Araklı halkı maden istemiyor

IMG_3465

Araklı’da arama çalışmalarının sürdüğü altın madeninin şimdiden Karadere Vadisi’nin geleceğini ipotek altına aldığını söyleyen Saadet Partisi Araklı İlçe Başkanı Ümit Çebi, “Şimdi sesimizi yükseltme zamanı” dedi. 

Trabzon’un Araklı ilçesindeki Karadere Vadisi’nde bulunan Erikli ve Bahçecik yaylalarında, 4’üncü grup maden (altın, gümüş, bakır, çinko vb.) arama çalışmaları sondaj çalışmaları devam ediyor. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmadan başlatılan çalışmalar bölgede sel ve heyelana da neden olurken, yurttaşların tepkisi de devam ediyor. 

Sondaj çalışmalarına ilişkin konuşan Saadet Partisi Araklı İlçe Başkanı Ümit Çebi, Karadere Vadisi’nin artık doğanın sesiyle değil; HES’lerin motor gürültüsü, taş ocaklarının patlatmaları, beton tesislerinin tozuyla konuşulduğunu söyledi. Vadinin bir zamanlar canlıların göç yolu, suyun bereketi, oksijen deposu olduğunu kaydeden Çebi, “Bugün ise AKP belediyeciliğinin ve merkezi idarenin ‘denetimsiz yatırım’ alışkanlığının bedelini ödeyen bir coğrafyaya dönüşmüş durumda iken şimdi de Altın madeni projesi ile vadimiz yok edilmek isteniyor. Halkımız artık şunu sorgulamalıdır: Bu vadi bizimse, neden başkalarının kasasını doldurmak için feda ediliyor? Ve neden bizden alınan doğa, bize borç diye geri satılıyor? Araklı’nın yıllardır çözülmeyen en büyük meselesi çöp tesisiydi. Halk yıllarca bu yükü taşıdı, sabretti, bekledi. Şimdi yetmiyormuş gibi bir de altın madeni projesi ile vadimiz yok edilmek isteniyor. Çöp sorununu çözemeyenler, altın madeniyle “kalkınma” hikâyesi anlatmaya çalışıyorlar. Halkın önüne yeni bir kriz koyup, bunu umut diye pazarlayan bir yönetimle karşı karşıyayız” diye konuştu.

‘ŞİMDİDEN ETKİSİ GÖRÜLÜYOR’

Altın madeni daha faaliyete bile başlamadan, vadinin geleceğini ipotek altına aldığını söyleyen Çebi, “Çünkü altın madeni demek; siyanür riski, ağır metal yükü, yeraltı sularına tehdit, toprağın kimyasını bozan kalıcı zarar demektir. Bu risk ortadayken vatandaşa ‘merak etmeyin’ demek artık inandırıcılıktan uzak bir siyaset tarzıdır. Üstüne bir de HES’ler vadinin can suyunu kesiyor, taş ocakları habitatı paramparça ediyor, beton tesisleri dereleri çamura boğuyor.  Bu tabloya rağmen “turizm geliştireceğiz” demek halkla alay etmektir. Soru basit ve acı: Su azalırken, hava tozla dolarken, canlılar göç ederken hangi turizm? Araklı’nın sırtına yıllardır yüklenen çöp problemine şimdi altın madeni eklenecekse, bu halk bunu sineye çekmek zorunda değildir. Araklı’nın deresi, toprağı ve havası rant için feda edilemez. Bu yüzden sözümüz nettir: Madene de hayır. Çöpe de hayır. HES’lere de hayır. Taş ocaklarıyla vadinin göbeğine vurulan darbelere de hayır. Araklı’nın kaderi rant masalarında çizilemez. Bu vadi halkındır, çocuklarındır, geleceğindir” ifadelerini kullandı. 

‘SESİMİZİ YÜKSELTME ZAMANI’

“Bu coğrafyadan kimler kazanç sağlıyor” diye soran Çebi, “Kimlerin ruhsatı yıllardır denetlenmiyor?  Kimler doğayı feda ederek siyasal koruma altında ilerliyor? Ve neden bütün yük halka, bütün kazanç bir avuç yapıya yazılıyor? Bu soruların cevabı verilmeden kimseye “hizmet” masalı anlatılmaz.  Araklı yaşayacaksa, önce vadisi yaşayacak. Doğa nefes alacak ki turizm de kalkınma da gerçek olsun. Karadere yaşarsa Araklı yaşar. Bu gerçek değişmez. Yönetimler değişir, rant düzenleri çöker, ama vadi nefes alırsa gelecek geri gelir. Şimdi sesimizi yükseltme zamanı” şeklinde konuştu.

Exit mobile version