İstanbul Maltepe Cevizli Mahallesi Doğu Sokak’ta 8 Ekim sabahı yedi katlı bir binanın ilk üç katı henüz belirlenemeyen bir nedenle çöktü. Olay yerine AFAD, itfaiye, UMKE, polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, binanın üst katlarında mahsur kalanlar tahliye edildi. Arama-kurtarma çalışmalarında aralarında çocukların da bulunduğu kişiler enkazdan sağ çıkarıldı. En az bir kişinin yaşamını yitirdiği, enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Henüz binanın neden çöktüğü kesinleşmiş değil. Ancak İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı, yapı stokunun önemli bölümünün eski olduğu ve deprem riski taşıdığı bir kentte her bina çökmesi yalnızca “talihsiz bir olay” olarak geçiştirilemez.
HALKIN CANI KÂR HESAPLARINA TESLİM EDİLEMEZ!
Bir bina çöktüğünde enkazın altında yalnızca beton ve demir değil, sistemin yıllardır biriktirdiği sorunlar da açığa çıkar. Denetimsiz yapılaşma, rant merkezli kent politikaları, yoksulların güvenli konutlara erişememesi ve kamu denetiminin niteliği birbirinden ayrı sorunlar değildir.
Deprem kuşağındaki İstanbul’da güvenli konut bir ayrıcalık değil, temel bir yaşam hakkıdır. Buna rağmen emekçiler, yüksek kiralar ve konut fiyatları karşısında güvenlik koşulları tartışmalı yapılarda yaşamaya mahkûm ediliyor.
Çöküşün hukuki ve teknik nedeni elbette soruşturmayla ortaya çıkarılmalıdır. Fakat sorumluluğu yalnızca birkaç kişiye indirgemek, yapısal sorunları görünmez hale getirir. Asıl soru şudur: İnsan yaşamını önceleyen bir kent politikası mı, yoksa rant ve kâr merkezli bir yapı düzeni mi?
Maltepe’deki enkaz, bu soruyu yeniden ve acı biçimde önümüze koyuyor.
