MÉLENCHON: “FRANSIZ HALKI SANILDIĞI GİBİ DEĞİL!”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fransa’da sol siyasetin öne çıkan isimlerinden Jean-Luc Mélenchon, L’Humanité gazetesinin redaksiyonunda gerçekleştirdiği konuşmada, Fransız halkının ırkçı ve faşist olduğu yönündeki değerlendirmelere tepki gösterdi.

Mélenchon, Fransa’da siyasi ve medyatik gündemin başörtüsü, abaya ve benzeri kimlik tartışmalarına yoğunlaştırılmasını eleştirerek, halkın büyük çoğunluğunun asıl gündeminin sağlık hizmetleri, ücretler ve geçim sıkıntısı olduğunu vurguladı.

Konuşmasında sert ifadeler kullanan Mélenchon, “Haydi bakalım, devam edin faşistler! Başörtüsünü konuşun, abayayı konuşun ve diğer tüm saçmalıklarınızı konuşun. Çünkü Fransız halkının büyük çoğunluğu sağlık sorunlarıyla ve maaş/geçim sıkıntısıyla boğuşuyor” dedi.

Mélenchon ayrıca insanların dini inançları, inançsızlıkları veya kıyafetleri üzerinden karşı karşıya getirilmesine tepki gösterdi. Başörtüsü ve abaya tartışmalarının halkın gerçek sorunlarının önüne geçirilmesinin toplumsal bölünmeleri derinleştirdiğini savundu.

Konuşma salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı.

Mélenchon’un çıkışı, Fransa’da giderek büyüyen kimlik siyaseti ile sınıfsal gerçeklik arasındaki çelişkiye dikkat çekmesi bakımından önem taşıyor.

İşçi ve emekçilerin ücretleri hayat pahalılığı karşısında erirken, sağlık ve sosyal hizmetler ciddi sorunlarla karşı karşıyayken, siyasal gündemin sürekli olarak başörtüsü, abaya, göçmenler ve dini kimlikler etrafında kurulması tesadüfi değildir.

Halkı inananlar ve inanmayanlar, başörtülüler ve başörtüsüzler, göçmenler ve Fransızlar biçiminde bölmek; sınıfsal çelişkilerin üzerini örtmenin en kullanışlı araçlarından biridir.

Burada mesele, Mélenchon’un bütün politik çizgisini benimsemek değildir. Devrimci açıdan asıl mesele, emekçilerin gerçek sorunlarını görünmez kılan bu siyasete karşı sınıf perspektifini öne çıkarmaktır.

Sermaye düzeni açısından işçinin hangi dine inandığı, başını örtüp örtmediği ya da hangi kökenden geldiği ikincildir. Asıl belirleyici olan, emeğinin sömürülmesi ve ürettiği zenginlikten yoksun bırakılmasıdır.

Bu nedenle devrimci sosyalist hareketin görevi, göcmen ve yerli emekçileri birbirine düşüren kimlikçi ve ırkçı politikaların karşısına işçi sınıfının ortak çıkarlarını ve halkların dayanışmasını koymaktır.

Başörtüsünü, abayı veya göçmeni hedef göstererek halkın geçim sorununu unutturmak isteyenlere karşı gerçek gündem açıktır:

İŞ, ÜCRET, SAĞLIK, BARINMA VE ÖZGÜRLÜK!

HALKLARI BÖLEN SERMAYE SİYASETİNE KARŞI, İŞÇİ SINIFININ BİRLİĞİ BÜYÜTÜLMELİDİR!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.