Erbaa halkı: “Toprağımızı da sağlığımızı da taş ocaklarına vermeyeceğiz!”

IMG_3765

Tokat’ın Erbaa ilçesinde, Maksan Madencilik tarafından işletilen taş ocağının ruhsat iptali için açılan davanın duruşması bugün görüldü. Duruşma öncesi köylüler (20 Mayıs) taş ocağının önünde açıklama yaptı. Açıklamada “Tarım alanlarına taş ocağı istemiyoruz”, “İklim değişikliğini önlemek için taş ocaklarına hayır” ve “Çok geç olmadan ormanlar yok olmadan, taş ocaklarına hayır” dövizleri taşındı.

Kelkit Havzası’nın en verimli topraklarına ev sahipliği yapan Tokat’ın Erbaa ilçesinde, peş peşe açılmak istenen patlatmalı taş ocakları ve kırma-eleme tesislerine karşı köylülerin başlattığı doğa ve yaşam nöbeti kararlılıkla sürüyor. Dünyaca ünlü Erbaa yaprağının üretildiği bağ alanlarının ortasına kurulan tesisler, hem bölge ekonomisini baltalıyor hem de ciddi bir halk sağlığı krizinin kapısını aralıyor.

Toz Bulutları Altında Boğulan Tarım ve Ekonomi

Erbaa’nın mikroklimal iklimi sayesinde bölgede yetişen asma yaprakları, Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına ihraç edilen, yöre halkının en büyük geçim kaynağı. Ancak taş ocaklarının faaliyete geçmesiyle birlikte, asma bağlarının üzeri kalın bir toz tabakasıyla kaplanmış durumda.  

Köylüler, toz yüzünden asma yapraklarının gelişiminin durduğunu ve ürünlerin satılamaz hale geldiğini belirtiyor. Bölge üreticileri, “Biz bu topraklardan besleniyoruz, çocuklarımızı bu bağların geliriyle okutuyoruz. Taş ocağından çıkan toz hem geleceğimizi hem de ekmeğimizi elimizden alıyor” diyerek isyan ediyor.  

Halk Sağlığı Alarm Veriyor: “Geceleri Sarsıntıdan Uyuyamıyoruz”

Mücadelenin ekolojik boyutunun yanı sıra, insani ve tıbiti boyutu da her geçen gün ağırlaşıyor. Taş ocağında yapılan dinamit patlatmaları, köylerde adeta yapay deprem etkisi yaratıyor. Evlerinin duvarlarında çatlaklar oluşan köylüler, gece boyu durmaksızın çalışan iş máquinaslarının gürültüsünden uyuyamadıklarını dile getiriyor.  

Daha da önemlisi, havaya karışan yoğun toz partikülleri bölgede yaşayan çocukların ve yaşlıların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Köylüler arasında solunum yolu rahatsızlıkları, kronik öksürük ve ciddi cilt egzersizleri vakalarında şimdiden gözle görülür bir artış yaşandığı belirtiliyor. Halk sağlığı uzmanları, bu tür tesislerin yerleşim yerlerine ve tarım arazilerine yakın kurulmasının uzun vadede akciğer hastalıklarını tetikleyeceği konusunda uyarıyor.  

ÇED Raporundaki “Gizlenen” Gerçekler Avukatlarca İfşa Edildi

Köylülerin ve çevre derneklerinin açtığı davalar, projelerin arkasındaki ihmalleri de bir bir gün yüzüne çıkarıyor. Hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında, taş ocağının hemen yanı başında bulunan hayati su kaynaklarının, su depolarının ve hatta bölgenin tarihi kültürel miraslarının haritalarda yer almadığı ortaya çıktı.  

Hukuk mücadelesini sürdüren avukatlar, ÇED raporlarının masa başında hazırlandığını, bölgenin ekosistemine dair gerçeklerin raporlardan gizlendiğini vurgulayarak projelerin derhal iptal edilmesini talep ediyor.  

Erbaa’nın Kaderi Tokat İdare Mahkemesi’nde!

Erbaa halkının aylardır sürdürdüğü hukuk mücadelesinde bugün çok kritik bir eşik aşıldı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) karşı açılan ruhsat iptali davasının duruşması Tokat İdare Mahkemesi’nde görüldü.  

Duruşma için adliye binası önünde toplanan Çamdibi, Gümüşalan ve Pınarbeyli köylüleri, avukatları ve siyasi parti temsilcileriyle birlikte ortak bir açıklama yaptı.  

 Bin Dekarlık Tehlike: Duruşma öncesinde taş ocağı sahasında ve adliye önünde seslerini yükselten köylüler, toplam bin dekar genişliğindeki bu muazzam arazinin tamamen taş ocağına dönüştürülmek istendiğini vurguladı. ÇED raporlarında başlangıçta gizlenen su kaynakları, bağlar ve yerleşim alanları, ancak köylülerin yoğun itirazları ve mücadelesi sonucu dava dosyasına dahil edilebildi.  

 “Saldırı Herkesi Zehirliyor, Siyaset Üstü Bir Direniş Var”: Davayı yürüten çevre avukatlarından İsmail Hakkı Atal, adliye önünde yaptığı zehir zemberek açıklamada, bölgedeki maden ve taş ocağı projelerinin toplumsal barışa da zarar verdiğini belirtti. Bölgede hem altın madenine hem de taş ocaklarına karşı ortak bir direniş olduğunu ifade eden Atal, “Bu şirketlerin saldırısı hangi siyasi partiden olursa olsun herkesi öldüren, zehirleyen yıkıcı bir faaliyete dönüşmüştür” dedi.  

Yerel yönetimler ve çevre platformları tek bir sesle haykırıyor:

“Kelkit Havzası’nın tek bir ağacı, tek bir salkım yaprağı, yerin altındaki taşlardan da madenlerden de daha değerlidir. Doğayı vahşice katleden bu rant projelerine karşı Erbaa halkının yanında olmaya devam edeceğiz.”

Erbaa köylüleri, topraklarını ve çocuklarının sağlığını korumak için gerek hukuki gerekse fiili mücadelelerini sonuna kadar sürdürmekte kararlı. Bugün görülen duruşmanın ardından gözler şimdi, Tokat İdare Mahkemesi’nin yaşamdan ve doğadan yana vereceği o tarihi karara çevrilmiş durumda.

Exit mobile version