Kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini ilan eden PKK yönetimi, Meclis’te görüşülen çerçeve yasa taslağına ilişkin tavrını açıkladı. Açıklamada yasanın ciddi hata ve yetersizlikler taşıdığı belirtilse de, eleştirilerin yasanın özüne ve temel siyasal yönelimine yönelik köklü bir reddiyeden çok; dil, yöntem, usul ve uygulama biçimiyle sınırlı kaldığı görülmektedir. Devletin kurduğu yeni tasfiye-denetim mekanizmasının sınıfsal karakterini sorgulamayan bu tutum, düzenlemenin daha uygun bir dille ve Abdullah Öcalan’ın koordinasyonunda hayata geçirilmesini talep eden temkinli ve şekilci bir yaklaşım yansıtmaktadır.
Yasanın Kürt sorununu bütünlüklü ele almadığı ve silahsızlanmayı merkeze koyduğu yönündeki eleştiriler önemli olmakla birlikte, silahsızlanma politikasının kendisi köklü bir siyasal kopuş temelinde sorgulanmamaktadır. Mevcut çerçevenin tümden reddedilmek yerine bir “başlangıç” olarak görülmesi ve demokratikleşmenin devletin çizdiği hukuki sınırlar içerisinde talep edilmesi, örgütün silahlı mücadeleden hukuki-siyasal entegrasyon zeminine geçişinin yeni bir aşamasını göstermektedir.
Devrimci açıdan asıl mesele bir yasanın dili ya da uygulama yöntemi değil, bu düzenlemenin kimin çıkarına ve hangi egemenlik ilişkileri içerisinde hazırlandığıdır. Toplumsal dönüşüm ve halkların özgürlüğü usul tartışmalarıyla değil, devletin yeni konseptinin ve sınıfsal işlevinin tüm yönleriyle teşhir edilmesiyle mümkündür.
