Halk TV’ye şafak vakti kayyum atandı, polis bastı, yayın karartıldı, sosyal medya hesapları engellendi. Cafer Mahiroğlu’nun şirketlerine el konuldu, 11 kişi gözaltında. “Halkın kanalı susturulamaz!” diye YouTube’dan bağırıyorlar. Ama gerçek şu: Bu, burjuva muhalefetin kendi iç çelişkisinin ve sistem içi oyununun iflasıdır!
Faşist rejim, muhalefet medyasını da yutuyor. Bu doğru. Ama Halk TV’nin “bağımsız” maskesi düşmüştür. CHP’nin yedek lastiği, Kılıçdaroğlu’nun eski aparatlarının sesi, sistem içi “demokrasi” masalının taşıyıcısı olan bir kanalın kayyuma gitmesi, devrimci safları değil, reformist hayalleri vurur. “Özgür basın” diye bağıranlar, yıllardır halkı parlamenter yanılsamalara, seçim sandığına, “barış süreci” yalanlarına hapsettiler. Şimdi rejim aynı sopayı onlara da indirdi.
Kürt halkına ve devrimci saflardan kopmaya hazır reformistlere sesleniyoruz:
Öcalan rüyaları, “demokratik çözüm”, “sistem içi müzakere”, “yeni anayasa” fantezileri… Bunlar faşizmin oyuncağıdır! İmralı’dan gelen mektuplarla, “barış masası”yla, AKP-MHP ortaklığının izin verdiği sınırlı alanlarla halkı uyutanlar, bugün Halk TV’nin susturulmasında kendi sonlarını görsünler. Faşizm ciddir. Siz ciddi misiniz? Sistem içi “pembe” rüyalarıyla, reformist partilerle, burjuva medyayla “eş güdümlü” yürüyenler, devrimci saflardan kopmaya hazır olanlar.. Bu operasyon sizin rüyanızı dağıtıyor! Rejim, kendi kontrolündeki muhalefeti bile yutarken, siz hâlâ “demokratikleşme” masalı mı dinliyorsunuz?
Bu kayyum, salt bir medya operasyonu değil. Faşist diktatörlüğün, en ufak muhalefet sesini bile ezme iradesinin göstergesidir. Ama aynı zamanda reformistlerin, liberal solun, Kürt hareketindeki sistem içi kanadın iflasının da kanıtıdır. Halk TV’yi savunanlar, “basın özgürlüğü” diye ağlayanlar… Siz nerede idiniz, gerçek devrimci basın susturulurken, halk isyanları bastırılırken, Kürt coğrafyası tanklarla ezilirken? Siz sistemin içinde “yer açma” peşindeydiniz. Şimdi o yer de kapanıyor.
Bizlerdiyoruz ki:
Faşizmle mücadele, sistem içi kanallarla, kayyumla yönetilen “muhalif” televizyonlarla, Öcalan rüyalarıyla olmaz! Halkın örgütlü, silahlı, sınıfsız, devrimci iktidar mücadelesiyle olur. Reformistlerin “demokrasi” yalanları, faşizmin yedek güçleridir. Onlar susturulunca yas tutmak değil, onların boş bıraktığı alanı devrimci saflarla doldurmak gerekir.
Halk TV’nin ekranı karardı. “İyi ki karardı”! Çünkü o ekran, halkı uyutan, devrimci öfkeyi “seçim” ve “barış” masalarına hapseden bir ekrandı. Şimdi gerçekler ortaya çıkıyor: Faşizm ciddir. Reformist rüyalar yalandır. Devrimci saflardan kopanlar, sistemin kucağına düşer.
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!
Kahrolsun Faşizm Ve Onun Reformist Uşakları!
