Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, bugün Dersim’de düzenledikleri yürüyüş ve basın açıklamasıyla Suriye’deki TC destekli HTŞ cihatçılarının Alevilere yönelik soykırım zulmünü protesto etti. İnancı ve kimliği nedeniyle Suriye’deki Alevilerin uğradığı katliamları TC devleti tarafından bizzat yaşayan ve günümüzde de devletin benzer politikalarına maruz kalan Dersimliler, Alevilere yönelik soykırımcı zihniyeti teşhir etti.
Sanat Sokağı’nda bir araya gelen, aralarında Demokratik Haklar Platformu’nun yer aldığı devrimci-demokrat kurumlar ve Dersim halkı, buradan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte “Suriye’de Aleviler Katlediliyor. Sesiz Kalma” pankartı açıldı.
Yürüyüşün ardından Seyit Rıza Meydan’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklama metnini Demokratik Alevi Dernekleri Dersim yöneticisi Emir Ali Genç okudu. Genç, konuşmasına “İnsanlık, bireyin doğuştan gelen kimliği ve inancı nedeniyle hedef alınmadığı, herkesin eşit ve onurlu bir yaşam sürdüğü bir ideal üzerine kuruludur. Ancak Suriye’de yaşananlar, bu temel ilkenin vahşice ihlal edildiğini göstermektedir. İnsanlar, yalnızca kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alınmakta, sistematik saldırılara maruz kalmaktadır. Bir topluluğun varlığını ortadan kaldırmaya, inancını ve kimliğini yok etmeye yönelik bu politika, sadece o halkı değil, insanlık değerlerinin tamamını tehdit eden bir suçtur. İnsanların kimlikleri nedeniyle öldürüldüğü coğrafya, zulmün hüküm sürdüğü, adaletin yok sayıldığı ve insanlığın karanlığa gömüldüğü bir yerdir” diyerek başladı.
“Bu karanlığın en açık tezahürü, Suriye’de Esad rejiminin uluslararası bir konsept çerçevesinde çökertilmesinin ardından küresel güçlerin desteğiyle iktidara getirilen El Kaide ve Daiş kalıntısı HTŞ’nin, Alevilere yönelik sistematik katliamlarıdır” diyen Genç, “HTŞ, yönetimi ele aldığı günden bu yana Alevileri hedef alarak infazlar, tecavüzler ve gasplar gibi pek çok insanlık dışı uygulamaya imza atmaktadır. Son bir haftadır özellikle Lazkiye, Humus ve Tartus bölgelerinden gelen kan dondurucu görüntüler, katliamların boyutunun giderek arttığını göstermektedir. Kimi kaynaklar, öldürülen sivil Alevi sayısının yüzlerle ifade edilebileceğini belirtirken, yerel gazeteciler ise gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekmektedir” ifadelerini kullandı.
Ne herhangi bir diktatörlük ne de milliyetçi bir anlayış Alevilikle yan yana getirilebilir
Alevilerle Esad’ı bir arada gösterme anlayışına karşı gelen Genç konuşmasında şunları dile getirdi:
HTŞ çatısı altında bir araya gelen cihatçı örgütler, Esad diktatörlüğüne duydukları öfke ve kini tarihsel Alevi düşmanlığıyla birleştirerek toplu katliamlara girişmektedir. Bilim insanı, akademisyen ve Alevi kadın kimliğiyle tanınan Rasha Al-Ali’nin vahşice katledilmesi, bu saldırıların özellikle kadınlara ve çocuklara yöneldiğini acı bir şekilde ortaya koymuştur.
Herkesin bilmesi gerekir ki, Esad ve temsil ettiği rejim, milliyetçilik eksenli bir iktidar ideolojisiyle şekillenen BAAS Partisi’nin ürünüdür; ne herhangi bir diktatörlük ne de milliyetçi bir anlayış Alevilikle yan yana getirilebilir. Dolayısıyla katliamlara sözde gerekçeler üretmeye çalışan tekfirci, selefi zihniyetin çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Bu zihniyet, tarih önünde Alevilere yönelik işlediği suçların sorumluluğundan kaçamaz.
Suriye halklarının yıllardır büyük bedeller ödeyerek sürdürdüğü savaşın, milliyetçi ve dinci politikalarla sona ermeyeceği acı tecrübelerle tekrar tekrar kanıtlanmaktadır. Suriye’nin özgür ve demokratik geleceği, ancak Alevilerin, Kürtlerin, Dürzilerin, Arapların, Hristiyanların ve diğer ötekileştirilen toplulukların ortak yaşam zeminini genişletmesiyle mümkün olabilir.
Bugün, Türkiye’deki demokratik kamuoyunun, Alevi toplumunun ve dünya insanlığının bu doğrultuda yapabileceği pek çok şey bulunmaktadır. “Birbirimizin Xızırı olma” anlayışının ertelenemez bir ihtiyaç hâline geldiği bu dönemde, yüzümüzü Suriye’deki canlarımızla dayanışmaya çevirmeli ve her birimiz bulunduğumuz yerden ses yükselterek katliamlara seyirci kalmamalıyız.
Öte yandan, Türkiye’nin Suriye savaşındaki konumlanışıyla doğrudan bağlantılı olarak Alevilere karşı kin, nefret ve hakaret dilinin ciddi oranda yükseldiğini vurgulamak gerekir. Yeni Şafak gazetesi yazarı, katliamları savunma noktasına varan açıklamalarla alenen Alevi düşmanlığı yaparken, sosyal medyada yüzlerce hesap bu katliamları kutlayan mesajlar paylaşmaktadır. Yargı ise bu gelişmeleri izlemekle yetinmektedir. Bu nefret söyleminin ve suç ortaklığının normalleştirilmesine izin verilmemeli, sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.
Dersim’den sesleniyoruz!
Alevilere yönelik yükselen kin, nefret ve hakaret söylemlerine karşı yargı bir an önce önlem almalıdır.
Siyasi iktidar Orta Doğu politikasını belirlediği dinci ve milliyetçi çizgiden derhal vazgeçmelidir.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak öncelikle Türkiye başta olmak üzere emperyalist devletlerin ve bölgesel güçlerin, HTŞ’ye yönelik her türlü finansal, lojistik ve askeri desteği derhal kesmelerini talep ediyoruz. Suriye’de yürütülen katliamcı, ayrıştırıcı ve tehditkâr politikalar, insanlığın evrensel değerlerine karşı işlenen suçlardır ve faillerin yargı önünde hesap vermesi zorunludur. Uluslararası kamuoyunu ve halklarımızı, Suriye halklarıyla dayanışmayı büyütmeye ve bu insanlık suçlarına karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
DERSİM
