LYON’DA PROTESTO HAKKINA POLİS MÜDAHALESİ: HAYAT PAHALILIĞINA KARŞI EYLEM DAHA BAŞLAMADAN GAZLA DAĞITILDI!

WhatsApp Image 2026-10-24 at 15.45.32f
https://devrimcidemokrasi5.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Video-2026-10-24-at-15.42.28v.mp4

Fransa’nın Lyon kentinde 24 Ekim’de hayat pahalılığına karşı düzenlenen ulusal seferberlik kapsamında toplanan göstericilere polis göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Kent merkezinin geniş bir bölümünde gösterilerin yasaklandığı gün, sabah saatlerinde Lyon 3 Üniversitesi’nin Manufacture des Tabacs yerleşkesi yakınında bir araya gelen yaklaşık 150 kişilik grup, polis tarafından dağıtıldı.

Fransız basınında yer alan bilgilere göre, göstericiler valilik tarafından belirlenen yasaklı bölgenin sınırına yakın bir noktada toplanmıştı. Polis, gruba göz yaşartıcı gaz kullanarak müdahale etti. Yaklaşık yirmi dakika süren toplanmanın ardından bölgedeki göstericiler çevredeki sokaklara dağıldı. Günün ilerleyen saatlerinde Lyon’daki protestolar sırasında yeniden polis müdahaleleri yaşandı.

Lyon’da gösteri yasağı: Kent merkezi saatlerce abluka altında

Rhône Valisi Étienne Guyot tarafından çıkarılan kararnameyle, 24 Ekim günü saat 10.00 ile 23.00 arasında Lyon’un geniş bir bölümünde gösteri, yürüyüş, kortej ve protesto amaçlı toplanmalar yasaklandı. Yasak; Presqu’île bölgesinin yanı sıra Vieux-Lyon’u, 6. arrondissement’ı ve 3. arrondissement’ın bazı kesimlerini kapsadı.

Valilik, kararın gerekçesi olarak 17 Ekim’de yaşanan yağma, işyeri hasarları ve güvenlik güçleriyle çatışmaları gösterdi. Bir önceki hafta Lyon’da 150’den fazla işyerinin zarar gördüğü, Bellecour Meydanı’ndaki turizm ofisinin ise kundaklanarak kullanılamaz hâle geldiği bildirildi.

Böylece 24 Ekim’deki seferberlik, daha başlangıcında geniş kapsamlı yasaklar ve yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Protesto çağrılarının farklı noktalara yayılması, kentte tek bir yürüyüş güzergâhı yerine dağınık toplanmaların ortaya çıkmasına yol açtı.

70 bin polis ve jandarma seferber edildi

Lyon’daki müdahaleler, Fransa genelinde protestolar için 70 bin polis ve jandarmanın görevlendirildiği bir günde yaşandı. İçişleri Bakanlığı, 17 Ekim’deki olayların tekrarlanmasını önlemeyi hedeflediğini açıkladı. Güvenlik planında özel polis ve jandarma birlikleri ile zırhlı araçların da bulunduğu duyuruldu.

Bununla birlikte, güvenlik gerekçesiyle alınan önlemler gösteri hakkı tartışmasını da büyüttü. Lyon’da yasak kararına karşı yapılan başvuruların reddedildiği bildirildi. Fransa genelinde ise sol partiler ve sendikalar, bazı kentlerde getirilen gösteri yasaklarına ve yürüyüş güzergâhlarının idari makamlar tarafından sınırlandırılmasına itiraz etti.

24 Ekim’deki seferberlik yalnızca sokaklardaki güvenlik önlemleriyle sınırlı değildi. Öğrenciler ve emekçiler; artan yaşam maliyetlerine, ücretlere, eğitim bütçesine, üniversitelerdeki kontenjan sorununa ve barınma koşullarına ilişkin taleplerini gündeme taşıdı.

Hayat pahalılığına karşı mücadele ve devletin güvenlik politikası

Lyon’da yaşananlar, Fransa’da sosyal hoşnutsuzluk ile kamu düzeni politikaları arasındaki gerilimi yeniden görünür kıldı. Artan fiyatlar, barınma sorunu ve kamusal hizmetlerdeki yetersizlikler nedeniyle yükselen protestolar, bir önceki haftaki yağma ve şiddet olaylarının ardından daha sıkı güvenlik önlemleriyle karşılandı.

Yağma ve işyerlerine yönelik saldırılar, kent sakinleri ve esnaf açısından somut zararlar doğurdu. Ancak bu olaylar ile hayat pahalılığına karşı barışçıl biçimde protesto hakkını kullananların taleplerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir kentte yaşanan şiddet olaylarının gerekçe gösterilerek geniş alanlarda bütün protesto amaçlı toplanmaların yasaklanması, toplantı ve gösteri özgürlüğünün sınırları üzerine ciddi bir tartışma yaratıyor.

Lyon’da sabah saatlerinde yaşanan müdahale, 24 Ekim seferberliğinin temel çelişkilerinden birini ortaya koyuyor: Emekçiler ve gençler geçim koşullarına, eğitim ve barınma sorunlarına karşı seslerini duyurmaya çalışırken kent merkezinin geniş bir bölümünde protestolar yasaklandı ve toplanan gruplar polis müdahalesiyle karşılaştı.

Sokaktaki toplumsal hoşnutsuzluğun kalıcı bir mücadeleye dönüşmesi, yalnızca eylemlerin büyüklüğüne değil, taleplerin açıklığına, örgütlenmenin sürekliliğine ve farklı mücadele alanları arasında kurulacak bağlara da bağlıdır. Lyon’daki gelişmeler, sosyal taleplerin güvenlik politikalarının gölgesinde kalmaması ve gösteri hakkının korunması tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.

Exit mobile version