MEYDANLARDA YANKILANAN ENTERNASYONAL: BU DÜNYA BİZİM, GELECEK İŞÇİ SINIFININ VE HALKLARIN OLACAK!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fransa’nın meydanlarında hep bir ağızdan yükselen Enternasyonal Marşı, yalnızca geçmişin devrimci mücadelelerine gönderilmiş bir selam değil; geleceğe, henüz kazanılmamış zaferlere ve insanlığın kurtuluş umuduna yönelmiş güçlü bir haykırıştır.

Birbirinden farklı dillerin, yüzlerin ve hayatların aynı ezgide buluşması… Yumrukların havaya kalkması, seslerin birleşmesi, sözlerin meydanları doldurması… İşte Enternasyonal’in gerçek anlamı budur: Sınırları, ulusları, inançları ve dilleri aşan; emeğin, dayanışmanın ve ortak kurtuluş mücadelesinin evrensel dili!

Bu marş, bir yenilginin karanlığından doğdu. Eugène Pottier, 1871’de Paris Komünü’nün kanlı biçimde bastırılmasının ardından Enternasyonal’in dizelerini kaleme aldı. Paris sokaklarında barikatlar yıkılmış, Komüncülerin kanı dökülmüş, devrimci umut boğulmak istenmişti. Fakat egemen sınıfların silahları, tarihin akışına kazınan o dizeleri susturamadı. Şiir 1887’de yayımlandı; Pierre Degeyter’in bestesiyle 1888’de işçi sınıfının marşına dönüştü.

Pottier’nin dizeleri, yenilginin ardından gelen teslimiyetin değil, yeniden ayağa kalkma iradesinin ifadesiydi. Çünkü devrimci tarih, yalnızca kazanılmış zaferlerden değil, yenilgilerden çıkarılan derslerden, yeniden kurulan barikatlardan ve mücadeleyi kuşaktan kuşağa taşıyan kararlılıktan oluşur.

Bugün finans kapitalin dünya halklarına dayattığı sömürü, savaş, yoksulluk ve talan düzeni; emperyalist haydutluğun sınır tanımayan saldırganlığıyla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Emekçiler güvencesizliğe, işsizliğe ve sefalete mahkûm edilirken halklar savaşların, işgallerin ve zorbalığın bedelini kanlarıyla ödüyor. Sermaye bir avuç azınlığın servetini büyütürken insanlığın büyük çoğunluğuna yoksulluk ve geleceksizlik dayatılıyor.

Fakat bu düzen, tarihin son sözü değildir!

İşçi sınıfının, ezilen halkların, kadınların ve gençliğin öfkesi; dünyanın dört bir yanında grevlerde, direnişlerde, sokaklarda ve meydanlarda yeniden biçimleniyor. Her grev, her barikat, her isyan ve her dayanışma eylemi, başka bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Emperyalizmin gücü ne kadar büyük görünürse görünsün, sömürü düzeninin karşısında insanlığın özgürlük ve eşitlik özlemi büyümeye devam ediyor.

Enternasyonal’i bugün yeniden ve hep birlikte söylemek, yalnızca bir marşı tekrarlamak değildir. Bu, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemini diri tutmak; mücadele kararlılığını yenilemek; sınırların ötesinde işçi sınıfının ve ezilen halkların ortak çıkarlarını savunmaktır.

Unutulmamalıdır: Hiçbir egemenlik sonsuz değildir. Hiçbir sömürü düzeni tarihin dışına yerleşemez. Finans kapitalin, emperyalist savaşların ve gericiliğin hükmü de sonsuza kadar sürmeyecektir. Devrimler, sınıf mücadelelerinin tarihsel birikimi içinde, er ya da geç yeniden yükselecek; insanlığın kurtuluş arayışı yeni yollar açacaktır.

Bu nedenle Enternasyonal’in sesini yalnızca anma günlerinde değil, her mücadelede, her direnişte, her meydanda diri tutmalıyız. Çünkü umudu diri tutmak, mücadeleyi sürdürmenin; mücadeleyi sürdürmek ise zaferin koşullarını yaratmanın parçasıdır.

Fransa’nın meydanlarında yükselen bu ortak ses, dünyanın bütün işçilerine ve ezilen halklarına ulaşsın:

-Yaşasın işçi sınıfının enternasyonal dayanışması!

-Yaşasın dünya halklarının emperyalizme ve sömürüye karşı mücadelesi!

-Yaşasın sosyalizm ve komünizm mücadelesi!

-Proleterler ve ezilen halklar birleşin!

-Enternasyonal’in sesi susmayacak!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.