Ankara ve İstanbul’da düzenlenen eylemlerde hasta tutsakların tedavi haklarına erişimin bir insan hakkı olduğu ve engellemelerin biran önce son bulması talep edildi.
Ankara’da Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 484. kez düzenledikleri eylemde hasta tutsakların durumuna dikkat çekti. Eylemde, “Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı açıldı.
Hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsak bulunduğu hatırlatılan açıklamada, 2023 yılının başından bu yana tespit edilebildiği kadarıyla 41 tutsağın yaşamını yitirdiği aktarıldı.
Bu hafta Bodrum S Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta tutsaklardan Mehmet Filiz’in durumu aktarılan eylemde, “Ödemiş T Tipi Kapalı Hapishanesinden 7 Nisan 2023 tarihinde Bodrum S Tipine sevk edilmiştir. Ülserotif Kolit, Ankilozan Spoldolit ve buna bağlı Romatoid Artrit hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklarından dolayı Gastroenteroloji ve Ramotoloji Polikliniklerinde düzenli olarak tedavi olması gerekmektedir. Ödemiş’te iken İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesine götürülüp getiriliyordu. Bodrum’da ise 2,5-3 saatlik yol ile Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülüyor. Sabah 09.00’da kelepçe takılıyor ve akşam 17.00-18.00 gibi geri getiriliyor ve bu süre içinde kelepçeli tutuluyor. Kalın bağırsak hastalığı nedeni ile sürekli tuvalete yakın olması gerekiyor ancak ne tuvalet ihtiyacı karşılanıyor ne de kelepçeleri açılıyor. Bağırsak hastalığı nedeni ile Gastroenterolojiye 2 yıldır gidiyor ancak şimdiye kadar uzman bir doktora görünememiştir” denildi.
Filiz’in her kontrolünün asistan hekimler tarafından tekrarlanan şekli ile yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “2019 yılında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından kanser teşhisi konuldu ancak İzmir’de yapılan biyopsi sonucunda kanser olmadığı ancak klinik şüphesi olduğu söylendi. Bodrum S Tipine geldikten sonra da 2 ay kadar önce kolonoskopi yapılmış ve kötü huylu olan yaranın aktif olduğu ifade edilmiştir. 2023 yılı başlarında Bakanlığın istemiyle sürekli hastalığının olup olmadığının tespiti istenmiş ve 13 Haziran 2023 tarihinde sağlık kurulu raporu ile ‘Sürekli hastalıkları bulunan hasta, cezaevinde kalamaz’ şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bu rapor Adli Tıp kurumuna gönderilmiş ancak Adli Tıp Kurumu güncel olan raporun tekrar güncellenmesini isteyerek hastayla birlikte getirilmesini istemiştir. 17 Kasım 2023 tarihinde hastane tarafından ‘Kronik hastalık olan Ülserotif Kolit ve Ankilozan Spondolit için tedavi devamı ve takipleri aksatmaması önerilir’ şeklinde rapor düzenlenmiştir. Şimdi bu rapor ile İstanbul Adli Tıp Kurumuna götürülecektir” ifadeleri yer aldı.
Hastalıkları nedeniyle çoğu yemeği tüketemeyen Filiz’in sıvı mama ile beslenmek zorunda olduğunu ve mamanın eczane aracılığı ile getirildiği kaydedilen açıklama şöyle devam etti: “Özel diyeti var ancak bu diyete uyulmuyor. Kendi imkanları ile kantinden yiyecek almaya ve ücretli ilaçları almaya maddi olanakları uygun değildir ve karşılayamıyor. Uzun yıllardır kronikleşmiş hastalıkları olan ve hapishanede kalamayacak durumda olan Mehmet Salih Filiz acil olarak tahliye edilmeli ve ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavileri sağlanmalıdır. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 484. haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu tüm sorunlar, kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”
İSTANBUL
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenledikleri “F Oturumu”nun 612’ncisini dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla hapishanelerdeki hak ihlalleri ve hasta tutsakların durumuna dikkat çekildi. Açılamayı İHD üyesi Taylan Bekin okudu.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tarihçesi ve maddelerine dikkat çeken Bekin, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve sonrasında Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerine göre; Bütün insanlar eşit doğarlar ve eşit muameleyi hak ederler. Nitekim bu eşitlik mahpuslara da uygulanmak zorunda olup, doğası gereği bir ceza olan kapatılmaya dayalı infaz sistemi, infaz uygulamaları ile daha büyük bir cezalandırmaya dönüştürülmemelidir. Mahpuslara insan onuruna yaraşır muamele edilmeli, ceza infazına dair kural ve koşullar insan hakları ve uluslararası sözleşmelerle uyumlu olmalıdır” şeklinde konuştu.
Dünya Tabipler Birliği’nin Lizbon Bildirisine işaret edem Bekin, Türkiye’de hasta tutsaklar söz konusu olunca, bildiri hükümlerinin göz ardı edildiğini söyledi. Türkiye’de tutsakların çok açık bir eşitsizliğe maruz bırakıldığını aktaran Bekin, adalete, sağlığa, beslenmeye, iletişime, temiz suya ve daha birçok hakka ulaşma noktasında ağır hak ihlallerinin yaşandığını vurguladı. Bekin, “Hapishanelerin olumsuz fiziki koşulları ve insan haklarına aykırı infaz uygulamalarının yarattığı ağır stres nedeniyle binlerce mahpus beden ve ruh sağlığını kaybetmektedir. Özellikle sağlık ve tedaviye erişim noktasında yaşanan sorunlar mahpusların yaşam haklarına ağır tehdit oluşturmakta, tedavi edilebilir hastalıklar bile mahpusların ölümü ile sonlanabilmektedir” diye belirtti.
“Devlet, sorumluluklarına uygun davranarak hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini sona erdirmeli” diyen Bekin, tutsaklar arasında ayrım gözetilmeksizin başta ağır hasta tutsaklar olmak üzere bütün hasta tutsakların tedavi ve sağlığa erişimleri önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti. Hasta tutsakların gerekli tedavi ve bakımın yapılması gerektiğini ifade eden Bekin, “Hasta tutsakların derhal tedavilerinin yapılması maksadıyla serbest bırakılmaları sağlanmalıdır. 612. F Oturması kapsamında ve İnsan Hakları Haftası vesilesi ile hasta mahpusların sağlık ve yaşam haklarının korunması için kamuoyunu duyarlılığa, yetkilileri sorumluluğa çağırıyoruz” dedi.
