Kadın Devriminden Devlet Entegrasyonuna: Bir Fotoğrafın Anlattığı Tasfiyecilik

1000117100

Devrimci Demokrasi

25 Ağustos 2026’da Şam’da çekilen bir fotoğraf, Rojava projesinin geldiği aşamayı gösteriyor. Fotoğrafta YPJ komutanı Newroz Ehmed, Suriye geçiş hükümeti başkanı Ahmed el-Şara ile görüşüyor; arkada Suriye bayrağı bulunuyor.

Bu kare, “kadın devrimi”, “özsavunma” ve “demokratik konfederalizm” söylemleriyle tanımlanan bir projenin, Suriye devletinin askeri ve güvenlik kurumlarıyla bütünleşme noktasına gelişini simgeliyor.

Aynı gün Mazlum Abdi, SDF’nin bağımsız askeri güç olarak varlığının sona erdiğini ve Suriye ordusuna entegrasyonun tamamlandığını açıkladı. YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel birim olarak korunmasına ilişkin görüşmeler ise sürüyor.

Asıl mesele fotoğraf değil, devrimci olduğu ileri sürülen bir projenin temel ilkelerinden ne ölçüde geri çekildiğidir.

“Kadın devrimi”nin iddiası

YPJ, yalnızca IŞİD’e karşı savaşan bir güç değil, kadınların kendi özsavunmasını örgütlediği toplumsal dönüşümün parçası olarak sunuldu. “Jin, Jiyan, Azadî” bu anlayışın simgesiydi.

Kadın, devletin korumasını bekleyen pasif bir özne değil, siyasal yaşamın kurucu unsuru olacaktı.

Bugün sorulması gereken şudur:

Sosyal devrim iddiasındaki bir kadın örgütlenmesi, devletin İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir güvenlik birimine dönüştüğünde başlangıçtaki iddia ne ölçüde korunur?

Mesele fotoğraf değil, siyasal yönelim

Tartışmayı “kim kiminle fotoğraf çektirdi?” düzeyine indirmek yanlıştır. Asıl mesele, Rojava’nın alternatif olarak sunduğu devlet aygıtının bugün kendi askeri ve siyasal kurumlarını bünyesine almasıdır.

SDF’nin bağımsız askeri güç olmaktan çıkarılması bunun en açık göstergesidir.

Dolayısıyla temel soru şudur:

Devrimci özerklik iddiasından devlet entegrasyonuna neden ve nasıl gelindi?

Realpolitik ve ilkelerin terk edilmesi

Savaş koşulları değişti; ABD’nin desteği geriledi, Türkiye’nin baskısı sürdü, SDF’nin alanı daraldı ve merkezi hükümet güç kazandı. Bunlar gerçektir.

Ancak gerçekliği kabul etmekle ona teslim olmak aynı şey değildir. Yenilgi koşullarında hangi ilkelerin terk edildiği, bir hareketin siyasal karakterini gösterir.

Bağımsız silahlı örgütlenme sonunda merkezi devletin askeri aygıtına devredilebiliyorsa, özsavunma anlayışının sınırları sorgulanmalıdır.

Çünkü devlet yalnızca kurumlar toplamı değil, belirli bir iktidarın örgütlü gücüdür. Devlet aygıtına katılmak, yalnızca üniforma veya maaş değişikliği değil, siyasal özerkliğin devredilmesidir.

YPJ açısından çelişki

YPJ’nin varlık gerekçesi, kadınların kendi özsavunmalarını kendi örgütlülükleriyle gerçekleştirmesiydi. Şimdi ise YPJ’nin İçişleri Bakanlığı içinde özel bir güvenlik birimi olarak konumlandırılması tartışılıyor.

Özsavunma hakkı ile devletin verdiği güvenlik görevi aynı şey değildir.

İlkinde kadın kendi siyasal örgütlülüğünün öznesidir. İkincisinde merkezi devletin sınırları içinde görev yapan güvenlik personeline dönüşür.

Kadın devrimi ve devlet sorunu

Kadınların silah taşıması, eşbaşkanlık veya kadın meclisleri tek başına toplumsal devrim anlamına gelmez. Kadın özgürlüğü sınıfsal iktidar, mülkiyet ve devlet sorunlarından koparıldığında reformizmin sınırlarına ulaşır.

ABD ve uluslararası koalisyon desteğine dayanan özerklik, koşullar değiştiğinde bağımsız bir çizgi üretmekte zorlandı.

Dış desteğe dayanan özerklik, dış desteğin çekilmesiyle devletler arası pazarlığın konusu haline gelir.

Sonuç

Fotoğrafı yalnızca “ihanet” olarak nitelemek de yetersizdir. Fotoğraf, devlet karşısında alternatif olarak sunulan bir projenin bugün devlet sınırları içinde yer aradığını gösteriyor.

Bir zamanlar kadınların kendi kendini savunmasından, demokratik konfederalizmden ve devlet dışı örgütlenmeden söz ediliyordu. Bugün ise kadın savaşçıların hangi devlet kurumuna bağlanacağı ve SDF’nin orduya entegrasyonu tartışılıyor.

Rojava’nın IŞİD’e karşı mücadelede ve kadınların özsavunmasında ortaya koyduğu kazanımlar küçümsenemez. Ancak bu kazanımlar siyasal çizgiyi eleştiriden muaf kılmaz.

Sorun yenilgi değil, yenilginin nasıl açıklandığıdır.

Kadınların özgürlüğü, devletin güvenlik kurumlarında yer edinmekten ibaret değildir. Ezilenlerin örgütlülüğü, siyasal iradesi ve özsavunması devlet denetimine devredildiğinde, geriye aynı devrimci proje mi kalır, yoksa yalnızca onun sembolleri mi?

25 Ağustos fotoğrafının asıl anlamı budur.

Exit mobile version