Krizin Faturasını Reddedenler Kazanacak!

KRIZ FOTO 2

Son dönemde açıklanan ekonomik veriler ve peş peşe gelen zam dalgaları, sermaye düzeninin yapısal krizini bir kez daha gözler önüne seriyor. Egemen siyasetin “enflasyonla mücadele” ve “istikrar” adı altında ambalajladığı her program, işçi sınıfının ve emekçi halkın sofrasından bir lokma daha çalınması anlamına geliyor.

Rakamların Arkasındaki Gerçek: Sınıfsal Kutuplaşma

Resmi kurumların makyajlı enflasyon verileri dahi sokaktaki yangını gizlemeye yetmiyor. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, emeklilerin insanca yaşam hakkının ellerinden alındığı bir kesitte, holdinglerin kâr oranlarını katlaması tesadüf değildir. Yaşanan süreç basit bir “yönetimsel beceriksizlik” değil, krizin faturasını tamamen emekçi kitlelerin sırtına yıkmayı hedefleyen bilinçli bir sermaye transferi politikasıdır.

Sermayenin İstikrarı, Halkın Sefaletidir: Fabrikalarda esnek çalışma, güvencesizlik ve sendikasızlaştırma dayatılırken; demokratik hak talepleri, grevler ve hak aramalar kolluk kuvvetlerinin baskısıyla bastırılmak isteniyor. Bu durum, egemenlerin ekonomik krizle başa çıkabilmek için baskı mekanizmalarını ne denli yoğunlaştıracağını açıkça göstermektedir.

Çıkış Yolu: Fiili ve Meşru Mücadele

Parlamenter illüzyonların ve sistem içi çözüm vaatlerinin kitleleri pasifize ettiği bir dönemde, Devrimci Demokrasi güçlerine düşen temel görev; hak gasplarına karşı sokakta, fabrikada, kampüste ve mahallede fiili-meşru mücadele hattını örmektir.

Mücadele statik bir hak arama çizgisinin ötesine geçerek;

  • İşçilerin sendikal örgütlenme ve grev hakkını savunmak,
  • Doğanın talanına karşı köylülerin yerel direnişlerini selamlamak,
  • Gençliğin özerk-demokratik üniversite talebini büyütmek,
  • Kürt halkı başta olmak üzere tüm ezilen kimliklerin üzerindeki baskılara karşı ortak bir demokratik cepheyi istikrarlı kılmak zorundadır.

Tarih kanıtlamıştır ki, egemenler kendi rızalarıyla hiçbir hakkı teslim etmezler. Bugün yaşanan derin yoksullaşma ve anti-demokratik kuşatma, ancak ve ancak tabandan yükselecek örgütlü bir halk dalgasıyla kırılabilir. Devrimci Demokrasi, bu dalganın hem taşıyıcısı hem de kuramsal-pratik pusulası olmaya devam edecektir. Krizin faturasını yaratanlar ödemeli, örgütlü halk direnişi kazanmalıdır!

Exit mobile version