış” beklemek siyasi bir körlüktür.

Tarih bir kez daha doğrulamıştır:

Bir halkın kendi öz gücüyle kazandığı mevziler, başkasının devlet mekanizmasına teslim edildiğinde “garanti” değil, ancak pazarlık konusu olur.

Rojava’nın kazanımları Şam’ın iyi niyetine ya da emperyalist masalara değil; halkın kendi öz örgütlülüğüne ve bağımsız devrimci iradesine dayanmak zorundadır. Teslimiyet kazandırmaz; gerçek kurtuluş ancak kesintisiz birleşik mücadeledir!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.