Avrupa’nın Savunma Stratejisi Yeniden Şekilleniyor: Von der Leyen’den Silahlanma ve Ukrayna Vurgusu

286103

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Londra’da düzenlenen Ukrayna konulu zirvenin ardından, toplantının gerçekleştiği Dışişleri Bakanlığı’nın tarihi Lancaster House yerleşkesinde gazetecilere bir açıklama yaptı. Von der Leyen, toplantıda Ukrayna’daki barış süreci ve güvenlik garantileri gibi konuların ele alındığını belirtti. Ayrıca, Avrupa’nın savunma alanında atması gereken adımları masaya yatırdıklarını ve Avrupa’nın acilen yeniden silahlandırılması gerektiğini vurguladı. Bu doğrultuda, 6 Mart’ta Avrupalı liderlere sunulacak bir plan hazırlandığını ve savunma harcamalarının artırılması gerektiğini ifade etti. Von der Leyen, Avrupa’nın silahlanma konusunda ortak bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu ve savunma bütçelerinin uzun süredir yetersiz kaldığını da sözlerine ekledi.

Ursula von der Leyen’in açıklamaları, emperyalist güçlerin dünya üzerindeki hegemonya mücadelesinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Avrupa’nın “yeniden silahlandırılması” söylemi, kapitalist-emperyalist sistemin krizlerini aşmak için militarizme ve savaş ekonomisine başvurduğunu gösteriyor. Bu durum, emperyalist devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda küresel çatışmaları körüklediğini ve barışı değil, savaşı desteklediğini ortaya koymaktadır.

Bu tür açıklamalar, kapitalist sistemin iç çelişkilerinin bir tezahürüdür. Emperyalist güçler, kendi aralarındaki rekabeti derinleştirirken, halkların üzerinde baskı ve sömürüyü artırmaktadır. Ukrayna’daki çatışma, emperyalist güçlerin bir vekalet savaşı alanına dönüştürdüğü bir coğrafyada yaşanmaktadır. Avrupa’nın silahlanma planları, bu savaşın daha da derinleşmesine ve halkların acı çekmesine neden olacaktır.

Emperyalizme karşı halk savaşını ve anti-emperyalist mücadeleyi savunur. Bu bağlamda, Avrupa’nın silahlanma politikaları, halkların bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine karşı bir tehdit olarak görülmelidir. Emperyalist güçlerin silahlanma yarışı, dünya halklarının birliğini ve dayanışmasını zayıflatma amacı taşımaktadır. Bu nedenle, anti-emperyalist mücadele, emperyalist savaş politikalarına karşı çıkmayı ve halkların kendi kaderini tayin hakkını savunmayı gerektirir.

Exit mobile version