Cumartesi Anneleri Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini sordu

IMG_3471

Cumartesi Anneleri 1092. haftada Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini sordu. AYM kararına rağmen Galatasaray’daki kısıtlamalara tepki gösteren aile ve avukatlar, etkin soruşturma ve hakikatin açıklanmasını istedi.

Cumartesi Anneleri, 20 Şubat 1994’te gözaltında kaybedilen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar için 1092. haftada bir kez daha adalet talebiyle bir araya geldi. Polis bariyerleriyle çevrili Galatasaray Meydanı’nda, kişi sınırlaması dayatması altında yapılan açıklamada, “32 yıldır soruyoruz, 32 yıldır cevapsız bırakılıyoruz: Cüneyt Aydınlar nerede?” denildi.

Basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Zelal Buldan okudu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararına rağmen meydandaki mekan yasağı ve kişi sınırlamasının sürdüğüne dikkat çeken Buldan, “AYM kararı açıktır. Barışçıl toplanma hakkımız engellenemez. Yapılması gereken, bağlayıcı yargı kararını uygulamaktır” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını raporladığını hatırlatan Buldan, sorunun hukuki değil, siyasi olduğunu vurguladı. Buldan, “AYM kararı derhal uygulansın. Galatasaray Meydanı’ndaki hukuksuz kişi sınırlaması ve mekân yasağı kaldırılsın” çağrısında bulundu.

Buldan, Cüneyt Aydınlar’ın 20 Şubat 1994’te Bakırköy Ömür Durağı’nda polisler tarafından gözaltına alındığı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldüğü hatırlatıldı. Yedi gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat’ta resmi kaydının yapıldığı belirtilen Aydınlar, aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiğinde aralarında yer almadığını aktardı.

İstanbul Emniyeti’nin aileye ve İnsan Hakları Derneği avukatlarına “28 Şubat’ta yer göstermeye götürdük, elimizden kaçtı” yanıtını verdiği aktaran Buldan, ancak aynı operasyonda gözaltına alınan kişilerin 17 Mart 1994’te yaptıkları açıklamada, 2 Mart’a kadar Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulduklarını beyan ettikleri hatırlatıldı. Buldan, tanıkların ağır işkence gören Aydınlar’ın bir ayağı kırık haldeyken polisler tarafından “Ölmeye gidiyorsun” denilerek hücresinden götürüldüğünü anlattığını hatırlattı.

Buldan, yargı makamlarının, elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız ve tanık beyanlarına göre desteksiz ayakta duramayan bir kişinin onlarca polisin elinden nasıl kaçtığını sorgulamadığına dikkat çekildiğini anlattı. Buldan, etkin bir soruşturma yürütülmediği, delillerin toplanmadığı ve maddi gerçeğin araştırılmadığı vurguladı.

“Mezar olmadan yas tutulmaz”

Cüneyt Aydınlar’ın kardeşi Emrah Aydınlar, “Bugün burada yarım bırakılmış bir hayatın, mezarsız bırakılmış bir insanın sesi olarak konuşuyorum” dedi. Ağabeyinin ağır işkence gördüğünü ve tanık anlatımlarına göre yürüyemeyecek hale getirildiğini belirten Aydınlar, hücresinden götürülmeden önce söylediği aktarılan “Yüzümü yıkar mısın? Beni götürdüklerinde temiz ve yakışıklı görünmeliyim” sözlerini hatırlattı.

Mahalle tanıklarının Aydınlar’ın bir inşaat alanına götürüldüğünü ve silah sesleri duyduklarını beyan ettiğini aktaran Aydınlar, “Devletin gözetimi altındaki bir insanın yaşam hakkından kim sorumludur?” diye sordu. Aydınlar, “27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla başlayan sürece de sesleniyoruz. Kayıpların anneleri yıllardır bu meydanlarda.Yağmurda, soğukta, sıcakta… Sadece bir şey için: Evlatlarının akıbeti. Onlar bir isim aramıyor. Bir mezar arıyor. Bir kemik parçası arıyor. Bir hakikat arıyor. Çünkü mezar olmadan yas tutulmaz. Hakikat olmadan barış kurulmaz. Zaman acımasızdır. Anneler birer birer evlatlarının mezarına sarılamadan aramızdan ayrılıyor. Bir dua okuyamadan, bir mezar taşına dokunamadan… Biz geride kalanlar olarak, kayıplarımızın en küçük bir parçasını dahi bulup toprağımıza götürebilmek için mücadele ediyoruz. Tarih boyunca savaşlardan sonra bile ölüler ailelerine teslim edilmiştir. Çünkü ölüye saygı insanlığın en temel değeridir. Bu süreçte taraf olan herkese anneler adına sesleniyoruz: Gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerini açıklayın. Faili meçhul cinayetleri aydınlatın. Mezarsız bırakılanları mezarlarına kavuşturun” dedi.

“Hakikat olmadan barış kurulmaz” diyen Aydınlar, etkili ve bağımsız bir soruşturma talep etti.

Eren Keskin: Gözaltına alındığı kayıtlara geçti

Cüneyt Aydınlar’ın avukatı Eren Keskin ise 1990’lı yıllarda gözaltı tarihlerinin sistematik biçimde geç kayda geçirildiğini, bunun işkence izlerinin silinmesi amacı taşıdığını söyledi. Aydınlar’ın kayıtlı gözaltında kaybedildiğini belirten Keskin, tanıkların verdiği adreslerde yapılan görüşmelerde olayın ayrıntılarının doğrulandığını ifade etti.

Keskin, “Türkiye yargısı, birçok kayıp dosyasında olduğu gibi bu dosyada da kanuna karşı hile sayılabilecek yöntemlere başvurarak sürecin kapatılmasına zemin hazırladı. Etkin bir soruşturma yürütülmedi; sorumlular tespit edilmedi, katiller yakalanmadı ve yargı önüne çıkarılmadı. Cüneyt Aydınlar dosyası, kayıtlı bir gözaltında kayıp vakası olarak tarihe geçti” dedi.

(Evrensel)

Exit mobile version