BARINMA HAKKI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM

33585c3f-134a-41e9-940f-c4f9fa727179BYKZ

BEYKOZ ÇUBUKLU’DA 509 HANEYE TAHLİYE DAYATMASI: 20 KASIM’A KADAR EVLERİNİ BOŞALTMALARI İSTENİYOR

İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Çubuklu Mahallesi’nde kentsel dönüşüm kapsamında 509 haneye gönderilen tahliye tebligatları mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, 2 Kasım 2026 tarihinde konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Çiçek, yaklaşık 149 dönümlük Çubuklu B Bölgesi’nde yaşayan 509 haneye konutlarını 20 Kasım 2026’ya kadar boşaltmalarının bildirildiğini açıkladı.

Tebligatlarda, belirtilen süre içinde tahliye gerçekleşmemesi halinde elektrik, su ve doğal gaz hizmetlerinin kesilebileceği yönünde uyarıların bulunduğu aktarıldı.

Mahalle sakinleri kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını, ancak dönüşüm sürecinin kendi yaşam alanlarından koparılmaları ve ekonomik olarak borçlandırılmaları sonucunu doğurmasından endişe duyduklarını belirtiyor.

Çiçek’in açıklamasına göre, bölge için belirlenen 8 bin liralık kira desteği mevcut kira koşullarını karşılamaktan uzak. Mahallede yaşayan emekçi ve emekli ailelerin yeni konutların maliyetini karşılayamaması halinde yaşadıkları yerden ayrılmak zorunda kalabilecekleri belirtiliyor.

Soru önergesinde ayrıca şu konuların açıklığa kavuşturulması istendi:

509 hanenin tahliyesinin hangi bilimsel ve hukuki gerekçelere dayandığı,

Mahalle sakinlerinin itirazlarının neden sonuçlandırılmadığı,

Projede kaç konutun hak sahiplerine, kaçının satışa ayrılacağı,

Kentsel dönüşüm sonrasında mevcut sakinlerin mahalleye geri dönebilmesinin nasıl güvence altına alınacağı,

Kira ve taşınma desteğinin gerçek barınma maliyetlerini karşılayacak düzeye çıkarılıp çıkarılmayacağı.

Kentsel dönüşüm mü, emekçilerin yaşadıkları yerlerden tasfiyesi mi?

Çubuklu’da 509 hanenin karşı karşıya bırakıldığı tahliye süreci, Türkiye’de kentsel dönüşüm politikalarının kimin çıkarlarına göre yürütüldüğü sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Depreme dayanıklı konutlar ve güvenli yaşam alanları oluşturmak toplumsal bir zorunluluktur. Ancak kentsel dönüşüm, halkın barınma hakkını güvence altına almak yerine emekçilerin yaşadıkları alanlardan uzaklaştırılmasının aracına dönüştürülemez.

Bugün İstanbul’un değerli bölgelerinde yaşayan emekçi aileler, yıllarca çalışarak kurdukları yaşamlarını sürdürmekte zorlanıyor. Arsa ve konut değerleri yükseldikçe bu alanlar sermaye yatırımları açısından daha cazip hale geliyor. Dönüşüm projelerinde ortaya çıkan ekonomik değer artışının kimlere aktarıldığı, bu nedenle temel bir siyasal ve sınıfsal sorudur.

8 bin liralık kira desteğiyle yüzlerce ailenin barınma sorununu çözebileceğini varsaymak, gerçek yaşam koşullarını görmezden gelmektir. Özellikle emekliler, düşük ücretle çalışanlar, kiracılar ve dar gelirli aileler açısından bu süreç yeni bir mülksüzleşme tehdidi yaratabilir.

Elektrik, su ve doğal gazın kesilmesi tehdidi altında yürütülen tahliye süreci, barınma hakkını ekonomik ve idari baskı altında bırakmaktadır. Güvenli konut ihtiyacı, halkın iradesini devre dışı bırakmanın gerekçesi olamaz.

Çubuklu halkının talebi açıktır: Güvenli konut, yerinde yaşam hakkı, gerçekçi kira desteği ve dönüşüm kararlarında söz sahibi olmak.

Kentsel dönüşümün gerçek ölçütü, sermayeye yeni rant alanları açmak değil, halkın barınma hakkını güvence altına almak olmalıdır. Mahalle sakinlerinin örgütlü itirazı ve dayanışması, mülksüzleştirme politikalarına karşı yaşamsal önemdedir.

Mobil sürümden çık