Türkiye’de sosyal medya ve dijital alan üzerindeki erişim engelleri yeni bir boyuta ulaştı. İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) verilerine göre yalnızca Eylül 2026’da en az 1.270 X hesabı Türkiye’den erişime engellendi. İFÖD, bu hesapların yalnızca 115’i için belirlenebilir bir mahkeme kararı tespit edebildiğini, kalan 1.155 hesabın engellenme gerekçesinin belirsiz olduğunu açıkladı. Hesapların toplam takipçi sayısının 35 milyondan fazla olduğu bildirildi.
Engellemeler gazeteciler, haber kuruluşları, akademisyenler, ekonomistler, hukukçular, insan hakları savunucuları ve çeşitli toplumsal örgütlerin hesaplarına kadar uzandı. Son günlerde Sky News muhabiri Alex Crawford, gazeteci Alican Uludağ ve İFÖD’ün X hesabı da Türkiye’den erişilemez hale getirildi.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Gazeteciler Federasyonu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası da X’e çağrı yaparak gazeteci ve medya kuruluşlarının hesaplarının açık, bağımsız ve denetlenebilir yargı kararları olmadan engellenmemesini istedi.
DİJİTAL SANSÜR GENİŞLİYOR: BİLGİYE ERİŞİM DE DENETİM ALTINA ALINIYOR
Dijital alan, bugün yalnızca haberleşme ve haber alma alanı değildir. Aynı zamanda siyasal tartışmanın, toplumsal muhalefetin ve örgütlenmenin önemli kanallarından biridir. Bu nedenle gazeteci hesaplarından insan hakları örgütlerine, akademisyenlerden ekonomik gelişmeleri yorumlayan hesaplara kadar genişleyen erişim engelleri, ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü bakımından ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Eylül ayında 1.270 hesabın engellenmesi ve bunların büyük bölümünde kamuya açık şekilde belirlenebilir bir mahkeme kararının bulunmaması, sansür mekanizmasının boyutuna ilişkin ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Üstelik sansür yalnızca tek tek hesapların susturulması değildir. Bir hesabın milyonlarca takipçiye ulaşması, engellemenin aynı zamanda milyonlarca insanın bilgiye erişimini etkileyebileceği anlamına gelir.
özgür basın ve ifade özgürlüğü, yalnızca egemen medya kuruluşlarının değil; ezilenlerin, emekçilerin, toplumsal muhalefetin ve farklı siyasal düşüncelerin kendisini ifade edebilmesinin de güvencesidir.
Bugün bir gazetecinin, yarın bir haber sitesinin, başka bir gün bir hak örgütünün hesabının engellenmesi; dijital alanın giderek daha fazla idari ve siyasal denetim altına alınması anlamına gelir.
Sansürün normalleştirilmesi, toplumun bilgiye ulaşma hakkının daraltılmasıdır. Bu nedenle dijital alandaki erişim engelleri yalnızca “sosyal medya düzenlemesi” olarak değil, demokratik haklar ve siyasal özgürlükler sorunu olarak ele alınmalıdır.
