SERMAYE PİYASASI SORUŞTURMASI
Türkiye’de yatırım fonları üzerinden yürütülen ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren soruşturmada 5 Kasım 2026’da yeni gelişmeler yaşandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, ikinci kez şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi’ne geldi.
DW Türkçe’nin aktardığı bilgilere göre Kaya çifti, Özata Denizcilik hisselerinde gerçekleştirildiği ileri sürülen şüpheli işlemler nedeniyle soruşturuluyor. Çiftin söz konusu şirket hisselerine 163 milyon lira yatırdığı ve fon krizi öncesinde yaklaşık 2 milyar lira kârla sistemden çıktığı iddia ediliyor. Bu iddialar henüz kesinleşmiş yargı kararlarıyla sabit değil.
Soruşturmanın genel kapsamına ilişkin açıklamalarda 433 şüphelinin bulunduğu, bunların 112’sinin tutuklu olduğu belirtildi.
Aynı gün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2027 yılı bütçe görüşmelerine katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasfiye sürecindeki fonlara ilişkin ödeme rakamlarını açıkladı.
Şimşek’in verdiği bilgilere göre 108 fonda toplam 614 bin 874 hesaba 130,2 milyar lira ödeme yapıldı. Bu hesapların 420 bin 31 farklı kişiye ait olduğu belirtildi. Bakan, ödemelerin fonların varlıklarından karşılandığını ve kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacağını savundu.
Komisyon toplantısında muhalefet milletvekilleri fon krizine ilişkin protestoda bulunarak Şimşek’i istifaya çağırdı.
MİLYARLARIN DOLAŞTIĞI FİNANS DÜZENİNDE HESABI KİM VERECEK?
Yatırım fonları soruşturmasının eski bakanlara, SPK yöneticilerine ve sermaye çevrelerine uzanması, Türkiye’deki finans piyasalarının denetimi konusunda ciddi sorular doğuruyor.
Halkın birikimlerini değerlendirmek için başvurduğu yatırım araçlarının büyük bir krizin parçası hâline gelmesi, finans kapitalin işleyişini ve denetim mekanizmalarının gerçek işlevini sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Burada mesele yalnızca birkaç ismin soruşturulması değildir. Asıl mesele, sermaye piyasalarında kimlerin hangi ayrıcalıklara sahip olduğu, denetim kurumlarının hangi işlemleri ne zaman gördüğü ve küçük yatırımcıların birikimlerinin nasıl korunduğudur.
Milyarlarca liralık işlemlerin gerçekleştiği bir düzende, sıradan yatırımcıların kayıpları karşısında yalnızca ödeme rakamları açıklamak yeterli değildir. Fonların yönetim süreçleri, şüpheli işlemler, siyasi ve ekonomik ilişkiler bütün yönleriyle açığa çıkarılmalıdır.
Sermayenin çıkarı için oluşturulan finans mekanizmalarının bedelini emekçilerin ve küçük yatırımcıların ödemesine izin verilemez. Soruşturma sonuna kadar yürütülmeli; siyasi konumu, ekonomik gücü ve makamı ne olursa olsun sorumluluğu bulunan herkes hesap vermelidir.
